![]() |
Benî Kaynuka' Gazvesi (2/624)
Hicretin ikinci yılı, Şevval ayında, Rasûl-i Ekremin yaptığı bu savaşa İslâm
tarihinde: "Beni Kaynuka" gazvesi adı verilir: (383). Benî Kaynuka' gazvesi,
Hazreti Peygamberin Medine yahudileriyle yaptığı ilk savaştı. Rasûl-i Ekremle
yaptıkları muahedeyi, yahudilerden ilk bozan da Kaynuka' yahudi-leri oldu:
(384). Benî Kaynuka, gazvesi, Büyük Bedir gazvesiyle Uhud gazvesi arasındaydı.
Müslümanların Bedir savaşını kazanmış
olması. yahudilerin hoşlarına gitmedi. Esasen yahudilerle münafıklar,
müslümanların aleyhine gizli gizli çalışıyorlardı. Bedirden önce Kureyşîler,
müslümanlar aleyhine, münafıkları nasıl teşvik etmişlerse, yahudileri de tehdide
kalkmışlardı. Yahudilerin müslümanlara karşı siyasî durumu hiç de iyi değildi.
Hattâ, Rasûl-i Ekremin hayatı bile tehlikedeydi: (385).
Bedir Gazvesi üzerinden henüz bir ay
geçmişti. Yahudilerin en cesuru sayılan Benî Kaynuka' yahudileri ilk defa,
ensârla yapılan vatandaşlık muahedesini bozarak harbe karar verdiler.
Kendilerinin, Kureyşîler gibi olmadıklarını da ileri sürdüler.
Benî Kaynuka' gazvesine, bir
müslümanla yahudiler arasında çıkan kavga sebep olmuştu. Ensârdan bir müslüman
kadını, bir kuyumcu dükkânında, yahudiler tarafından hakarete uğruyor. Kadını
kurtarmaya kalkan müslüman, yahudilerin hücumuna uğruyor. Hakareti yapan yahudi
de, kadına taraftarlık eden müslüman da öldürülüyor. Bu sebepten müslümanlarla
Benî Kaynuka' yahudilerinin arası açıldı.
Rasûl-i Ekrem, yahudilerin reisiyle
görüştü. Yahudilere:
- "Allahtan korkunuz! Yoksa,
müşriklerin Bedirde uğradıkları felâkete siz de uğrarsınız!" dedi. Bunları hem
tehdit etti, hem de sulhu bozmak istemiyordu. Kendilerine, muahedenin
yenilenmesini teklif etti. Yahudiler, Peygamberimizin teklifine yanaşmadıkları
gibi:
- "Ey Muhammed! Sen bizi, savaşın ne
olduğunu bilmeyen Kureyşîler mi sanıyorsun? Bizimle bir defa harb edersen, o
zaman savaşın tadını anlarsın!" diyecek kadar cüretlerini artırmışlardı.
Esasen yahudiler, muahedeyi bozmuş
oldukları için, müslümanlara karşı harb açmışlar, Rasûl-i Ekrem de savaşa
katılmıştı (386): (Şevval 2/624).
Yahudiler kalelerine kapandı.
Kendilerini müdafaaya başladı. Diğer yahudi kabileleriyle münafıklardan yardım
geleceğini umuyorlardı. Müslümanlar da bunların mahallelerini kuşattı. Muhasara
onbeş gün sürdü.
Benî Kaynuka' beklediği imdadı
göremedi. Amana düştü. Teslime karar verdi. Sözlerinde durmıyarak muahedeyi
bozdukları için, Rasûl-i Ekremin vereceği cezaya boyun eğdiler. O zamanın örf ve
âdeti gereğince teslim olanlar öldürülürdü. Fakat, Kaynuka' yahudileri, Hazrec
kabilesinin himayesinde bulunuyordu. Münafıkların reisi Übeyy oğlu Abdullah da
Hazrec eşrafından-dı. Yahudilerin affını Hazreti Peygamberden diledi. Bu
suretle, yediyüz kişiden ibaret bulunan yahudilerin hayatları kurtuldu.
Medineden çıkıp gitmeleri sağlandı. Suriye'ye sürüldü. Ele geçen ganimet malının
beşte biri, Beytül-mâl (hazine) için ayrıldı. Geri kalanı gazilere taksim
edildi. Toprakları da topraksız müslümanlara verildi.
Benî Kaynuka' hâdisesinden sonra,
Rasûl-i Ekrem, artık yahudi kâtibi kullanmamaya karar verdi. Neccâroğullarından
"Zeyd ibn-i Sâbif'i yanına kâtip aldı. Suriye, Irak, Mısır'ın resmî dili olan "Ârâmice"yi
öğrenmesini Zeyde tenbih eyledi: (387)
Medine yahudilerinden vatandaşlık
muahedesini ilk bozan Benî Kaynuka' kabilesiydi. Medine'den ilk sürülen kabile
de Benî Kaynuka' oldu.
M.Zekâ Konrapa
![]() |