![]() |
Hazreti Talha -radiyallahu anh-
Talha, Ebûbekrin irşadiyle müslüman olan beşlerin beşincisi: (Osman-Abdurrahmân-Sa'd-Zübeyr-Talha).
İslâma sebkeden ilk Mekkeli sekizlerin sekizıncisi: (Ebûbekr-AIİ-Zeyd-Osman-Abdurrahmân-Sa'd-Zübeyr-Talha)
idi. Aşere-i Mübeşşeredendi:
(Ebûbekr-Ömer-Osman-AIi-Talha-Zübeyr-Sa'd-Abdurrahmân-Saîd-Ebû
Ubeyde). Şurâ ashâbı olan altılardandı: (Osman - Ali - Talha - Zübeyr - Sa'd -
Abdurrahman). Fakat, meşveret meclisinin toplanma zamanı, Medine'de bulunamadığı
için, müzakerelere katılmadı.
Talha, Kureyş kabilesinden, Hazreti
Ebûbekr gibi, Teymoğulları kolundandı. Babası: Abdullah idi. Sülâlesi. üçüncü
babada (Amr) Ebûbekrin, yedinci babada (Mürre) Resûl-ı Ekrem'in sülâlesiyle
birleşmektedir.
Talha, İslâma girdiği zaman
müşriklerden pek çok zulüm görmüştü. Bedir Gazasından başka, bütün savaşlarda ve
"Bey'atürridvân" da Resûl-i Ekremle beraber bulundu. Bedir Gazvesinde: Resûl-i
Ekrem. Talhayı, Kureyşin kervanını tahkik için Şama göndermişti. Bu sebepten,
Bedir Gazasına katılamamış, fakat ganimetlerden hissesi ayrılmıştı. Uhud
Gazvesinde, savaşın en nazik dakikalarında, Resûl-i Ekrem'in yanın-dan
ayrılmamış, hattâ düşman tarafından. Peygamberimize atılan bir kılıcı koluyla
defettiği için, eli çolak olmuştu. Halife Osmanın öldürülmesiyle başlayan anarşi
devam ediyordu. Mısırlılar: Hazreti Ali'yi, Basralılar: Hazreti Talhayı,
Kûfeliler: Hazreti Zübeyri istiyorlardı.
Katiller, halifelik için, Ebû Vakkas
oğlu Sa'd ve Ömerin oğlu Abdullah'a da başvurmuşlardı. Fakat, hiçbirinden müsbet
cevap alamayınca, Medinelileri tehdide başladılar. Çünkü, bir halife seçmeden
Medine'den ayrılmayı uygun bulmuyorlardı. Bu tehdit karşısında Medineliler
korktular. Hazreti Ali'ye başvurdular. Hazreti Ali halkın bu devamlı ısrarına
dayanamadı. istemeye istemeye halifeliği kabûle mecbur oldu. Fâcianın altıncı
günü, Peygamber Mescidinde umûmî bey'at yapıldı (35/656). Âsîler, Zübeyr ile
Talhayı zorla Mescide getirmişlerdi. Önce Talha, sonra, Zübeyr, istemeye
istemeye bey'at ettiler. Hazreti Ali'ye ilk beyat eden Talha'nın eli çolaktı:
"ilk bey'at eden el çolaktır" diye, yapılan bu bey'ati "uğursuz!" sayanlar bile
bulundu.
Sebeiyye partisinin hazırlamış olduğu
korkunç ihtilâl, yalnız Hazreti Osmanın acıklı ölümüyle neticelenmemiş, aynı
zamanda İslâm âleminin birliğini'de bozmuştu. Halîfe Ali, bu birliği kurmak için
çok uğraştı. Maalesef, Medineyi bile âsîlerden kurtaramadı. Vilâyetleri merkeze
bağlıyamadı. Siyasî birliği sağlayamadı, halifeliğini kuvvetlendiremedi. Osmanın
katillerini bulmaya, cezalarını vermeye vakit ve imkân bulamadı. Bu yüzden çok
fena duruma düşmüş oldu. Büyük müşküller karşısında kaldı. Başlıca iki yerde
başgösteren muhalefet. çok tehlikeli görünüyordu. Birisi: Şamda Emevîleri başına
toplamış bulunan vâli Muâviyenin muhalefeti, diğeri: Mekke'de toplanan
muhâliflerin hareketiydi. Mekke'de birleşenler, yanlız Hazreti Âişe, Talha ve
Zübeyr-den ibaret değildi. Talha ile Zübeyr, Mekkeye gittikleri zaman, Osmanın
kanını istemeye geldiklerini bildirmişlerdi. "Siz, Ali'ye bey'at etmediniz mi?"
sorusuna karşı:
- Evet, bey'at eyledik ama, kılıç
başımızın üzerindeydi!" diye cevap vermişlerdi. Muhâlifler, Mekke'den Basra'ya
hareket ettiler. Hazreti Ali'de bizzat Basra'ya gitti. Talha ve Zübeyrle ayrı
ayrı konuştu. Artık, aralarında hiçbir ihtilâf kalmamıştı. Ancak Sebeiyye
başkanları iki taraf uzlaşırsa müslümanlar kuvvetlenecek, katiller bulunacak,
idam edilecek diye düşündüler. Gece baskını yapmaya karar verdiler. Herkes
uykudayken, Sebe'oğlu ile tarafları, sabaha karşı Hazreti Âişe ordusu üzerine
sal-dırdılar. Ordular birbirlerine girdiler. Her iki taraf kendisini, diğer
tarafın hücumuna uğramış zannediyordu. Cemel Vak'asında iki taraf da suçlu
değildi. Bu fâciayı hazırlayanların Sebeiyye partisi olduğunda şüphe yoktu. Bu
hakîkati, en büyük tarihçilerimiz açıklamaktadır.
Cemel savaşının en heyecanlı bir zamanında Hazreti Ali,
Zübeyri çağırdı. Ona, Resûl-i Ekrem'in bir sözünü hatırlattı. Bu hâtıra,
Zübeyrin harb sahasından ayrılmasına sebep olduğu gibi, Talhanın da mâneviyatını
bozdu. Oradan çekilmek isteyen Talha, atılan bir okla yaralandı. Kanı aka aka
Basra'ya gitti. Orada vefat eyledi. (36/656), Rivayete göre, Talhayı yaralayan
meşhur "Mervan"dı. Sahneden ayrılan Zübeyri de "Cürmüz oğlu Amr" adında bir
asker şehîd eylemişti. Cemel savaşını kazanan Hz. Alî, Hz. Âişeyi kardeşiyle
Medine'ye gönderdi. Ertesi günü ölüleri dolaştı. Hazreti Talha'nın cenazesini
yerde toz toprak içinde perişan bir halde görünce ağlamaya başladı. İki taraftan
ölenlerin namazlarını kıldırdı.
Talha şehîd edildiği zaman altmışı
geçmişti. 38 hadîs rivâyet etmişti. (Elhakâik, C: 2, S: 233).
Resûl-i Ekrem'in ashâbı içinde Talha
da çok zengindi. Hayrı sever, sahî ve faziletli bir zâttı.
İşte Hazreti Hadîce vâlidemizden
sonra, en evvel müslümanlık şerefiyle şereflenen ilk Mekkeli ashâb, bu sekiz
zâttı.
Bunların yedisi: Aşere-i Mübeşşereden, son beşi de Ebûbekrin rehberliğiyle
müslüman olanlardı. Talhadan sonra İslâma girenler: (Ebû Ubeyde-Ebû Seleme-Erkam-Osman
ibni Maz'ûn-Ubeydetü-bnü Hâris-Saîd ibni Zeyd ve zevcesi Fâtıma - Esmâ binti
Ebîbekr - Habbâb - Abdullah ibni Mes'ûd-Abdullah ibni Cahş - Ca'fer ibni
Ebîtâlib - Bilâl-i Habeşi - Suheybi Rûmî - Ammâr ibni Yâsir ve vâlidesi Sümeyye)
idi.
Bunlardan "Ebû Ubeyde" ile "Saîd" de
Aşere-i Mübeşşere sırasına girmişlerdi.
M.Zekâ Konrapa
![]() |