![]() |
Seriyyeler ve Gazâlar
Rasûl-i
Ekrem, Medine devrinde, İslâm dinini koruyabilmek için (242), çeşitli
düşmanlarla savaşmak zorunda kalmıştı. Peygamber Efendimiz bu savaşların bir
kısmında bizzat, kendisi bulundu. Fakat bir kısmında bulunamadı. Hele, Medine
devrlnin ilk zamanlarında tertiplenen savaş birliklerine katılamamış, yalnız
akıncı birlikleri göndermeyi uygun bulmuştu. Daha hicretin ilk yılından
başlayarak, Medine'nin âsâyişini muhafaza için şehir içinde devriyeler
tertiplemiş, düşmanın ahvalini kontrol için de etrafa keşif kolları çıkarmıştı.
İşte, gece vakti çıkarılan bu harb
birliklerine: "keşif kolu" mânasına "seriyye" adı veriidi.
Seriyyeler: en azı beş, en çoğu 400
kişiye kadar yükselen askeri birliklerdi. Fakat bunların başlarına getirilecek
kumandanların seçiminde en ziyade askeri vasıfların bulunmasına dikkat edilirdi.
Rasûl-i Ekremin başrnda bulunduğu ve
bizzat idare ettiği harblere de "gazve" denir. Gazvelerin sayısı: 27 dir, Fakat;
seriyyelerin sayısı: 47 veya bu sayının üstündedir.
Peygamberimizin ilk olarak
tertiplediği üç seriyyeden birincisi: amcası "Hazreti Hamza'nın Seriyyesi" idi.
ilk askerî İslâm sancağı da bu birliğe verilen "Ak sancak" oldu.
Gazvelerin birincisi: "Ebva"
gazvesiydi. İkincisi: Buvât, üçüncüsü: Uşeyre, dördüncüsü: Küçük Bedir (ilk
Bedir), beşincisi: Büyük Bedir gazaları oldu.
Bu beş gazveden dört evvelkisinde
"kıtâl" olmadığı ve kan dökülmediği için, "Büyük Bedir": ilk harb gazvesi
sayıldı.
Ancak; düşmanlarla müslümanlar arasında dökülen ilk kan da: Rasûl-i Ekremin
halazâdesi "Abdullah bin Cahş" kumandasında bulunan seriyyede görüldü.
Rasûl-i Ekremin bizzat bulunmuş
oldukları gazvelerın dokuzunda çarpışmalar oldu, kan döküldü. Bunlar da: Bedir,
Uhud, Müreysî', Hendek, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn ve Tâif gazalarıydı.
İslâmın doğuş asrında yani yedinci
yüzyılda, düşmanlarını, dört takımda toplamak mümkindir: Müşrikler, münafıklar;
yahudiler ve hıristiyanlar.
Mekke devrinde islâmın ilk düşmanı:
"Müşrikler" idi. Medine'ye hicretten sonra, bu ilk azılı düşmana, münafıklar ve
yahudiler gibi, iki düşman daha katıldı. Bu suretle, islâm düşmanları üçe çıkmış
oldu: müşrikler, münafıklar, yahudiler.
Hudeybiye barışından sonra, Rasûl-i
Ekrem hükümdarları İslâma dâvet edince, müslümanlığa karşı kurulan düşmanlık
cephesinde "hıristiyanlar" da görüldü. İslâm düşmanları: müşrikler, münafıklar,
yahudiler ve hıristiyanlar olarak dörde yükseldi.
Müşriklerle hıristiyanlann
düşmanlıkları: Yalnız dıştan idi. Münafıkların, içden, yahudilerinki ise: hem
içden hem dıştan oldu.
Rasûl-i Ekrem devrinde İslâm
harblerini üç bölümde mütalâa edebiliriz:
1 - Müşriklerle yapılan İslâm
harbleri
2 - Yahudilerle yapılan İslâm
harbleri.
3 - Hıristiyanlarla olan İslâm
harbleri.
M.Zekâ Konrapa
![]() |