![]() |
Resûl'de Allah Sevgisi
Peygamberler iki yol ile insanları Allah'a davet etmişlerdir. Bunların biri
Allah'ın celâl ve kibriyâsını görerek insanları Cenâb-ı Hakk'ın azab ve
gazabından inzar etmişlerdirki, bunlara "Münzirin" denir. Hz. Nuh -aleyhisselam-Hz.
Musa -aleyhisselâm- gibi. Diğer bir kısmı ise Allah'ın cemâl tecellilerini
görerek insanları sevgi, aşk ve muhabbete çağıran peygamberlerdir. Hz. Yahya -aleyhisselâm-,
Hz. İsa -aleyhisselâm- gibi. Her iki sınıf peygamberler, devrin ihtiyacına göre
Hakk yola davet için gönderilmişlerdir. Fakat Peygamberimiz -sallallahu aleyhi
ve sellem- bu iki hususa eşit seviyede değer veren bir peygamber olarak
gönderilmiştir.
Bu i'tibarla Kur'ân'da:
"Şüphesiz biz seni rahmetimizin
müjdecisi ve azabamızın habercisi olarak hak Kur'ân ile gönderdik. "(62)
buyurulmaktadır.
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve
sellem-, Kur'ân lisaniyle gelmiş ve gelecek bütün günâhları afvolunduğu haber
verilmiş (63) olmasına rağmen ayakları şişinceye kadar kıyamda dururlar, gece
namazı kılarlar ve bunu gören bazıları O'na:
- Yâ Resûlallah sen Allah'ın
mağfiretine uğramış bir peygambersin. Bu kadar neden kendini yoruyorsun?"
dediklerinde; Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- cevaben:
- Bu büyük nimetin şükrünü eda etmiş
olmak gerekmez mi? buyurmuşlardır.
Bu hadis-i şerif, Peygamberimiz -sallallahu
aleyhi ve sellem- 'in kulluk ve ibâdetinin Allah'tan korkmak endişesi ile değil.
Allah sevgisi, zevkiyle olduğunu göstermektedir. Çünkü ona göre kıldığı iki
rekât namazın zevki dünyanın bütün zevklerinden üstündü. Kur'an'ın ifadesiyle
bütün inananlarda Allah sevgisi, herşeyden yüceydi (64).
M.Zekâ Konrapa
![]() |