Hazreti Osman -radiyallahu anh-

        Kureyş kabilesinden, "Emevî" kolundandı. Babası. Affân'dır. Rasûl-i Ekrem'in sülâlesiyle beşinci babada (Abdimenâf) birleşir. (Sâbikûn-i İslâm) denilen ve Hazreti Hadîce'den sonra gelen, Mekkeli ilk sekiz müslümanın dördüncüsü, Ebûbekrin delâletiyle müslüman olan beş zâttan (Osman, Abdurrahmân, Sa'd, Zübeyr, Talha) birincisiydi. Aşere-i Mübeşşeredendir. Hicretten 47 yıl önce doğmuş, 82 yaşında şehîd edilmişti:
        (35/656). Rasûl-i Ekrem'in damatlarındandı. Önce "Rukayye" adındaki kızıyla evlenmiş, onun ölümünden sonra da. diğer kızı "
Ümmü Külsüm"ü almış, bu suretle Peygamberimizin iki kızını nikâhlamış olduğu için, kendisine "Zinnûreyn" (iki nûr sahibi) denilmişti.
        Mekke devrinde, ilk Habeş hicretine, zevcesi Rukayye ile katılan ilk müslüman Hazreti Osman oldu. Osman zengindi. Medine'ye büyük Hicretten sonra, satın aldığı "Rum Kuyusu"nu müslümanlara vakfetmişti. (Kuyu sahibi yahudi, Medine'de bu kuyunun suyunu satardı.) Zevcesi Rukayye'nin ağır hastalığı yüzünden Hazreti Osman, Büyük Bedir Gazvesinde bulunamamış, Rasûl-i Ekrem tarafından izinli sayılmış, hattâ alınan ganimetlerden bile hissesi ayrılmıştı. Fakat, diğer bütün gazalarda bulundu. Hudeybiye muahedesi sırasında, Mekkelilere elçi olarak gönderilen Osman'ın öldürüldüğü şayiası üzerine, Rasûl-i Ekrem, ashabını bey'ate çağırdı. "Bey'atürridvân" denilen bu bey'atte Hz. Osman'ın adına bir eliyle diğer elini tutarak, Onu'da bey'ata karıştırmıştı. Tebük seferinde ordunun üçte birini (Onbin mücahidi) yalnız başına hazırlayan Hazreti Osman, ayrıca bin altın yardımda da bulunmuştu. Vedâ Haccında Rasûl-i Ekrem'in yanındaydı.
        Seçim münakaşasında "Benî Sâide" sofasında Hazreti Ebûbekre bey'at etti. İlk halifenin meşveret meclisi âzasındandı. Ebûbekrin son zamanında, "Ömer"i halife namzedi olarak bildiren "Ahidname" Hazreti Osman tarafından kaleme alınmıştı. Hazreti Ömer şehîd edildikten sonra, "Husûsî Şûrâ" yı teşkil eden altı zâttan biri de Osman'dı. Hulefâ-i Râşidînin üçüncüsü oldu: (24/644)
        Hz. Osman'ın halifeliğine kimse itiraz etmemiş, Medine'de bütün ümmet seçime katılarak "icmâ-ı ümmet" hâsıl olmuştu. Halifeliği 12 yıl sürdü: (644-656). Altı yıl devam eden ilk devri, İslâm tarihinde "Altın devri"nin (Ebûbekr ve Ömer devirleri) bir devamı idi. Fakat, ikinci devirde karışıklık başgösterdi. Büyük bir fitne koptu. Sonun-da Hz. Osman, fecî bir şekilde öldürüldü.
        İslâm tarihinde ilk fesat böyle doğdu. Müslümanlar arasında büyük ayrılık bu su-retle başlamış oldu. Mısır'dan, Irak'tan, Hazreti Osman'a karşı yürüyenler, gizli bir komitenin âleti olmuşlardı. Bu gizli teşekkülü idare eden "Sebe'oğlu Abdullah" idi. Abdullah, Yemenli bir yahudi dönmesi idi. Osman zamanında müslüman olmuştu. Fakat, Sebe' oğlunun müslümanlığı, halkı kandırmak içindi. Hakikatte, müslümanlığa karşı derin bir düşmanlığı vardı. İslâm birliğini bozmak, birinci gayesiydi. Bunun için, müslümanlık adına, halk arasına birçok hurafeler sokmağa başladı. Her yerde fesat tohumlarını ekiyordu. Halifenin yaptıklarını değiştiriyor. safdilleri zehirliyordu. Basra'da, Kûfede, Mısır'da gizli komiteler kuruldu. Başlıca kurduğu teşkilâtına "Sebeiyye Fırkası" denildi. Sebe'oğlu, korkunç bir komiteciydi. Şiîliğin esaslarını ortaya koydu. Fakat, maksadını gizledi. Hazreti Osman, isteseydi, âsîlerin haklarından gelebilirdi. Muvakket bir zaman için, Medine'den çıksa, Şam'a veya Mekke'ye gitseydi, düşmanlarını tepeleyebilirdi. Kendisine bu teklif yapıldığı halde, kabûl etmedi. Medine ahalisine "cihâd" emrini verseydi, onlar vasıtasıyla de âsîlerden yakasını kurtarabilirdi. Buna da yanaşmadı. Tek bir müslüman kanının akmasına razı değildi. Hazreti Osman aleyhine söylenen sözler hep iftira, meşhur mektup meselesi de uydurmaydı. Osmanı halifelikten atabilmek için tertiplenmiş kötü bir plândı.
        Âsîler, Hazreti Osmanı, evinde tam kırk gün muhasara aıtına aldılar. Ashâbın bir kısmı, Medine'nin uğradığı bu felâketten üzülerek şehirden çıktı. Hazreti Alinin iki oğlu, Zübeyrin oğlu, Talhanın oğlu, Hazreti Osmanın kapısını bekliyorlardı.
        Âsîler, komşunun duvarından aşarak halifenin odasına daldılar. Kendisıne halifelikten çekilmesini söylediler. ihtiyar halife, böyle nazik bir dakikada bile metanetini muhafaza etti. Son teklifi de reddetti. İçeriye giren Mısırlılardan Gafikî, Osmanın başına vurdu. Arkadaşları da saldırdılar. Zavallı halife şehîd edildi. Oruçluydu. Kur'ân okuyordu. Câniler, Osmanın evini soydular. Devlet hazinesini 'de yağma ettiler. Odasında bulunan zevcesi Nâılenin parmakları da doğranmıştı. Şehîd halifenin cenazesi, üç gün yerde kaldı. Sonunda, akşam ile yatsı arası kaldırıldı. Bekî' mezarlığının arkasına gömüldü. Namazını Zübeyr kıldırmış, 17 kişi bulunabilmişti.
        Hazreti Osman, Peygamberimizin vahy kâtiplerindendi. Güzel yazar, güzel konuşur ve kuvvetli hatip idi. Daima Kur'ân okurdu. Kur'ândan çeşitli meseleler çıkarırdı. Hazreti Ebûbekrin toplattığı "Mushaf'ın esas nüshasını çoğaltarak her tarafa yaymış, müslümanlık adına en büyük hizmeti yapmıştı. Bu sebepten Ebûbekre: "Câmiul Kur'ân" denildiği gibi, Osman da: Nâşirul Kur'ân" vasfını kazanmıştı. Resûl-i Ekrem-den, Hazreti Osman 146 hadîs rivâyet etmişti.
        Halife Osman cesurdu. Hiçbir felâket karşısında sarsılmazdı. İnancı kuvvetliydi. Hazreti Peygamber kendisini severdi. Halife Osmanın feci âkibeti, bütün ashâbı derin acılar içinde bıraktı. O zamana kadar bütün müslümanlar, birlik içinde yaşıyorlardı. Bu korkunç cinayetten sonra, İslâm birliği bozuldu. "Sûnnî-Şiî" gibi isimlerle, müslümanlık âlemi çeşitli partilere ayrıldı. Mezhep şeklinde beliren bu ayrılış, asırlarca devam etti, gitti.


Dipnot

M.Zekâ Konrapa

Peygamberimiz