![]() |
Yaşayışı
Sadelik ve samîmiyet, Rasûl-i Ekrem Efendimizin yüksek seciyesinin
(karakterinin) başlıca iki vasfını teşkil ederdi. Peygamberimiz gayet sade
yaşar, gayet sade giyinir, gayet sade yemekler yerdi. Bulduğunu yer, bulduğunu
giyer, yer üstünde oturmaktan çekinmezdi: (660). Her şeyde sadeliği tercih
ederdi. Kendisine güzel bir yemek verilse ona iştirak eder fakat, umumî olarak,
bir türlü yemekten fazla yemezdi.
İslâm dininde dünyayı bırakmak
yoktur. Müslümanlık rahipliği yasaklayan bir dindir: (661). Bir müslüman, halâl
olan bütün dünya zeveklerinden faydalanır. Fakat, Peygamberimiz, zevkler içinde
yaşamaktan hoşlanmazdı. Esas vazifeyi ihmale sebep olması bakımından,
başkalarının zevklere dalmalarını da yasaklardı. Mertçe görünebilmeleri için,
erkeklerin ipekli elbise giymelerini istemezdi. Kendisinin devamlı olarak
giydiği, keçi kılından örme elbiseydi. Son nefesini de böyle elbise içinde
vermiştik.(662) Dünya elbisesine ehemmiyet vermezdi.
- "Dünya eşyasının bana ne lüzumu
var? Benim, dünya ile alâkam, yolunda giderken bir ağaca rastlayan, öğle vakti
dinlenmek için o ağacın gölgesine sığınan, sonra yine yoluna devam eden bir
yolcunun alâkası gibidir." derdi. (663).
Hicretin dokuzuncu yılı elde edilen
ganimetler sayesinde, Medine'de ashabın durumu düzelmiş, umumî refah artmıştı.
Fakat, Peygamberimizin evi, eski halini muhafaza ediyordu. Bütün evinin
mefruşatı: Bir yatak, bir hasır, bir toprak su ibriği gibi basit eşyadan
ibaretti. Yatağı: Bir örtü, deriden bir şilte veya iki katlı bir kumaş
parçasıydı. Rasûl-i Ekrem, birçok gecelerini yemeksiz geçirirdi. Günlerce bacası
tütmez, aylarca evinde ışık yanmadığı olurdu. Bütün ailesi, yalnız hurma ve su
ile geçinirdi: (664).
Hazreti Âişe diyor ki:
- "Peygamberimizin vefatı zamanı,
evimizde yiyecek olarak, bir miktar yulaftan başka bir şey yoktu." (665). Rasûl-i
Ekrem: - "Bu dünyada, bir misafire bu kadar eşya kâfidir." derdi (666). Halbuki,
devletin hazinesi, Rasûl-i Ekremin emrindeydi. Fazla olarak kendisine ashabın
zenginleri, her şeyi seve seve sağlarlardı.
İslâm tarihçileri derler ki:
- Cenabı Hak, bütün dünyadaki
hazinelerin anahtarlarını ona vermiş, fakat, O reddetmişti: (667).
Hazreti Ömer, Rasûl-i Ekremin
odasını, bir ziyaretinde şöyle anlatıyordu:
- "Rasûl-i Ekremin sırtında bir
ihramı vardı. Bir tarafta çıplak bir sedir, üzerinde deriden bir yatak, bir
köşede bir avuç yulaf, bir post, boş bir su tulumu gördüm. Bu görünüş karşısında
ağladım. Rasûl-i Ekrem sebebini sordu;
-"Üzerinde yattığınız yatak,
vücudunuz üzerinde iz bırakmış. Bütün malınız bu oda içinde. Kayserler ve
kisralar, dünyanın bütün zevkini sürdükleri halde, siz, Allahın Peygamberi,
böyle bir hayat geçiriyorsunuz!" diye cevap verdim. O zaman, Rasûl-i Ekrem:
- "Ey Hattâboğlu! İstemez misin ki,
bu dünya onların olsun, âhiret nimeti de bizim olsun!" buyurmuştu: (668).
M.Zekâ Konrapa
![]() |