Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Allah'tan Vahiy Kullardan İbadet

 Sıra Geldi Kulluğun Neticelerine 

    Hırsızların, hainlerin, katillerin, şahsiyetsizlerin meydanlara hakim olup, mü'minlerin camilere kapandığı bir hayat, kulluğun neticesi olamaz.
    Namusluların, doğru-dürüst insanların, tesettürlü kadınların horlandığı dışlandığı bir hayatı da kulluğun neticesi olamaz.
    İçkinin, fuhşun, kumarın, baş tacı edildiği hayalıda müslüman bir toplumun hayatinin ürünü, meyvesi olamaz.
    İslam'ın hayata hakim olduğu devirlere "Karanlık çağlar" diyen insanların yaşadığı hayat da kulluğun neticesi değildir.
    Öyle ise kulluğun neticeleri nedir? Bunun cevabı Allah (c.c)'tandır:
    "Allah, sizlerden iman edip, iyi amellerde bulunanlara:
    1. Kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi, onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını,
    2. Onlar için beğenip seçtiği dini (İslamiyet!) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını,
    3. Ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını
    VA'DETTİ. Çünkü onlar:
    1. Bana KULLUK EDERLER,
    2. Hiç bir şeyi BANA EŞ TUTMAZLAR.
    Artık bundan sonra kim inkar ederse, işte bunlar fasıktırlar (Yoldan çıkmışlardır)"... (Nur suresi: 55)
    Allah'tan vahiy alıp, bu büyük nimete ibadetle cevap veren müslüman insana son kez diyoruz ki:
    1. Yeryüzü her inanan müslüman erkek-kadın için bir ibadethanedir.
    2. İbadetin tatili yoktur, boşluğu yoktur. Bazan Allah'ın, bazan da başkalannın hakimiyeti altına girilmez. Hayatımızı tek bir otoritenin eline vermekle, hem mü'minlik sıfatımızı kazanır ve hern de O'na kul olmuş oluruz.
    3. Namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetler, sahibini daha büyük ibadetlere hazırlar. Bu dört büyük ibadet, müslümanın hayatının tamamını ibadete çevirmenin araçlarıdır. İnsanın ömür sermayesini kullandığı uzun sırat-ı müstakim yolunda bir nevi yakıt ikmal depolandır.
    4. Allah ve Resulünün talimatlarına uyduğu müddetçe müslümanın yaptığı her iş ibadet hüviyetim taşır. Yemesi, uyuması, çalışması, susması, konuşması, yazması, vermesi, alması, evlenmesi, boşanması hepsi hepsi ibadettir.
    5. İslâmî ıstılahlarımızı iyi kavramahyız. Istılahlanmız bizim için mevzularımızın kapılarını açacak olan anahtara benzer. Anahtarın dişi kırık olursa kilidi açamaz. Bati ölçülerine göre İslam'ı yorumlamak ve anlamak, İslam'a atılacak en büyük iftiradır.
    6. Müslümanlar durumlarımızı değiştirmedikçe, Allah bizi değiştirmez. Allah (c.c)'ın, sadece Kitabını koruyacağına dair va'di vardır. Kalbimizdeki imana müslümanca ölmemize yönelik bir va'di yoktur. Sadece müslümanca yaşamanın ve ölmenin ölçülerini, şartlarını söylemiştir.
    7. İnsan düştüğü yerden kalkar. Motorun arızası varsa, arabanın lastiği ile uğraşılmaz. Bu ümmet nerede düşmüşse oradan ayağa kalkmalıdır. Düştüğümüz yeri de biliyoruz, bizleri düşürenleri de;
    8. Yediğimiz haram, içtiğimiz haram, giydiğimiz haram olur da, ellerimizi havaya kaldırıp" Ya Rabb. Ya Rabb.." dersek, dualanmıza icabet edilmez. Hayatimizin tamamında yetki ve otorite Allah ve Resulüne verilmedikçe, bu haram hayati terketmek çok uzak gözüküyor.
    9. İbadetlerimiz üç ana durumda icra edilir. Otururken, yatarken ve ayakta olduğumuz halde. Her üç halimize uygun olan amellerimizi ihmal etmeyelim.
    10. Rabbimizin huzuruna çıkacağımız bir günde, bizlerden sadece namaz-oruç hac ve zekat ameli sorulmayacaktır. Siyasi amellerinizi söyleyin bakalım. Hukuki, içtimai, iktisadi amelleriniz nerededir? Kur'an'a hizmet amelleriniz, sünneti ihya etme hizmetleriniz, tüm hayati İslamlaştirma niyet ve ibadetleriniz nerededir? diye hesaba çekileceğiz.
    11. Unutmayalım ki Hz. Ebubekir'in savaştığı insanlar, namaz kılıyor, mescidlere de devam ediyorlardı. Amma kimse onlann imanına, şahidlik etmedi. Allah'ın diğer hükümlerini ikrar ettikleri halde, bir tanesini kabule yanaşmadıktan için onlara kılıç çekildi ve öldürüldü.
    Allah'ın razı olduğu ve kemalleştirdiği dini İslam aleminde cereyan eden bazı olaylarla aynı kefeye koyup, İslam'a
Abdullah Büyük iftira edenleri, Allah'a havale ediyoruz.
    12. Müslümanın hayatında ibadet içi ve ibadet dışı diye bir taksimat yoktur. "Bulunduğum yer ve yapüğım bu iş Allah'ı razı edecek bir yer ve bir iş midir? Yoksa gazab edecek bir yer ve iş midir?" Bu muhakemeyi, "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et" diyen Rabbimizin murakabesi altında tefekkür edelim.
    "Gevşeklik göstermeyin, (kafirlerin yaptıklarına bakarak da) üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz." (Al-i İmran suresi: 139)
    "Korkmayın, üzülmeyin, size va'dolunan cennetle sevinin." (Fussilet suresi: 30)

Abdullah Büyük


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın