![]() |
Sabrı ve Şükrü
O'nun hayâtı, O'nun bütün ilâhî emirleri harfiyyen yerine getirdiğinin
şahididir. O, felâketlere hezimet ve musibetlere sabreder; lütuf ve nîmete
erince de şükrederdi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- bu iki vasfı
eşit olarak hâizdi. Ashâb'ından biri bir gün en büyük musîbetlere kimlerin hedef
olduklarını sordu. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- :
- Her türlü musibete herkesten ziyâde
peygamberler maruz kalırlar. Diğer insanlar da ruhanî mertebelerine göre
imtihana ve musîbete uğrarlar. "
(İbn-i Mâce) buyurdular.
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve
sellem- 'in hayatı bu ifadeye mutabıktı. O bütün peygamberler'in serveri
olduğundan peygamberler içinde en çok felâket ve musîbete ma'rûz kalanı idi.
O'nun sîretini tetkik edenler hayatının baştan başa çile ve meşakketlerle dolu
olduğunu görürler. Kur'ân da O'na sabretmeyi emretmektedir:
- Peygamberlerden şeriat sahiplerinin
sabrettiği gibi sen de sabref.'"(65a) O da bütün sıkıntılara, Allah (c.c.)'a
dayanarak sabretmişlerdir.
İnsan geçici felâketlere, muvakkat
sarsıntılara tahammül edebilir. Fakat peşpeşe gelen felâket ve musîbetlere
tahammül imkânsızdır. Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ; hicretten
önce Mekke'deki 13 seneyi meşakkat, felâket, ıstırap ve musîbetler içinde
geçirmiştir. Mekke ve Taif'in katı yürekli şakîleri tam 13 yıl O'nunla alay
ettiler. O'nu çeşitli işkencelere ma'rûz bıraktılar, her türlü hakaret ve
haksızlığa bile kalktılar. Bütün bu sıkıntılara ancak Rasûl-i Ekrem -sallallahu
aleyhi ve sellem- gibi bir Peygamber-i Zîşân sabredebilirdi.
Büyük işler başarmış dâhiler,
kumandan ve fâtihler bu başarılarını kendi akıl basîret ve bilgilerine
hamlederler. Fakat Allah'a yakın olanlar bu başarının kendilerine Allah'ın bir
lütfü olduğunu bilir ve O'na hamdederler. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve
sellem- de kendilerine bir nîmet, bir mu-zafferiyet nail olunca; derhal şükran
secdesine kapanırlardı. Mekkenin fethi esnasında Zituva'ya vardığı zaman Cenâb-ı
Hakk (c.c.)'ın kendini muvaffak ettiğini görmüş ve hayvanın sırtında secdeye
kapanmıştı.
M.Zekâ Konrapa
![]() |