![]() |
Rasûl-i Ekremin Teçhizi
ve Defni
(2/3 Rebiulevvel 11 = 28/29
Mayıs 632, Salı/Çarşamba)
Hazreti Ebûbekr, Medine camiinde yapılan umumî bey'atten sonra, Rasûl-i Ekremin
cenazesi işinde de bulundu. Hazreti Peygambere karşı son vazifesini de yapmış
oldu.
Pazartesi günü öğleden sonra vefat
etmiş bulunan Rasûl-i Ekremin cenazesi ancak bir gün sonra, Salı günü
hazırlanabilmişti. Bu en mühim vazife, en yakın akrabası tarafından yapıldı.
İslâmiyetin ilk başşehri Medine'de
görülen en büyük acı, önce müslümanları telâşa düşürdü, sonra ihtilâfa yol açtı.
Daha sonra, anlaşma hâsıl oldu; Hazreti Ebûbekre bey'at edildi. Bey'at
merasiminden sonra, bütün ashab, Rasûl-i Ekremin son hizmetini ifaya can
atıyordu. Fakat, Hazreti Ebûbekr buna mani olmuş, "Herkes bu işe karışacak
olursa işin bitmeyeceğini" söylemişti. Hazreti Ali odanın kapısını kapadı, içeri
kimseyi almadı. Yalnız, ensâr pek fazla ısrar ettiklerinden ve Hazreti Ali'ye
karşı: "Allah rızası için, bizi Peygambere hizmetten menetme!" diye
bağırıştıkları için, onların adına "Havla oğlu Evs"e müsaade edildi.
Gasl (yıkama) işini Hazreti Ali
yaptı. Hazreti Abbâs ile oğulları cesedi bir taraftan bir tarafa çeviriyorlar,
Üsâme de su döküyordu. Havla oğlu su taşımıştı: (588).
Yıkanırken, elbisesi çıkarılmış,
üzerinde yalnız gömleği bırakılmış, fakat cesede Hazreti Ali'nin eli
dokunmamıştı.
İbni Hişâmın rivayetine göre, Rasûl-i Ekremi yıkarken, Hazreti Ali:
- "Hayatında da paksın. Ölümünde de
paksın!" demişti. Gasl işi tamamlandıktan sonra, önce Hazreti Ebûbekrin oğlu
Abdullahın hazırladığı Yemen kumaşlarıyle kefenlenmişti. Fakat, sonra bu kefen
değiştirildi. Onun yerine üç parça pamuklu kumaş kullanıldı: (589).
Hücrenin kapıları herkese açıldı.
Rasûl-i Ekremin cesedi, sedir üstüne konulmuştu. Bundan sonra, Rasûl-i Ekremin
nereye gömüleceği meselesi ortaya çıktı. Çeşitli fikirler ileri sürüldü.
Sonunda, Hazreti Ebûbekr, bir hadîs rivayet etti. Rasûl-i Ekrem bu hadîsinde:
- "Allah, her Peygamberin ruhunu, o
Peygamberin gömülmesini istediği yerde alır" buyurmuştu (690). Bu hadîse göre:
Rasûl-i Ekremin, öldüğü yerde defnolun-ması gerektiğini söyledi: (591). Bunun
üzerine, Rasûl-i Ekremin cesedi kaldırıldı, Mezarı, Hazreti, Âişenin hücresinde,
üstünde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde kazıldı.
Hazreti Âişe, Rasûl-i Ekrem'in, "Bekı" mezarlığı gibi, açık bir yerde gö-mülmediğini
açıklarken:
- "Hazreti Peygamber, açık bir yerde
defnedilmiş olsaydı, Onun mezarına halkın aşırı derecede tazim etmelerine mâni
olmak zor olurdu. Bu da, Peygamberin mezarını bir ibadet yeri yapmağa yol
açardı." demişti. (592).
Mekkelilerin mezarını Ebû Ubeyde,
Medinelilerin mezarını da Ebû Talha kazardı. Bu sebepten her ikisine de haber
gönderildi. Önce, Ebû Talha geldiği için, Rasûl-i Ekremin mezarı, ensârdan Ebû
Talha tarafından, Medinelilerin âdetine göre hazırlandı. Mezar toprağı çok
rutubetli görüldüğü için, Rasûl-i Ekremin, üzerinde vefat ettiği yatak, mezara
serildi: (593).
Cenaze hazırlandıktan sonra, herkes
cenaze namazını edaya koştu. Cenaze, odanın içinde bulunuyordu. Bu sebepten,
müslümanlar, küçük küçük cemaatler halinde hücreden içeri girmişler, cenaze
namazını kılmışlardı. Önce, Hazreti Ebûbekr, Hazreti Ömer ve muhacirlerle içeri
girerek:
- "Selâm sana, Ey Rasûl-i Ekrem,
Allanın rahmeti ve bereketi sana!" demişler, namazı kılmışlar, onlar çıkmış
başkaları girmiş; önce erkekler namazı kılmış sonra kadınlara sıra gelmiş,
kadınlardan sonra çocuklar Rasûl-i Ekremin cenaze namazını kılmışlardı:(594).
Yalnız, bu namaz esnasında, kimse imamlık yapmamıştı. Hazreti Ali:
- "Onun üzerine kimse imamlık
yapmasın. O sizin, hayatında da, ölümünde de imamınızdır!" demişti: (595).
Hazreti Âişenin odası küçüktü. Namaz
ayrı ayrı kılındı. Bu sebepten, geceyarısına kadar sürdü, uzadı. Namazın
tamamlanması beklendi.
Rasûl-i Ekremin mübarek cesedi:
Hazreti Ali ile Hazreti Abbasın oğlu Fadl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahmân
tarafından mezarına indirildi (596). İlâhî Peygamberlerin sonuncusu ve âlemlerin
rahmeti olan Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem- salıyı çarşambaya
bağlayan gece toprağa verildi: (597).
(2/3 Rabiulevvel 11 = 28/29 Mayıs
632, Salı/Çarşamba)
Hazreti Âişe:
- "Biz, Rasûl-i Ekremin Çarşamba
gecesi gömüldüğünü, geceyarısı kürek sesleri duyarak öğrenmiş olduk." demişti:
(598).
Rasûl-i Ekremin kızı Hazreti Fâtıma, babasının ölümü üzerine söylemiş olduğu çok
acıklı meşhur mersiyesinde:
- "Benim üzerime öyle musibetler
döküldü ki; eğer onlar gündüzler üzerine dökülseydi gece olurdu. "Diyerek derin
ve büyük acısını bu suretle ifade etmek istemişti: (599).
M.Zekâ Konrapa
![]() |