Kalbin Sesi - Allah'tan Vahiy Kullardan İbadet
Fil
Suresi 
(Göreceksiniz Gününüzü Ey İslam Düşmanları)
Surenin Meali:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Rabbinin, Fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa
çıkarmadı mı? Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş
taşlar atan (kuşlar). Nihayet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı."
Sunduğu Mesaj:
Allah'ın evi olan Kabe'yi yıkmak isteyen bir ordu var ortada. Ebrehe isimli
azgın bir komutan ve ellerinde ise en son gelişmiş silahlar. Farklı olarak bir
de ordunun önünde yürüyen Fil. Hedef Mekke'ye hücum ve Kabe'yi ortadan
kaldırmak. Tüm hazırlıklar tamam. Mekke halkı korkusundan şehri terketmiş ve
dağlara çıkmış. Tüm gözler Ebrehe ve ordusunda.
Beri tarafta ise İlahi bir program söz konusu. Bundan Ebrehe'nin haberi yok.
Kurduğu tuzak ve savaş durumunu alt üst edecek bir plan. Hakk'ın planı. O
zamanın şartlarına göre en büyük bir ordunun en zayıf bir kuş sürüsü ile
darmadağın edilmesi. Geriye kalan ise gübreye benzeyen saman ve ekin görüntüsü.
Netice; Dinin sahibi, ne Abdulmuttalib ne de birileri. Onun sahibi bizzat Allah
(c.c.)'tır. Allah (c.c.) her zaman dinini korumaya güçlüdür, kuvvetlidir. O dine
inananlar koruyamasa bile dinin sahibi, dinini korur. Bu kadar güçlü ve kuvvetli
olan varlığın önünde eğilmekten başka çare yoktur. Öyle ise kulluğa layık olan
tek olan Allah'a ibadet etmekten başka takib edilecek yol yoktur.
Allah-İnsan İrtibatı:
Fîl suresinde gücü ve kuvveti anlatılan Rabbimiz, tek otorite, tek Rab, tek ilâh
ve tek meliktir. O'nun gücünün ve kuvvetinin önünde hiç bir güç hiç bir kuvvet
barınamaz.
Müslüman insan, 1400 sene önce vuku bulan bu hadiseyi görür gibi
kabullenmelidir. Çünkü Rabbimiz "Görmedin mi?" buyuruyor.
Rabbimiz, evinin himayesini müşriklere havale etmemektedir. Halbuki bu müşrikler
Kâ'be ile etraftaki kavimlere, toplumlara övünüyorlardı. Kâ'be ile övünmenin bir
faydası yoktur. Ta ki Kabe'nin Rabbine teslim olunmadıkça.
Yine ortada iki dikkat çekecek husus var. Bir taraftan Kâ'be'yi yıkmaya gelenler
var, beri tarafta ise Kâ'be'yi putlarla doldurmuş olan Mekke halkı. Ancak
Kâ'be'yi putlarla doldurmak Allah'ın hakkını ihmal etmektir. Orayı harap etmek,
yakıp yıkmak ise kulların hakkını çiğnemektir. Rabbimiz kullan için, Kâ'besini
putlarla dolduranları koruyor, yıkmaya gelenleri ise helak ediyor.
Eğer Allah'ın kullan olan bizler, Rabbimizin katında korunmaya layık olan
vasıflar taşırsak, bizlere neler yapılmaz ki?
.Günümüzdeki gayr-i meşru şeytan ordularına (ki başta
A.B.D.) bakarak, Rabbimize olan güvenimiz, itimadımız sarsılmamalıdır. Her zaman
olduğu gibi yine vekaletimizi Rabbimize havale ediyoruz. Güvence olarak Allah
bize yeter. Cahiliye zihniyeti bunu ütopya gibi anlasa bile, Allah'a güvenmek
müslümanın iman meselesidir.
"Kimin güvencesi Allah'tan başka bir şey ise, Allah onu en zayıf yaratığı ile
helak eder. Görmüyor musunuz fil ashabını? Onlar Allah'ın yarattıklarının en
irisi file dayanınca, Allah onları yaratıkların en zayıfı olan kuşlarla helak
etti." (Arif bir zatin sözü.)
Yine Rabbimiz, asrının en azgın bir zalimini, bir sinekle ortadan kaldırdı. O
Allah öyle bir Allah'tır ki, Kâ'be'sini düşman taarruzundan koruduğu gibi
Kâ'be'ye yönelenleri, Kâ'be irtibatlı hayat tarzı olanları da düşmanlarından
korur.
Kâ'be'ye hücum ettirilen fil, direnip başka yönlere gitmek istediği gibi,
cahiliye mantığını, zihniyeti, baskı ve dayatmacıların niyetini, yönlerini de
şaşırtır. Batinin, İslam ve müslümanlar için tasarladığı maksat ve gayesini,
hedefini saptırır.
Bugün İslam alemi, Nato'ya güvendiği kadar Allah'a güvenmiyor. AET'ye girmek
için kuyruğa giren, Allah'ın dinine girmeyi onuruna yediremiyor. Avrupa'ya
sırtını dayadığı kadar Allah'a sırtını dayamıyor. Sonra bocalıyor. Karnını
doyurduğu insanlara el uzatmaya başlıyor.
Halbuki şöyle bir kaide vardır: Benzeri olayların ortaya çıkmasıyla, benzeri
hükümlerin inmesi sünnetullah gereğidir. İnkar, zulüm, tuğyan belirince mutlaka
ilahi hüküm tecelli eder. Düşmanla, afetlerle, zelzelelerle, iç
huzursuzluklarıyla, kargaşalarla toplumun hayati alt üst olur.
Allah'ın şeriatında, dünyaya ait ceza, kulların haklarına zarar ve tecavüz
dolayısıyladır. Yalnız, Allah'ın hakkı olan hususta azab asıl ahirettedir. Ffl
suresi bize gösteriyor ki, insanların dini inançlarına, ibadetlerine müdahale
karşılıksız kalmıyor. Yeter ki müslümanlar Allah'a kul olsun, O'na güvensin ve
O'nu Rabb kabul etsin. Yani ibadetini sadece O'na yapsın.
"Sen bizim Rabbimizsin, İlâhımızsın ve Melîkimizsin Ey Allah'ım."
Abdullah Büyük
|