Benî Nadîr Gazvesi (4/626)

        Benî Nadîr ile Benî Kurayza yahudileri, Medineye yakın iki saatlik yerde otururlardı. Bunlar da, Rasûl-i Ekremle ayrı ayrı muahede yapmışlardı. Bu anlaşmalarla yahudilerin mal ve can emniyyetleri sağlanmış, kendilerine din hürriyeti verilmiş, buna karşılık olarak yahudilerin de maddî yardımda bulunmaları karara bağlanmıştı.
        Bir yanlışlık olarak, Ümeyye oğlu Amr tarafından öldürülen Âmiroğulları kabilesinden iki kişinin diyeti (can bedeli) henüz ödenmemişti. Âmiroğulları, Ben' Nadîrin müttefikiydi. Bundan fazla, diyetin bir kısmı Benî Nadir tarafından ödenecekti. Yapılan muahede, bunu zarurî kılıyordu.
        Rasûl-i Ekrem, ashâbdan on zatı yanına aldı. Benî Nadîr yurduna gitti. Diyetin kendilerine düşen bölümünü istedi. Yahudilerin reisi, Peygamberimizin teklifini iyi karşıladı. Fakat, Rasûl-i Ekrem'in kendi ayaklarına gelmesini fırsat bildiler. Ona suikasd yapmayı düşündüler. Bu sayede müslümanlığı yok edebileceklerdi. Yemek hazırlanıncaya kadar, Rasûl-i Ekremi, bir evin duvar dibinde oturmaya davet ettiler. Evin damından Peygamberin başına, bir adam vasıtasiyle, büyük bir taş atacaklardı.
        Ancak, Rasûl-i Ekrem, yahudilerin bu kötü. maksatlarını hemen anladı. Derhal, o evin oturduğu gölgesinden kalktı. Oradan uzaklaştı. Biraz sonra ashâbdan: Ebûbekir, Ömer ve Ali -radıyallahu anhüm- meraka düştü. Birer birer Rasûli Ekremi aramaya koyuldular. Medineye döndüğünü anladılar. Yahudilerin, Rasûl-i Ekreme suikasd yapacakları meydana çıktı. Bu hareketleriyle muahedeyi bozmuş olan Benî Nadîre Hazreti Peygamber tarafından haber yollandı: Ya muahedenin yenilenmesi veya on gün içinde Medine'den çıkmaları ihtar edildi: (388).
        O zaman münafıkların başı Abdullah, adam yolladı. Kendilerine yardım vaadinde bufundu. Benî Nadîre sebat tavsiye etti. Yurtlarından çıkmamalarını, Benî Kurayza, yahudileri tarafından da yardım sağlanacağını sözüne ekledi: 089).
        Benî Nadir, kalelerinin sağlamlığına güveniyordu. Bir yıllık yiyeceklerini de kalelerinde depo etmişlerdi. Kureyşîlerle ötedenberi gizli münasebetleri de vardı. Hele Uhud gazasından sonra, yahudilerin müslümanlara karşı tavırları büsbütün başkalaşmıştı. Rasûl-i Ekreme karşı yapılmak istenen sui-kasd teşebbüsü de Kureyşin evvelce yahudilere yaptığı tekliften ileri geliyordu. Hele Mekkeliler, bu teklifleriyle Benî Nadîr yahudilerini şımartmışlardı.
        Medinenin diğer yahudilerinden Benî Kurayza kabilesi bile muahedelerini yeniledikleri halde, Nadîroğulları, Rasûl-i Ekremin teklifine yanaşmadılar. Hattâ, şiddetle karşı bile durdular. Bu sebepten, Rasûl-i Ekrem, ashâbiyle birlikte Benî Nadîrin kalelerini kuşattı. Benî Nadîr gazvesi başlamış oldu: (4 Rabîulevvel 4/626): (390).
        Muhasara onbeş veya yirmi gün sürdü. Savaş, sokaktan sokağa, evden eve atlıyarak devam etti. Rasûl-i Ekrem, muhasara esnasında Nadîroğulları-nın hurmalıklarını kestirdi ve yaktırdı: (391). Bilhassa, Arabların yemedikleri bir nevi hurma ağacı olan ağaçları kesildi: (392). Bu suretle, Nadîroğullarınm barınmak ümitleri de kalmadı. Çünkü, bu ağaçların pusu olarak kullanılmak ihtimali de önlenmiş oldu.
        Artık, Benî Nadîr yahudileri bunalmıştı. Münafıkların, kendilerine vaad etmiş oldukları yardım gelmedi. Benî kurayza yahudileri de Nadîroğullarını yalnız bırakmıştı. O zaman Benî Nadîr aman diledi: (393). Kendilerine Medine'den çıkmaları için izin verildi. Taşıyabilecekleri malları da beraberlerinde götürebileceklerdi.
        Uhud savaşından altı ay geçmişti: Nadîroğulları şehirden çıkarılırken, pek neşeli görünüyorlardı. Altıyüz deveye kadınlarını, çocuklarını, eşyalarını, hattâ evlerinin enkazını bile yüklemişlerdi. Genç kızlar en yeni elbiselerini giymişler, en kıymetli ziynetlerini takmışlar, develer üstünde def çalarak şarkı söyleyerek, raks (dans) ederek, bayrama gider gibi, Medine çarşılarından geçiyorlardı. Medine o zamana kadar böyle bir şenlik görmemişti: (394). Bu suretle, kalbî üzüntülerini saklamaya çalışıyorlardı. Bunların bir kısmı Şama (Dimeşk) gitti. Bir kısmı Filistine göç etti. Reisleri ise Haybere sığındı. Hay-bere iltica edenler, Selâm, Kinâne, Huyye adındaki reislerdi. Bunların "Hendek" harbinin hazırlanmasında rolleri mühimdi: (Mekkeli müşfiklerle yapılan harblerden (c) maddesindeki Hendek Gazvesine bakınız!) Aynı reisler, Hayber harbine de sebep olmuşlardı.
        Beni Nadîr gazvesinde müslümanlara pek çok silâh ve ganimet malı kaldı. Nadîroğulları elli zırh, elli miğfer, üçyüz kırk kılıç bırakmışlardı. Yalnız bunların bırakmış oldukları toprak ganimet malı değildi. Rasûl-i Ekremin şahsına ait oldu. Peygamber Efendimiz, bu toprakları, Medine'deki ilk muhacirlere, fakirlere, yoksullara dağıttı. Fakat, yahudilerden müslüman olanların malları yine kendilerinde kaldı.
        Nadîroğulları kabilesinin Medine'den çıkarılmasının siyasî hayatta mühim tesiri görüldü. Rasûl-i Ekremin nüfuzu kuvvetlendi.


Dipnot

M.Zekâ Konrapa

Peygamberimiz