Kalbin Sesi - Allah'tan Vahiy Kullardan İbadet
Kureyş
Suresi 
(Teşekkürü Rabbine Çok Görenler Utansın)
Surenin Meali:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması
sağlanmıştır. Öyle ise kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren
bu Kâ'benin Rabbine kulluk etsinler.
Sunduğu Mesaj:
Hz. İbrahim Mekke'ye ilk geldiğinde orayı boş bir çöl vadisi olarak görmüş ve
dua etmişti "Allahım, burayı güvenli bir bölge kıl ve halkına bereketli bir
rızık bağışla." diye.
Duası kabul edilmiş ve Mekke halkı yaz mevsiminde Suriye ve Taif taraflarına,
kış mevsiminde ise Yemen taraflarına giderek, ticari faaliyetlerini bereketli
bir şekilde yürütüyordu. Buna ilaveten güven içerisinde yaşayabiliyorlardı.
Kâ'be irtibatlı olan hayatları, diğer kavimler tarafından saygı ile
karşılanıyordu.
Dikili bir ağacı olmayan, akar bir suyu da bulunmayan o
vadiyi, Rabbimiz suya kavuşturmuş, bereketlerle doldurmuştu. Kureyş halkından
istenen sadece bir şeydi. O'na ibadet etmek. Eğer Kâ'be'nin Rabbine ibadetleri
devam ederse, hem karınlan doymuş olacak ve hem de güven içerisinde yaşamış
olacaklardı. Yani Rabbimizden bereket ve güvence, insanlardan ibadet...
Allah-İnsan İrtibatı:
Fil suresinde Rabbinin büyüklüğünü itiraf eden kul, bununla yetinmemiş, güç ve
kuvvetini itiraf ettiği Rabbine müracaatla, ne yapması gerektiğini öğrenmek
istemişti. Rabbimiz bunun cevabını Kureyş suresinde vererek, kullarını kendisine
ibadete davet etmişti.
Etrafımıza şöyle bir bakacak olursak, dört ayaklı bir hayvan bile kendisine alaf
(saman, yonca) verene boyun eğip itaatte bulunur. Hayvan bile sahibine teşekkür
etmeyi ihmal etmez. Ya insan?
İnsanoğlunun hayatında büyük bir yeri olan ekmek ve hürriyet, kıyamete kadar
önemini devam ettirecektir. İktisadi zenginlik ve emniyet içinde yaşama hakkı.
Biyolojik tüm ihtiyaçların giderilmesi ve güvenilir bir huzur ortamında
yaşanabilmesi.
Bu iki önemli nimetin verilmesinde veya kazanılmasında Rabbimizin bir şartı var.
O da, kendisine ibadet edilmesidir. Şayet insanlar-Allah'a kul olur, yani ona
ibadet ederlerse ne olur?
Rabbimiz ticaret yollarının emniyetini sağlayacak şartlan yaratır. Yaz ve kış
aylannda gerçekleşecek ticaret seferlerinin hareketlenmesini sağlar.
Bunlara ilaveten ticaret yollarını kolaylaştırır. Çağdaş dünya insanı, müslüman
insana saygı duyar, güveni artar. Tıpkı o dönemin kureyşine saygı duyulduğu
gibi. O dönemin kabileleri kureyş için diyorlardı ki:
- Bunlar Allah'ın evinin komşularıdır. Bunlar Allah dostudur. Bunlara eziyet ve
zulüm etmeyin. Yüce Allah fil ordusunu helak edip, tuzaklarının başına çevirdi.
Bu insanlara hürmet duymalıyız.
Cahiliye zihniyeti, ulusunu ne Avrupa gibi yaşatabildiler, ne de müslüman gibi.
Bediuzzaman'ın demiş olduğu gibi: "Kendi yürüyüşünü terketti, başkasını
öğrenemedi."
Eğer insanlık yüce yaratıcının kulluğuna girerse, dünyanın sulhu de sağlanır,
iktisadi yüzü de güler. Tüm nzıklarıın sahibi olan Allah (c.c.) rızık sebepleri
yaratır. Etrafımızdaki rızıkları ayaklarımıza kadar gönderir. Kureyş'e verilen
nimetler, Kâ'be sebebiyle idi. Yönümüzü Kâ'be'ye döndürdüğümüz müddetçe her
türlü nimetler bizi bulur. Sadece namazımızda değil tabi. Tüm hayat tarzımızda
Kâ'be'ye yöneldiğimiz müddetçe. Salih bir evlat bir nimettir. Birbirlerine
itaatiı kan koca birer nimettir. Helal kazanç bir nimettir. Huzur içinde uyumak
bir nimettir. Çocuklarımızın hayatlarının İslam'la garanti altına alınması bir
nimettir. Bunların hepsi de nzıktir.
Mekke-i Mükerreme'nin, İslam'a kavuştuktan sonra hem korkulu hayati bitmiş ve
hem de fakirliği giderilmiştir. İslamdan ayrındırılmış bir ekonomik yapı
müslümanlar için baş
belasıdır. İslam'dan arındırılmış hukuki bir yapı her tarafı delinmiş bir elek
gibidir.
Kul sanki şöyle diyor: "Büyüklüğünü itiraf ettim. Daha sonra sana ibadet etmeye
söz verdim. Ancak ibadetimi nasıl icra edeceğime dair senden talimat bekliyorum
Ya Rabb." Rabbimiz cevabını bir sonraki surede veriyor.
Abdullah Büyük
|