![]() |
Rasûl-i Ekremin Şemaili
Rasûl-i Ekrem: Uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri yapılı, güçlü kuvvetli,
biçimli bir insandı. Cildi yumuşak, teni kırmızı-beyazdı. Kirpikleri siyah ve
uzun, gözleri kara ve büyücek, iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine
yakındı. Saçları ne dümdüz, ne de kıvırcıktı. Sakalı sık ve bir tutamdı. Büyük
başlı, hilâl kaşlıydı. Alnı yüksek, burnu çekme, boynu uzun, göğsü genişti.
Karnı ile göğsü birdi. Şişman değildi. Zayıf da değildi. Sıkı etliydi.
Ayaklarının altı çukurdu, düz değildi. Gözleri uzağı görür, kulakları uzaktan
ses alırdı. Ağzı genişçeydi. Dişleri sıktı. Yüzünün bütün çizgileri görülürdü.
Omuzları etli, omuz kemikleri enliydi: (631).
Hâsılı Rasûl-i Ekrem diğer Peygamberler gibi âzası tamdı ve mükem-meldi (632).
Fakat, onların en güzeliydi. Güzel yüzlüydü. Güzel vücutlu idi. Cevdet Paşa der
ki:
"Rengi ne kireç gibi ak, ne de karayağız, belki ikisi ortası ve gül gibi
kırmızıya bakar, beyaz ve berrak, mübarek yüzünde nur parlardı. Gözlerinin
akında bile kırmızılık vardı. Dişleri inci gibi parlar, söylerken Onun
dişlerinden nur saçılır, gülerken ağzı bir lâtif şimşek gibi ziya saçarak
açılırdı.
Vefatında saçısakalı henüz ağarmaya başlamıştı". (633). Meddâh-ı Ra-sûl: Hassân
ibni Sâbit-il-Ensârî'rim meşhur kıt'asını: (634) onüç asır sonra "M. Nuri"
adında bir Türk şairi şu suretle Türkçeye çevirmişti:
"Görmedi asla dîdeler senden güzel bir kimseyi Doğmadı hiç bir kadından senden
ecmel Yâ Nebi! Ayb ü noksandan müberradır vücûd-i akdesin Arzun üzre yaratmış
gûya Yezdan seni."
Ashâbdan Hazreti Câbir:
- Peygamberin yüzü güneş gibi, ay gibi parlaktı. Mehtaplı bir gecede bir kere
Peygamberimizin, bir kere de ayın yüzüne baktım. Resulün yüzü daha çekiciydi."
demişti. İki omuzunun arasında "Nübüvvet Hâtemi" vardı. Fakat, bu "Nübüvvet
Mühürü" bir güvercin yumurtası kadar kırmızı bir gudde (beze, yumruca) idi.
Siyah benler bir araya gelerek uzun kıllı bir ben oluvermişti: (635).
M.Zekâ Konrapa
![]() |