![]() |
Hacc ve İbâdet
Hac farizası: İslâmî farzların beşinci ve sonuncusudur: (504). Hac sözü: Lisanda
"ziyaret etmek", "kasdetmek", mânâlarına geldiği için, "Haccülbeyt, Haccül Kâ'be"
denilmiştir.
İslâm dininde ibâdetler, ya beden ile yapılır; buna; "bedenî ibâdetler" denir.
Veya mal ile ifa edilir; buna da: "mâlî ibâdetler" adı verilir.
Namaz, beden ile yapılan ibâdetlerin mümessilidir. Zekât da: mal ile öd'e-nen
ibâdetleri temsil eder. Hac: hem beden ile hem de mal ile yapıldığı için,
ibâdetlerin üçüncü kısmı sayılmıştır: (505).
Namaz ile zekât, diğer ibâdetlerden önce farz kılınmıştı. Hac ise, sona kaldı.
Haccın diğer ibâdetlerden sonraya kalması, islâmın şartlarını tamamlaması
yüzündendi. Müslümanlık, İlâhî dinlerin en sonuncusu ve en mükemmeli oldu. Hac
da İslâm dininin olgunluğunu kemale varışını ve tamam oluşunu anlatmaktadır.
Kâ'be: Her devirde müslümanların kıblesi, dünyanın her tarafına dalga dalga
yayılan, yayıldıkça da genişleyen İslâm âleminin kalbi oldu.
Günde beş defa kılınan namaz, müslümanlığa bir farizadır. Birkaç saat ara ile
yapılan küçük bir "Hac" dır. Ruhların her gün maddî hayattan beş defa ayrılışı
ve kendi âleminde ruhanî dakikalar yaşamasıdır.
Ramazanda bir ay tutulan oruç da: Nefislerin bir ay maddî ihtiraslardan
kurtuluşu ve bütün bir ay süresince, ruhanî âleme "Hac" etmesidir: (506). Fakat,
en büyük fariza: Hac dır. Hac, bütün farizaları tamamlar. Allah rızası için,
insanın yerinden, yurdundan, ailesinden uzaklaşması, yola çıkmasıdır.
Müslümanlık, insanlığın umumî dini, olduğu gibi, Hac farizası da, muhtelif
bölgelerde yaşayan insanlık parçalarını bir noktada birleştirir.
Müslümanlıkta şehâdet kelimesi, hem mü'minleri biribirlerine bağlar, hem de
umumî vicdana ekilen bir tohumdur. Namaz, en büyük devlet reisinden en aşağı bir
fakire kadar herkesi Allah huzurunda bir tutar. Oruç ise, mahrumiyette
müsavattır. Zenginle fakiri eşit yapar. Hacca gelince en son gayedir.
Müslümanlık her bakımdan, olgun insanın dinidir.
Müslümanlık, meşveret dinidir. Müslümanlar arasında dört türlü şûrâ
vardır:
Mahalle şûrası
Cum'a şûrası
iki bayram şûrası,
Arafat şûrası,
Ma1halle şûrası: Komşuların günde beş defa, mahalle mescidinde toplanması,
namazdan sonra, imamın başkanlığında meşverette bulunmasıdır. Mahalle camilerine
"Mescid" denir. Cemaatin getireceği haberler, mahalle mescidinde, namazdan
sonra, müzakere edilir, kararlar verilir.
Cum'a şûrası: Haftadan haftaya daha çok cemaatin dahabüyükcâmide toplanmasıdır.
Orada daha büyük bir toplantıda, seçilmiş bir hatîp tarafından minberde bir
haftalık, İslâm âlemine dair haberler beyan ve izah edilir. Cum'a namazı
kılınır.
İki Bayram Şûrâları: Senede iki defa yapılan toplantılardır. Bütün Cum'a
câmileri cemaatleri, bayram câmilerinde toplanarak namazlarınkeda eder. Burada
İslam alemine dairbir senedeki vukuatın hulasası, hatip tarafından bildirilir.
(507)
Arafat şûrası ise, Mekke'de, Arafat dağında, bütün İslâm âleminin iştirakiyle yapılan umumî toplantı, büyük ölçüde bir islâm kongresiydi.
Hacc Farîzası yazarı der ki: - Neticede İslâm milletlerinin büyükleri, fa-rîzayı
edadan yüzçevirmişler ve bu farizanın yüksek maksatlarına akıl erdiremez
olmuşlardır. Halbuki Hac farizasının ifası sayesinde yeryzünün gördüğü dîn? ve
içtimaî en büyük kongre toplanmaktadır. Bu kongrenin hedefi ise, en muntazam, en
amelî ve en elverişli vesilelerle İslâmın varlığını korumaktır.":
(508)
Hac farîzası, yalnız dînî bir vazifenin ifası değil, dinî vazifeyi yapmakla
beraber aynı zamanda siyasî bir meşveretti. Bu hakikati bizlere Rasûl-i Ekrem
Efendimizin "Vedâ Haccında: "Vedâ Hutbesi" göstermiş ve öğretmişti.
M.Zekâ Konrapa
![]() |