![]() |
Müreysi' Gazvesi (6/627)
Mekkeli olmayan müşriklerle ilk yapılan gazve "Müreysî Gazası" oldu. Hendek
Gazvesinden sonra, Hudeybiye barışından önce yapıldı. Bu gazveye "Müreysî
Gazvesi" denildiği gibi, "Benî Mustalik Harbi" adı da verilmektedir.
Mustalikoğulları, Huzâa kabilesinin
bir koluydu. Müreysî'de Huzâa yurdunda bir kuyuya veya bir suya verilen bir
isimdi.
Mustalikoğulları kabilesinden bir
oymak, Necid yanında, Medineye dokuz günlük bir yerde otururlardı. Şimdiye kadar
müslümanlarla iyi geçinirlerdi. Kabile başkanı Ebûdırâr oğlu Haris idi. Haris,
Kureyşîlerin teşvikine kapıldı. Hem kendi aşiretinden, hem de civardaki
bedevîlerden asker toplamaya başladı.
Mustalikoğulları, Medineye
saldıracaklarını, Peygamberi öldüreceklerini, Kureyşîlerin başaramadıklarını
bizzat kendilerinin başaracaklarını söylüyorlardı.
Bunların bu alçakça hareketleri
Medine'de duyuldu. Rasûl-i Ekrem de tahkik ettirdi. Haberin doğruluğu anlaşıldı.
Hemen Hazreti Peygamber harekete geçti. Medinede Harise oğlu Zeydi, kendi yerine
kaymakam olarak bıraktı. Muhacirlerin bayrağını Ebûbekre, ensârın bayrağını da
Ubâde oğlu Sa'de verdi. Bin kişilik bir kuvvetle yola çıktı. Otuz kadar atlısı
vardı. Yalnız, İslâm ordusuna, şimdiye kadar görülmemiş sayıda münafık
karışmıştı.
İbn-i Sa'd'in rivayetine göre düşman,
müslümanların bu hareketini duydu. İçlerine korku düştü. Öteden beriden
toplanmış olan bedevîler, paniğe kapıldı, birdenbire dağılıverdi. Kabile başkanı
Harisin yanında kendi kabilesinden başka asker kalmamıştı. Düşmanın ordu
merkezi, Müreysî' suyu başında, müslümanlar tarafından basıldı. Kendilerine,
İslâm'a girmeleri teklif edildi. Kabul etmedikleri görülünce, ok cengi başladı
ve bir saat sürdü: (2 Şa'ban 6/17 Aralık 627) (357).
Rasûl-i Ekrem, ordusunu saff-ı harb
nizamına sokmuş, hücum pek şiddetli olmuştu. Mustalikoğulları dayanamadı; ya
esir oldu veya kaçtı. On ölü vermişlerdi. Müslümanlardan ise bir şehîd vardı.
Müreysî' Gazasında, ganimet malı
olarak, müslümanların ellerine yedi-yüz esir, ikibin deve, beşbin koyun
geçmişti.Medineye dönüldükten sonra. her esirin akrabası gelir, fidyesini
(kurtuluş parası) verir, esirini kurtarırdı. Esirler arasında kabile başkanı
Harisin kızı "Cüveyriye" de vardı. Kocası savaşta ölmüş, kendisi esir düşmüştü.
Haris, Rasûl-i Ekreme başvurdu.
Kızının cariye olamayacağını ileri sürdü. Asaletinden bahsetti. Şerefinin
korunmasını istedi. O zaman Hazreti Peygamber, Cüveyriye'nin fikrini sordu.
Kendi yanında kalmayı tercih ettiğini anlayınca, bizzat fidyesini verdi. Bu
suretle serbest kalan Cüveyriye de, kendi isteğiyle, Rasûl-i Ekremle evlendi.
Öte yanda, ashabı kiram, Cüveyriyenin Peygamberimizle evlendiğini görünce:
- "Peygamber zevcesinin akrabası,
esir olamaz!" dediler. Ellerinde bulunan bütün esirleri serbest bıraktılar:
(358). Bu sebepten Hazreti Âişe, Cüveyriye için: - "Ömrümde, kavmi hakkında bu
kadar hayırlı olan bir kadın görmedim." demişti.
Görülüyor ki, Hazreti Peygamberin
Cüveyriye ile evlenmesi tamamiyle siyasî bir olaydı.
2 Şa'banda yapılan Müreysî' Gazvesi
yirmisekiz gün sürmüş, Resûlullah, Ramazan başında Medineye dönmüştü. "Teyemmüm"âyeti
bu gazada geldiği gibi, ifk (iftira) olayı da bu gazve esnasında ortaya çıkmış
oldu. Münafıklar, Hazreti Âişe'ye iftirada bulunmuşlardı.
Teyemmüm:
Rasûl-i Ekremin âdetiydi: Gazaya
çıkarken, zevcelerinden birini kur'a ile seçer, beraberinde götürürdü. Müreysî'
Gazvesinde de böyle olmuş, Hazreti Âişe'yi yanına almıştı. Gazveden dönülürken
Medineye yakın bir yerde, asker bir gece konakladı. Orada su yoktu. Sabaha karşı
kafile, oradan hareket edecek, su başına yetişecekti. Tam kalkacakları sırada,
Âişenin boynundaki gerdanlık kaybolmuştu. Bu gerdanlık ablasınındı. Arandı,
fakat bulunamadı. Bu yüzden ordunun hareketi gecikti. Askerin abdest alacak
suları da yoktu. Sabah namazı vakti girmişti. Ashab telâş içinde kaldı. Hattâ,
Hazreti Ebû-bekrin fena halde canı sıkılmıştı. Bu hale sebep olduğu için, kızı
Âişeye çattı. Ve hırpaladı bile. İşte, böyle nazik bir zamanda "Teyemmüm" âyeti
geldi: (359)
- Eğer hasta veya yolda olursanız
veya biriniz halâdan gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz
toprakla teyemmüm edin (niy-yetle). -Ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün.
Bütün asker, teyemmüm ederek
namazlarını kıldı: (360). Bu suretle teyemmüme izin verilmiş olduğu için, herkes
memnun oldu.
Namazdan sonra, askeri birlik
harekete kalkarken, gerdanlığın deve altında kalmış olduğu görüldü.
M.Zekâ Konrapa
![]() |