![]() |
Peygamberimizin Evlilik Hayatı
Peygamberimiz, henüz yirmibeş yaşında
bulunuyordu. Daha İlâhî vahy gelmemişti. Hazreti Hadîce ile evlendi. (596).
Hadîce, zengin, güzel, asalet sahibi bir
Mekkeli, otuzdokuz veya kırk yaşlarına yaklaşmış, şeref ve haysiyyet sahibi bir dul
kadındı. Mekke'nin hâkimi, Kâ'benin muhafızı bulunan Kureyş kabilesinden ve Esedoğulları
kolundandı. (Babası: Esedin oğlu Huveylid idi)... Soyu, Rasûl-i Ekrem'in soyu ile
"Kusayy" da birleşmektedir. Evvelce, iki defa evlenmiş ise de zevclerini
kaybetmiş, bunlardan iki oğlu ile bir kızı kalmıştı (96). Tahsili vardı. Yüksek
ahlâkı yüzünden, müslümanlıktan önce: Tâhire, sonra da: Hadîcetülkübrâ vasıflarını
kazanmıştı.
Dul iken kendisini Mekke'nin ileri
gelenlerinden çok isteyenler olmuş, fakat, gözü tutmadığı için, hiçbiriyle
evlenmeğe yanaşmamıştı. Yalnız güvendiği şahıslara sermaye verir, kendisine
ortak yapar, servetini artırırdı.
Hazreti Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-
de küçüktenberi ticaretle uğraşırdı. Kendisini, diğer Mekkeli gençler gibi,
ticaret hayatına hâmî amcası Ebûtâlib alıştırmıştı. Hattâ, Rasûl-i Ekremin
bu hayatta birkaç ticaret arkadaşı bile vardı. "Ticaret için, Yemene, Basraya ve
Suriyeye birkaç defa seferleri olmuştu." (97).
Hazreti Hadîce, Rasûl-i Ekrem'in ticaretle uğraştığını
duymuş, Onun ticaret işlerinde gösterdiği doğruluğunu ve "El-Emîn" vasfını
öğrenmiş, Ona da sermaye teklif etmiş, hattâ kabûl ettiği takdirde, başkalarına
verdiği his-senin iki mislini bile vereceğini teklifine eklemişti. Bu suretle, Rasûlullah
da Hadîce'nin ortakları arasına girmişti.
İngiliz yazarı John Davenport'a göre,
"Hazreti Muhammed, üç sene onun namına Şam vesair yerlere gitmişti."(98).
Hazreti Peygamber, Hadîce'nin ticaret
kervaniyle Suriye'ye ikinci defa gittiği zaman, yanında Hadîce'nin kölesi Meysere vardı.
Bunu, Rasûl-i Ekrem'e hizmet için, Hadîce vermişti. Arablarla Yunanlılar arasında
ticaret mübadelesi merkezi bulunan (Havranın da merkezi olan) Busrâya vardı. Mallarını
burada satarak geri döndü. Bu ticaret münasebetiyle Hadîce, fazla kâr bile elde etmişti.
Ancak, bu seferiyle Rasûl-i Ekremin muamelelerinde namuskârane hareketini gördü.
Faziletini anladı. Beden ve rûh bakımından da insanların en güzeli Hazreti
Muhammed'i candan sevdi. Yüksek ahlâkına hayran oldu. Onunla evlenmeyi içten gelen bir
arzu ile istedi. Araya (Nefîse bint-i Münye gibi) vasıtalar girdi. Evlenmeleri kararlaştı.
İmam Suheylî'nin tahkikatına göre, Hazreti
Hadîce'nin babası: Esed oğlu Huveylid, Ficâr savaşından önce vefat etmişti. Fakat
amcası, Esedoğlu Amr sağdı. Nikâh meclisi, Hadîce'nin evinde toplandı. Rasûl-i
Ekrem de amcalarıyla birlikte mecliste bulundu. Ebûtâlib, bir hutbe irad etti. (Yani
nikâh talebinde bulundu). Hadîce'nin amcası Amr (veya amcâzadesi Varaka ibn-i Nevfel),
bu talebe muvafakat cevabı verdi (99). Nikâhı bizzat Ebûtâlib kıydı. Kureyşin
uluları da şahid oldu. (Nikâhlık) olarak Hadîce'ye beşyüz altın verildi. Rasûli
Ekrem'in ilk zevcesi Hadîce oldu.
Hazreti Hadîce'den, Peygamberimizin iki oğlu
Kasım, Abdullah; (Tayyib, Tâhir) ile dört kızı, Zeyneb, Rukayye, Ümmü Külsüm, Fâtıma
olmak üzere altı çocuğu doğdu. ilk çocuğu Kasım idi. Arab âdeti üzere, Hazreti
Muhammed'e Ebülkasım (Kasımın babası) denildi. En büyük kızı Zeyneb, en küçük
kızı da Fâtıma idi. Hazreti Fâtıma, babasının en sevgilisiydi. Peygamberimize, kırk
yaşında ilk vahy geldiği sene doğmuştu (100).
Peygarnberimizin diğer bir zevcesi (İslâm’a
giren Mısırlı nikâhlısı) Mâriye'den de İbrâhim adında üçüncü bir oğlu daha
olmuştu. İbrâhim vefat ettiği zaman Rasûl-i Ekrem, altmışüç yaşında
bulunuyordu: (7 Ocak 632).
Rasûl-i Ekrem, erkek çocuklarını küçük
yaşlarındayken kaybetmiş, kızları da kendisinden evvel vefat etmişlerdi. Yalnız Fâtımâ
Hazreti Peygamberden sonra, altı ay daha yaşadı. Rasûlullahın sülâlesini yaşatan
Hazreti Fâtıma oldu. Kızlarından Zeyneb, Rabîa oğlu Ebul'Âs (teyzesinin oğlu) ile,
Rukayye ile Ümmü Külsüm, Hazreti Osman ile, Fâtıma da Hazreti Alî ile evlenmişlerdi.
Beşinci Halife: Hazreti Hasan ile Hüseyin, Hazreti Alî'nin oğullarındandı. Hazreti
Osman, önce Rukayye ile evlenmiş, onun ölümü üzerine Ümmü Külsüm ile evlenmiş,
arka arkaya Rasûl-i Ekrem'in iki kızını almış olduğu için, kendisine: Zinnûreyn
(iki nûr sahibi) denilmişti.
İlk zevcesi Hazreti Hadîce, Rasûl-i Ekremi
derin bir sevgi ile severdi. Peygamberlikten önceki hayatında da ve peygamberlik
devrinde de o büyük insana, maddîve mânevi, pek büyük yardımlarda bulundu. Yüksek
rûhlu bir kadın olduğunu gösterdi.
Evlendikten sonra, Rasûl-i Ekrem, Hadîce'nin
malıyla, bir müddet daha ticaret hayatında kaldı. Büyük kazançlar elde etti. Gerek
kendisi ve gerek amcası Abbas, Mekke'nin en ileri gelen zenginleri sırasına geçti.
Hattâ, hâmî amcası Ebûtâlib'e yardım için, onun küçük oğlu Alî'yi kendi
himayesine aldı. Büyük oğlu Ca'fer'i de Abbâs'a verdi.
Hazreti Hadîce ile yirmibeş yıl mes'ud bir
hayat yaşadı. İnsanlara örnek olabilecek bir aile tipi gösterdi. Peygamberimiz,
Hazreti Hadîce'den son derece memnundu. Sağlığında, Hadîce'nin üstüne başka bir
kadınla evlenmedi. Halbuki, o devirde, Medenî sayılan dünyada da, Arab yarımadasında
da çok evlenmek âdetâ yaygın bir haldeydi. Hattâ, Hazreti Peygambere de bu geleneğe
göre, teklifler bile yapılmıştı. Fakat, Rasûl-i Ekrem, yirmibeş yaşından Hadîce'nin
vefatına ve ondan sonra. 53 yaşına kadar, tek zevceli olarak yaşadı.
Batılı müelliflerin ve onların mesleklerine
ayak uydurmuş bulunan yazarlarımızın dillerine doladıkları "çok evlenme
problemi" ise, Hazreti Peygamberin elliüç yaşından ve Mekke hicretinden sonra görüldü.
Gençlik devresini, Mekke'de tek zevceyle geçiren Rasûl-i Ekrem'in yaşlılık
devresinde, hicretten sonra, Medine hayatında "çok zevce" almasında birtakım
"siyasî, sosyal ve dînî" çok mühim ve yüksek maksatlar göze çarpmaktadır.
Pey-gamberimizin hayatını tarafsız olarak inceleyen her ilim adamı, bu hakîkati
bulmakta ve görmekte asla güçlük çekmez (101)..
M.Zekâ Konrapa
![]() |