![]() |
Takvim Başları
Asırları
ve asırların çerçevesi içinde bulunan hâdiseleri, oluş sırasına göre sıralayabilmek
için, bir başlangıca ihtiyaç vardı. Fakat bu başlangıç, her millet için aynı değildi.
Bütün milletler, tarihte kendi siyasî ve içtimaî hayatında derin izler bırakan en mühim
olayları, kendileri için başlangıç yapmıştı. Bu yüzden, tarihte takvim başları
pek çoktu ve bu âdet pek eskiydi. Başlıca takvim başları şunlardı: -- Hilkat yani
dünyanın yaratılışı - Siriüs yıldızının görünüşü - Olimpiyat oyunları --
Roma şehrinin kuruluşu - Mîlâd - Fil , senesi -- Hicret gibi.
Eski Türklerle İbrânîler: Hilkati, Eski Mısırlılar:
Siriüs yıldızının semalarda görünmesini veya Nil nehrinin taşmaya başlamasını,
Eski Yunanlılar: Olimpiyat oyunlarını, Romalılar: Roma şehrinin kuruluşunu,
Hristiyanlık dünyası: Miladı,Eski Araplar: Fil senesini, Müslümanlık Âlemi de:
Hicret'i takvim başı olarak kullanmışlardı.
Tarihte görülen bu çeşitli başlangıçlar,
zamanla unutulmuş, bugün medeniyet dünyasında yalnız ikisi: Mîlâd ve Hicret başlangıçları
kalmıştır. Hazreti İsâ’nın doğuşunu gösteren mîlâd başlangıcı, İsâ'dan
sekiz asır sonra hıristiyan Avrupa'da kullanılmaya başlandığı gibi Hazreti
Peygamberin Mekke'den Medîne’ye göçünü gösteren Hicret başlangıcı da, hicretten
ancak onyedi yıl sonra, ikinci İslâm halifesi Hazreti Ömer zamanında kabûl edilmiştir.
Bu iki başlangıca göre, asırlar ve asırları
dolduran olaylar, Mîlâddan önce ve sonra, Hicretten önce ve sonra olmak üzere ikiye
ayrılmıştır.
Eski milletler, takvimde ay senesini kullanırlardı.
Güneş senesi, ilk olarak Eski Mısırlılar tarafından tatbik edilmişti. Mısırın bu
ilk güneş takvimi, Mîlâddan önce 45 tarihinde, Romanın meşhur diktatörü Jül
Sezar tarafından alınmış, bu suretle "Jüliyen Takvimi" denilen rûmî
takvim doğmuştu.
Mîlâddan sonra 1582 tarihinde Jüliyen
Takvimi, Papa 13 üncü Gregor tarafından ıslâh edildi. "Gregoriyen" adiyle
batı takvimi "Efrencî Takvim" meydana çıktı.
Eskiden bütün tarihçiler, yalnız
kendilerine aid millî tarihleriyle uğraşırlar, dünyanın umumî tarihiyle ancak kendi
savaşları dolayısıyla ilgilenirlerdi. Yeni ve son çağlarda bütün dünyanın siyasî,
iktisadî ve kültüre aid olayları, her milleti alâkalandırdığı için bütün
milletler, kendi tarihlerini de bu çerçeve içinde yürütmeğe başlamışlardı. Bu
sebepten birçok millet, Mîlâd başlangıcını kabûl ettiği gibi, umumî tarih de aynı
başlangıcı benimsemiştir.
Hicretin, İslâm âleminde takvim başı sayılması
ise şöyle oldu: Hulefâyı Râşidînden ikinci halife Hazreti Ömer zamanına kadar, müslümanlar
arasında yazılan yazılara tarih koymak usulü yoktu. Bir gün, bir alacaklı, halife Ömer'e,
Şa'ban ayında ödenecek bir borçlu senedi göstermiş. Halife sormuş: "Hangî Şa'banda?
Geçen senenin Şa'banı mı, yoksa bu senenin mi?".. Yine Cezîre Vâlisi Ebû Mûsâ'ya
iki emir verilmiş, bu emirlerden biri diğerini bozuyormuş. Tereddüt edilmiş,
bunlardan hangisinin önce yazıldığı anlaşılamamış. Ebû Mûsâ'da bunu, halife Ömer'den
sormuş. Bunun üzerine, meşveret meclisi toplanmış, çeşitli fikirler ortaya atılmış,
sonunda,
Hazreti Ali'nin teklifi üzerine, Hazreti
Peygamberin Tekkeden Medîne’ye vuku bulan hicreti: (Rabîulevvel = 23 Eylül 522) tarih
ve takvim başı olarak kabûl edilmiştir (1 Muharrem 17 = 23 Ocak 638)
Hicret, Rabîulevvel ayında yani ay senesinin
üçüncü ayında yapılmıştı. Halbuki, Araplarca ötedenberi sene başı Muharrem
olduğu için, aynı senenin birinci ay'ı olan Muharrem, yeni yılın başı sayılmıştır
(1 Muharrem 1 H. = 16 Temmuz 622 M,)
İslâm dünyası (oruç, bayram, kurban, hacc
gibi) dînî ibadetler ve (Mevlid gibi) kandiller dolayısıyla, Hicrete aid güneş
senesini değil ay yılını kullanırlardı. İranda kurulmuş olan Büyük Selçuk
devletinin üçüncü hakanı Celâlüddevle Melikşah zamanında, hükümdarın adını
taşıyan "Celâlî Takvimi" adıyla yeni bir takvim yapıldı (467/1074).
Celâlî takvimi, güneş senesine dayanıyor,
ilkbaharın ilk günü (9-22 Mart) yani "Nevruz" yılbaşı sayılıyordu. Melikşah
devrinde tatbik edilmiş olan bu Türk takvimi, Gregoriyen takviminden daha az hatalıydı:
Batı dünyasının kullanmakta olduğu Gregoriyen takviminde yılbaşı, senenin dördüncü,
kış mevsiminin ikinci ay'ı (Ocak) olduğu halde, Celâlî takviminde yeni yılın ilk günü,
ilkbaharın ilk günüydü. Celâlî takvimi, ilmî bakımdan, onbin senede iki günl0ük
bir fark yaptığı halde, Gregoriyen takviminde, bu ilmî fark, daha da büyüktü. Fazla
olarak, İngiliz tarihçisi meşhur Wells'e göre, Hazret-i İsâ'nın hakikî doğum
senesi, Mîlâdın birinci senesi olması gerekirken dördüncü senesiydi. Yani İsâ'nın
doğum yılı ile itibarî Mîlâd senesi arasında üç veya dört yıllık büyük bir
tarihî hata vardı (45).
Osmanlı Türkiyesi, Tanzimat devrine kadar, ay
senesini ve Hicret başlangıcını kullanıyordu. (365 küsûr gün olarak hesap edilen)
güneş senesi, (aylarının 29 veya 30 sayılması yüzünden 354 gün olan) ay
senesinden onbir küsûr gün fazlaydı. Ay senesi, bir devlet için, mâlî bakımdan
zararlıydı. Tanzimat Türkiyesi, bunu önlemek için ortaya "mâli sene" adıyla
yeni bir sene koydu: (9 Muharrem 1256 = 1 Mart 1256 = 13 Mart 1840). Bu mâlî senenin ilk
yılı (yılbaşı) 1256, ilk günü de (9 Muharrem = 1 Mart) Cumartesi oldu.
Güneş aylarını kullanmaya başlayan bu mâlî
sene, yine Hicret başlangıcına dayanıyor, fakat, sene başı olarak Gregoriyen
takviminde olduğu gibi "Ocak" ayını değil, Jüliyen (yani Rûmî) takvimine
göre "Mart" ayını itibar ediyordu. Bu sebepten, mâlî seneye "Rûmî yıl"
adı verilmişti.
Ancak, Gregoriyen ile Jüliyen takvimleri arasında
13 günlük bir fark vardı. Bu farkı da İkinci Meşrutiyet Türkiyesi kaldırdı. 16 Şubat
1332 = .1 Mart 1917 tarihinde, 1 S Şubat, 1 Mart sayıldı. Yani 16 Şubat 1332 günü, 1
Mart 1333 itibar edildi. Sene başı, yine mart olarak bırakıldı. Seneleri Hicret esasına
dayanan, fakat ayları 1258 senesindenberi güneş yılı olan mâlî (Rûmî) sene bu
surette devam etti.
Cumhuriyet Türkiyesi, batının âhengine
uymak düşüncesiyle Hicret esasını büsbütün kaldırdı. 2fi Aralık 1925 tarihinde
Milâd başlangıcına döndü. Yılbaşı da Jüliyen (yani doğu) takvimindeki
"Mart" yerine, Gergoriyen (yani batı) takvimindeki "Ocak" ay'ı oldu.
1926 tarihinden beri "Mîlâd
Takvimi" Türkiye'de kullanılmaya başlandı..
M.Zekâ Konrapa
![]() |