![]() |
İfk (İftira) Hâdisesi
Yine bu gazve esnasında idi. Hazreti Âişe, tabiî bir ihtiyaç yüzünden,
devesindeki mahfe (hevdec) sinden çıkmış, kafileden ayrılmıştı. Geri döndü" ğü
zaman, boynundaki gerdanlığın düşmüş olduğunu gördü. Geri döndü. Aradı, buldu.
Ancak, ararken vakit geçmiş, dönüşünde askerî birliği yerinde bulamamıştı. Çöl
ortasında kaybolmaktansa bulunduğu yerde kalmayı tercih eddi. Orada bekledi.
Halbuki, ordu harekete kalkarken, Hazreti Âişe devesinin üstünde, mahfesi içinde
var sanılmış. Çünkü, Âişe ufak yapılı bir kadındı. Mahfesinde varlığı belli
olmuyordu.
Tam bu sırada, ordunun levazımıyla
uğraşan kafileden geri kalanları toplama işiyle vazifeli ashabdan Safvan arkadan
yetişti. Hazreti Âişeyi orada, yapayalnız oturur görünce, hemen devesine aldı.
Âişe yüzünü örtmüş, Safvan da Âişeye bir kelime bile söylememişti. Yalnız,
Safvan, devenin yularını tutarak hareket etti. Askerî birliğe bu suretle
yetişmiş oldu.
Kafile istirahattaydı. Âişe, deve
sırtında bulunuyordu. Bu hal, münafıklara güzel bir sermaye oldu. Birtakım
dedikodulara yol açtı. Tarihe de "İfk" (iftira) kıssası adıyla geçti.
Münafıkların Hazreti Âişeye böyle bir
bühtanda bulunmaları, Âişenin babası Hazreti Ebubekr ile Peygamberimizin arasını
açmak içindi. Münafıkların reisi Übeyy oğlu Abdullah, bu iftirayı hemen her
tarafa yaydı. Ne acı bir hakikattir ki, bu haberi en geç duyan da Hazreti Âişe
oldu.
İslâm tarihinde, Hazreti Hatice'den
sonra, kadınların en büyük siması bulunan Hazreti Âişe'nin yüksek ahlâk ve iffet
sahibi olduğunda şüphe yoktu. Fakat, Rasûl-i Ekrem, bu hakikati herkese
bildirmek istedi. Tahkikat yaptırdı. İstişarelerde bulundu. Sonunda, İlâhî vahy
geldi: (361) Büyük Peygamberimizin zevcesi, Hazreti Ebûbekrin kızı Hazreti
Âişenin masum bulunduğu, Kur'ân âyetleriyle meydana çıktı: (362).
İftira edenler hakkında şer'î ceza (Hadd-i
kazf) tatbik edildi. Rasûl-i Ekremin zevcesine karşı sevgisi bir kat daha artmış
oldu.
Asr-ı Seâdet müellifi der ki:
- "Zamanımızın hıristiyan yazarları
bu hâdiseyle uzun uzadıya meşgul olmuşlar, bu işde eski münafıklarla yarışa
kalkmışlardı. Esasen onlardan, başka ne beklenebilirdi?"- (363)
M.Zekâ Konrapa
![]() |