![]() |
Allah'a Güveni
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in sîreti okunduğu zaman O'nun
hayatında en amansız felâketler, en inatçı ve en çetin musîbetlere uğradığı
halde ömründe zerre kadar korku, endişe veya ümitsizlik göstermediği görülür. Hz.
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'de yalnız ve himayesiz yaşadığı bir
çok felâketlere uğradığı, Uhud ve Huneyn gazaları esnasında en korkunç
tehlikelerle karşılaştığı zaman; aynı irâde kuvvetini, aynı sarsılmaz azmi
göstermişti. Amcaları Ebû Talip O'na - sallallahu aleyhi ve sellem-' bu dâvadan
vaz geçmesini söylediği zaman:
- "Amca! Yalnız kalacağımı düşünme!
Hakk yalnız kalmaz. Bir gün gelir araplar da arab olmayanlar da onu kabul eder!"
buyurmuşlardı.
Bir gün ashab'dan birine:
- "Yemin ederimki, bu dînin kemâl
mertebesine varacağı gün çok yakındır. O zaman gönüllerde Allah korkusundan
başka bir korku kalmayacaktır." demişlerdi. (Buhârî)
Hicret esnasında Kureyş O'nu
öldürmeği kararlaştırmıştı. Evi muhasara edilen Resûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-, son derece sükûnetle hara-ket ederek Hz. Ali'yi yerine bırakmış, o'na
geceyi yatağında geçirmesini emretmişlerdi.
O gece o yatak, işlenmesi plânlanan
bir cinayete sahne olacaktı. Hz. Ali büyük bir teslimiyetle bu emri yerine
getiriyordu. Resûlullah da ölüm yatağını gül bahçesine çevirmeğe kadir olan
Cenâb-ı Hakk'a i'timad ediyor ve gözü arkada kalmadan emin olarak
ayrılıyorlardı.
Evleri düşmanlar tarafından muhasara
edilmiş olan Allah'ın Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbının emrine
boyun eğerek ve O'na güvenerek kendisinin Hakk Peygamber oluşunu tasdik eden
Yasîn Sûresi'nin ilk âyetlerini okuyarak evlerinden ayrılmışlardı.
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve
sellem- 'in yolculuk boyunca devam eden mütevekkil tavırları, mağaradaki
teslimiyetleri, kendilerini ta'kip eden Süraka bin Cüş'üm'a karşı tutumları,
O'nun Allah (c.c.)'a tevekkül ve i'tima-dını gösteren en kuvvetli delillerdir.
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve
sellem-, Necid Gazası'ndan dönerken Ashab -radıyallahu anhum- ile birlikte bir
ağacın gölgesinde istirahat ederlerken, yorgunluktan hepsi uyuyakalmışlardı.
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- 'm kılıcı da ağacın üzerinde asılı idi.
Bu esnada oradan geçmekte olan bir bedevî bu vaziyetten istifâde ederek
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- 'i öldürmek istemiş, Allah'ın Resulü
uyandıklarında bedevînin kılıcı ile üzerine doğru yürüdüğünü görmüşlerdi.
Bedevî haykırarak:
- Seni benim elimden şimdi kim
kurtarabilir? dedi. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- :
- Allah! deyince bedevînin elindeki
kılıç yere düşmüştü: (65) İşte O -sallallahu aleyhi ve sellem- 'nün Allah
(c.c.)'a olan tevekkül ve i'timadı...
M.Zekâ Konrapa
![]() |