![]() |
Hazreti Ali -radiyallahu anh-
Peygamberimiz gibi, Hazreti Ali de "Kureyş"
kabilesinden ve "Hâşimî"
kolundandı. Rasûl-i Ekremi himaye eden amcası "Ebûtâlib"in
oğluydu. Ebûtâlib, yeğeni Hazreti Muhammed (S.A.V.) i sekiz yaşından beri
himayesi artına almış bulunduğu için, Peygamberimiz de, Hadîce ile evlendikten
sonra, amcasına bir yardım olsun diye, oğlu "Ali"yi
yanına almıştı. Ebûtâlibin ailesi kalabalık, mâlî durumu güçlük için-deydi. Bu
sebepten, küçük oğlu Ali, beş yaşındanberi Rasûl-i Ekrem'in evinde
bulunuyordu. Onun terbiyesi ile yetişti. O irfan hazinesinden feyz almıştı.
Hazreti Ali'nin babası: Ebûtâlib,
annesi: Esed kızı Fâtıme idi. Bu sebepten Ali, hem babası ve hem anası
tarafından "Hâşimî"
idi. Medine devrinde, Rasûl-i Ekrem'in sevgili kızı "Fâtımetüzzehrâ"
ile evleninceye kadar, Hazreti Ali, Resûlullahın yanında kalmış, damadı olunca
ayrı eve çıkmıştı.
Resûl-i Ekrem'e peygamberlik
geldiği zaman Ali pek küçüktü. Hemen on yaşında bir çocuktu. Hazreti Hadîceden
sonra müslüman olan "Sâbikûn-i İslâm"ın
ikincisi olan. Ebûtâlib, İslâma girmemiş bulunduğu halde, oğlu Ali'nin müslüman
oluşuna göz yummuş, hattâ, Rasûl-i Ekremden ayrılmamasını kendisine
tavsiye bile etmişti.Hazreti Ali'nin hayatı, Rasûl-i Ekrem'in hayatiyle
birlikte geçti. Büyük Hicret esnasında, Peygamberimizin yatağına yatarak,
hayatını tehlikeye koymaktan çekinmedi. O zaman yirmiüç yaşında bulunuyordu. Üç
gün sonra Mekkeden çıktı. Hazreti Ali de taş ve toprak taşımıştı.
Peygamberimizin onyıl süren Medine hayatında, İslâmın korkunç düşmanlarıyla
yapılan harblerde, Hazreti Ali'nin gösterdiği kahramanlık, âdetâ efsâneleşmişti.
Rasûl-i Ekrem'in vefatında cesedini yıkayan Hazreti Ali: âlimdi, fâdıldı, sehâ
ve takvâ sahibiydi. ibn-i Sa'din rivâyetine göre, Hazreti Ali: - "Ben, Kur'ân-ı
Kerîmden her âyetin nerede olduğunu, ne hakkında ve kimin hakkında indiğini
bilirim." demişti.
Rasûl-i Ekrem aileleri içinde
Hazreti Âişe ve Hazreti Ali ile istişare ederdi. Hazreti Ömer de öyleydi.
Hazreti Ali Aşere-i
Mübeşşeredendi. Hulefâ-i Râşidînin
dördüncüsü oldu (35/636). Fakat, halifeliği ıç isyanlarla geçti. Önce "Cemel"
(36/656), sonra "Sıffîn"
(36/657) ogibi kanlı olaylar görüldü. Bir ictihad ihtilâfından doğan "Cemel"
vak'asına gizli bir komite olan "Sebeiyye Partisi"nin
parmağı karışmıştı. Şam vâlisi Hazreti Muâviye ile karşılaştığı "Sıffîn"
vak'asında, Şamlıların mızrakları üzerine Mushaf nüshaları bağladıklarını
görünce Halife Ali: Muaviye ve arkadaşları, Kur'ân ehli değildir. Kur'ânın
hükümlerini herkesten iyi bilirim. Mağlûp oldukları için, sizi aldatmak
istiyorlar!" diye haykırmıştı. "Sıffîn"
ve "Hakem" (37/657)
vak'aları ile bir netice alınamayınca, iç harbler yine devam etti ve pek çok
İslâm kanı döküldüğü için, iki taraf arasında zarurî bir mütareke yapıldı:
(40/660). İslâm birliği siyaseten parçalandı: Şam halifeliğinde Muâviye, Kûfe
halifeliğinde Ali -radıyallahu anh-, birbirlerinin karşılıklı halifeliklerini
kabûl ve tasdik etmiş oldular. Ancak, Küfe Halifesi Hazreti Ali -radıyallahu anh-
hâricîlerin fedâisi tarafından şehîd edildi: (40/661) 63 yaşındaydı. "Meşhed-i
Ali" denilen türbe-si. Kûfenin batı tarafındadır.
Hazreti Ali, insanlık tarihinin büyük
simalarındandı. İslâm tarihinde de Ebûbekr, Ömer ve Osman'dan sonra dördüncü
gelmektedır. Hazreti Ali'yi sevenler de, sevmeyenler de pek aşırı gitmektedir.
Hazreti Ali. Müslümanlığın bütün inceliklerini bilirdi. Ona Kur'ânı bizzat Rasûl-i
Ekrem öğretmiştı. Vahy kâtiplerindendı. Fıkıh ilminde en salâhiyetli bir zâttı.
Hazreti Ömer: "En büyük kadımız (hâkim) Ali'dir." demişti.
Hazreti Ali'nin yerine oğlu Hz. Hasan
seçildi. Hazreti Ali'yi halife tanıyan İslâm ülkeleri, oğluna bağlandı. Bu
suretle, Hazreti Hasan. Hulefa-i Râşidînin beşincisi oldu. Hazreti Hasan, Kûfe
halifeliğinde altı ay bulundu. Rasül-i Ekrem'e pek benzeyen Ha-san: muktedir,
tedbirli, doğru düşünen. güzel hitabede bulunan, adaleti seven büyük bir
halıfeydi. Ötedenberi İslâm birliğinin bozulmasından üzüntü duyardı. "Hakem"
vak'asında Hazreti Ali'nin hakemliğini yapmış olan Ebû Mûsâ hazretleri gibi
düşünür, müslüman kanının dökülmesini hiç istemezdi. iktidarı ve elinde askerî
kuvveti bulunduğu halde, kendi adına büyük fedakârlık yaptı. Münasip şartlarla
halifelik hak-kını, kendi arzusu ile, Şam halifesi Muâviyeye bıraktı: (41/661).
İslâm birliğinin tekrar kurulmasına hizmet etti. Büyük Peygamberimiz, torunu
hakkında: Bu oğlum, seyyiddir. Umarım ki, bununla Allah, iki İslâm cemaatinin
arasını ıslâh eyleye!" buyurmuşlardı.
M.Zekâ Konrapa
![]() |