![]() |
Beşinci Yıl:
İlk Habeş Hicreti, Ğaranik Meselesi
Müslümanların ilk Habeş Hicreti ve Ğaranik meselesi
Rasûl-i Ekrem Efendimiz, ashâbına
(arkadaşlarına) Kureyşîler tarafın-dan yapılan bu insafsızca ezalara
dayanamıyordu. Mekke'den çıkmalarına, Habeş diyarına göç etmelerine izin verdi.
Habeş ili, ötedenberi Arablarca bilinen bir bölgeydi. Müslümanlar, Mekke'de dînî
vazifelerini hür ve serbest olarak yapamıyorlardı. Fazla olarak, Müslümanlığı
yayma vazifesi de vardı. Bu sebepten, ilk Habeş Hicreti, Mekke devrinin beşinci
yılı yapıldı: (Receb/615). İlk kafileye onaltı müslüman katılmıştı. Başlarında
hiçbir reis yoktu. İçlerin-de: Zevcesi ile beraber Hazreti Osman, Zübeyr,
Abdurrahman ibni Avf, Abdullah ibni Mes'ud gibi muhterem zâtlar vardı. Mekke'den
ayrı ayrı çıkmışlar, sahile inmiş, kiraladıkları bir gemiyle Habeşistana
geçmişlerdi. Orada Ha-beş Necâşîsi (yani hükümdarı) tarafından iyi
karşılanmışlardı. O zaman: Ha-beş Necaşîsi: "Adhametübnü Amr" idi.
Mekkeli muhâcirler, Habeşistanda
ancak üç ay kalabildiler. Garip bir şayia üzerine Mekke'ye dönmüşlerdi. O sırada
Mekke'de "Necm" Sûresi nâzil olmuştu.
Fahr-i âlem Efendimiz, bu sûreyi
müşriklerle müslümanların toplu bulunduğu "Mescid-i Harâm" da yüksek sesle, âyet
âyet okuyordu. Sûrenin sonunda, secde âyetine gelince, Rasûl-i Ekrem ilk olarak
secdeye kapandı. Bunu gören müşrikler de secdeye vardılar. Rasûlüllah, secdesini
Cenâb-ı Hakka yapıyordu. Müşrikler ise, kendi putlarına secde etmişlerdi. Çünkü,
sûrenin içinde, müşriklerin tanrılarından "Lât, Uzzâ ve Menât" putlarının
isimleri geçiyordu.
Müslümanlarla müşriklerin secdelerini
ayrı ayrı, kendi tanrılarına ve fa-kat, aynı zamanda yapmış bulunmaları,
Mekkelilerin İslâm Dinine girmiş oldukları şayiasına sebep oldu. Bu şayia, Habeş
iline kadar yayıldı. Oraya göç etmiş bulunan İslâm muhâcirlerinin, geri
vatanlarına dönmelerine yol açtı. Ancak, ilk Habeş muhâcirleri, Mekke'ye gelir
gelmez, şayianın asılsızlığını öğrendiler. Geri döndüklerine pişman oldular.
Çünkü, müşriklerin zulümleri daha da artmıştı. Bunlarda tekrar hicret hevesi
canlandı. Mekke devrinin yedinci yılı, ikinci Habeş hicreti yapılmış oldu.
"Necm" sûresinin sonunda, müşriklerle
müslümanların aynı zamanda, kendi tanrılarına secdeye varmış olmaları, nasıl o
zaman "Mekkelilerin müslüman oldukları!" şayiasını çıkarmış ise, daha sonraları,
"Garanik" meselesi adıyla uydurma bir yalanın ortaya konulmasına sebep oldu.
Gûya, Rasûl-i Ekrem, "Necm" sûresini
tebliğ buyururken:
- "Lât ve Uzzâ'yı ve diğer üçüncü
menâtı görüyor musunuz?" (âyet: 19-20) âyetlerini okumuş, biraz durmuş, o
sırada:
- "Tilkel ğaranikül ulâ ve inne
şefaatehünne letürteca. Bunlar, yüksek putlardır. Onların da şefaati umulur?"
sözleri işitilmiş (!). Putların lehine olarak söylenen bu cümleden müşrikler
memnun olmuşlar, müslümanlarla birlikte secdeye kapanmalarına sebep, bu sözler
olmuş (!). Fakat, yanlışlık sonradan anlaşılmış (!). Meğer bu cümle, şeytanın
telkini eseriymiş!!..
Mahzâ Rasûl-i Ekrem'e rezilâne bir
iftira, rnüslümanlığa da garazkârane bir düşmanlık eseri olarak çıkarılmış
bulunan bu "Garanik meselesi", en büyük tefsir yazarları ve hadis âlimleri, en
değerli siyer sahipleri ve kıymetli İslâm tarihçileri tarafından kesin bir
şekilde yalanlanmıştır (143).
Megâzî sahibi İbn-i İshak: "Ğaranik
kıssası, zındıkların mevzuatındandır."diyor. Zındıkların, bu rivayeti "Bahreyn"
de uydurmuş oldukları bildirilmektedir (144).
Asr-ı Saâdet müellifi der ki "Bu
Ğaranik meselesi, tamamiyle esassız bir uydurmadır, Beyhakî, Kâdî İyâs, Allâme
Aynî, Hâfız Münzirî, Allâme Nevevî gibi, birçok büyük muhaddisler, bunun
tamamiyle uydurma olduğunu isbat eylemişlerdir." (145). Ğaranik (Ak kuşlar)
hakkında Şeyh Muhammed Abdûh der ki "Arabların nazım ve nesrinde ilâhlarını
ğâranik kelimesiyle anlattıkları kat'iyyen görülmemiştir. Bu hikâye, lisan
bakımından da çürüktür."
Ğâranik meselesinin doğruluğunu kabûl
edebilmek için, büyük İslâm inkılâbının rûhunu kavramamış olmak ve Müslümanlığın
hâkim fikrinden uzaklaşmış bulunmak lâzımdır. Esasen Kur'ân-ı Kerîm, baştanbaşa,
putatapıcılığın aleyhinde olduğu gibi, "Necm" sûresi de puta tapıcılığı takbih
etmektedir. Bununla beraber, bu konuda hataya düşmüş yazarlarımız da yok
değildir. Hıristiyan müellifleri, kitaplarına aldıkları bu gibi uydurma
rivayetlerde, hep Doğu yazarlarının dikkatsizliklerinden, gafletinden
faydalanmışlardı. Vâkıdî ile Taberînin mevsuk olmayan rivayetlerinden biri de,
bu "Ğaranik meselesi" idi. En büyük ulemâ tarafından da reddolunmuştu. imam
Buhârî (vefatı: 256/869), Vâkıdî (vefatı: 207/822) ile aynı asırda yaşamış
olduğu halde, bu rivayeti zikretmemiştir. Altı sahîh hadîs kitabı, Rasûl-i
Ekrem'in en doğru hadîslerinden bahsettiği halde, bu hâdise hakkında, hiçbir şey
vermemektedir (146)
M.Zekâ Konrapa
![]() |