Benî Kurayza Gazvesi (5/627)

        Mekkeli müşrikler, Medine'ye karşı üç defa saldırışta bulunmuşlardı. Bu üç saldırışın üçü de (Bedirde, Uhudda, Hendekte) durdurulmuştu.
        Rasûl-i Ekrem, Medine yahudileriyle de üç defa savaşmak zorunda kaldı: Birincisi Benî Kaynuka' Gazvesi, ikincisi Benî Nadîr Gazvesi, üçüncüsü, Benî Kurayza Gazvesi idi.
        Benî Kaynuka' Gazvesi, Büyük Bedir savaşından sonra, Benî Nadîr gazvesi, Uhud savaşından sonra, Benî Kurayza Gazvesi de Hendek muhasarasından sonra yapılmış, Benî Kaynuka' ile Benî Nadîr yahudileri Medine'den çıkarılmış, Benî Kurayza ise cezalandırılmıştı.
        Benî Kurayza yahudileri, Benî Nadîr gibi, Benî Kaynuka' gibi Medine yahudilerindendi. Rasûl-i Ekrem, Medine'ye hicret ettiği zaman, diğer yahudiler gibi, Kurayzaoğulları ile de bir muahede yapmış, bunların da mallarını, canlarını ve hürriyetlerini emniyet altına almış. Uhud harbinden sonra, Ra-sûli Ekrem, muahedelerin yenilenmesine lüzum görmüştü. Benî Nadîr, mua-hedenamenin yenilenmesine yanaşmadığı ve İslâm düşmanlığını açıklamaktan çekinmediği için sürgün edilmişti. Fakat, Kurayzaoğulları eski ahidlerini yeniledikleri için yerlerinde bırakılmıştı.
        Hendek harbinde ve Medine muhasarasında, bütün müşriklerle Benî Na-dîrin eski reisleri birleşerek Medine'ye son bir saldırış yaptıkları zaman, Benî Kurayza bir müddet daha, Rasûl-i Ekremle yaptığı muahedenameye saygı gösterdi. Düşmanın teklifini reddetti. Ancak, Benî Nadîrin başkanlarından Ah-tab oğlu Huyye, Benî Kurayzayı kandırmaya muvaffak oldu. Rasûl-i Ekremle yapılan muahedeyi bozdurdu. Hendek Gazvesinin en nazik devresinde Kurayza oğulları Kureyşîlerle birleşti. Harbe katıldı. Bu suretle, müşterek vatanlarına ihanet etmiş oldular. Halbuki, mevcut muahedeye göre, Benî Ku-rayzanın Rasûl-i Ekremle birleşerek, müşterek vatan olan "Medine"yi mütecaviz düşmana karşı müdafaa etmesi gerekiyordu. Tersine olarak, düşmanla işbirliği yapması, müslümanlar için son derece tehlikeliydi. Çünkü Benî Kurayza, Medine'nin her tarafını pek iyi biliyordu. Şehri kuşatmış olan düşmana Medine'nin zayıf noktalarını gösterir, müşriklere büyük yardımlar sağlarlardı. Benî Kurayza'nın bu hareketi, müslümanların geçirmekte olduğu siyasî buhranı artırıyordu. Aynı zamanda, Benî Kurayzanın bulunduğu mevki, Medine'ye pek yakın, müslümalar için büyük bir tehlike kaynağıydı. Müşrikler, Medine'ye Benî Kurayza yurdundan saldıracak olurlarsa, muhakkak bütün müslümanları kılıçtan geçirebilirlerdi. Bu hale de yahudiler sebebiyet vermiş olurdu.
        Kurayzaoğulları, ötedenberi Evs kabilesinin himayesi altında bulunuyordu. Evsin başkanı Muâz oğlu Sa'din yaptığı nasihatleri dinlemediler. Hattâ, Rasûl-i Ekrem hakkında bile küstahça sözler söylemekten çekinmemişlerdi: (395).
        Hendek Gazvesi, müslümanlar lehine sona erince, artık, Benî Kurayza meselesini çözmek, savaşın en nazik ve korkunç anında irtikâp edilen alçaklığın hesabını kendilerinden sormak gerekiyordu:
        Rasûl-i Ekrem harb sahasından şehre döndüğü gün, ilâhî ilham üzerine, Benî Kurayza yurduna sefer yapılması emrini verdi. Hattâ askerî yürüyüşün süratini sağlamak için de:
        - "Sizden hiçbiriniz, ikindi namazını kılmasın, ancak Benî Kurayza yurdunda kılsın!" buyurdu.
        Ashâbdan bazıları vakti geçirmemek için, ikindi namazlarını yolda kıldıkları halde, bir kısmı da, emrin şekline uyarak, Benî Kurayza'ya varmadıkça namazlarını eda etmemişlerdi.
        Peygamber Efendimiz, sancağı Hazreti Ali'ye verdi. Öncü olarak Benî Kurayza üzerine gönderdi. Yahudiler, kendi kaleleri önünde Hazreti Ali'yi görünce son derece hiddetlendiler. Rasûl-i Ekreme soğup saymağa başladılar. Kalelerine kapanarak kendilerini müdafaaya karar verdiler. Nüfusları dokuz yüz kişiydi. Yahudiler, eğer müslüman askerlerini iyi karşılasaydılar, muhakkak kusurları affolunurdu.
        Askerî birlikler, takım takım Benî Kurayza yurdunda toplandı. Müslüman askerlerinin sayısı üçbindi. Yahudiler muhasara altına alındılar. Benî Kurayza muhasarası yirmibeş gün sürdü: (396). Yahudiler, ahidlerinı bozduklarına pişman oldular. Kayıtsız, şartsız teslime mecbur kaldılar. Yalnız Rasûl-i Ek-: remin değil, Rasûlüllah yerine, Evs kabilesi başkanı Muâz oğlu Sa'din hakemliğini istediler: (397).Çünkü, Benî Kurayza, Evs kabilesinin himayesinde bulunuyordu. Rasûl-i Ekrem Efendimiz de. yahudilerin isteklerini uygun buldu. Sa'din hakemliğine razı oldu. Sa'de haber yolladı. Halbuki o zaman Sa'd hastaydı. Hendek Gazvesinde yaralanmış, tedavi altında bulunuyordu. Sa'd hasta olarak kalktı, geldi ve hakemliğini yaptı:
        - Benî Kurayza, Hendek savaşının nazik devresinde, sebepsiz olarak, ahidlerini bozdukları için, canı sıkılıyordu. Muahedelerin şerefini düşündü. Verilecek cezanın yapılan cinayete uygun olması fikrinde bulundu. Haklarında verilecek karar için yahudilere sordu:
        - "Kur'ân-ı Kerîmin hükümlerini mi isterler, yoksa, kendi kanunlarının tatbikini mi tercih ederler?" dedi. Yahudiler, İbranî kanunlarını isteyince, hakem Sa'd, hüküm ve kararını Hz. Musa şerîatine göre verdi. BU hüküm-gereğince:
        - Eli silâh tutan erkekler idam olunacak. Kadınlarla çocuklar esir edilecek. Malları zaptolunacak. Çünkü, Kurayza oğulları, Musa şerîatinde bulunuyorlardı. Verilen hüküm de "Ahd-i Kadîm" denilen "Tevrâf'a, Tevrâtın da "Tesniye" adındaki kitabının 20 nci babındaki (13-14) üncü âyetlerine uygun düşmüştü: (398).
        O zaman, Rasûl-i Ekrem de:
        - "Ey Sa'd! Allahın hükmüne uygun hükmettin!" buyurdu: (399). Benî Kurayza yahudileri de Sa'din bu hükmünü dinledikleri zaman, Tevrâta uygun olduğunu itiraf etmişlerdi: (400)
        Benî Kurayza hakkındaki hüküm ve karar, Medine'de Hazreti Ali ile Hazreti Zübeyr tarafından tatbik edildi. İdam edilen erkeklerin sayısı dörtyüzdü: (401). Bunlar arasında, bütün bu felâketlere sebep olan Ahtab oğlu Huyye ile Benî Kurayza kabilesinin başkanı Es'ad oğlu Ka'b de bulunuyordu.
        Ahtab oğlu Huyye, siyaset meydanına getirildiği zaman, Rasûl-i Ekrem, halka karşı:
        - "Ey Nâs! Allahın emrinde hiçbir mahzur yok. Bu, bir hükm-i ilâhî, bir kader-i İlâhî ve İsrâîloğullanna yazılan bir azâb-ı İlâhîdir" buyurdu: (402)
        Sa'd ibn-i Muâzın, yahudiler hakkında verdiği bu hüküm, bugünkü devletler hukukuna da uygundur. Çünkü, vatana ihanet edenler, düşmanla birleşerek vatandaşlarına karşı silâh kullananlar, devlet başkanına küfredenler, idam cezasıyla cezalandırılmaktadır. Beni Kurayza yahudileri, buların hepsini yapmıştı.
        Sa'd ibni Muâzı, Hendek Gazvesinde yaralayan, Benî Kurayzadan bir yahudi değildi. Kureyşîlerden bir Arabdı: (403). Aldığı yara yüzüden kurtulamadı, vefat etti. Sa'din ölümü, Medine'de müslümanlar arasında büyük bir acı oldu. Hazreti Sa'd, 'karakteri bakımından Hazreti Ömere benziyordu.


Dipnot

M.Zekâ Konrapa

Peygamberimiz