Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Allah'tan Vahiy Kullardan İbadet

 Kısa Surelerin Bizlere Sunduğu Mesaj Nedir?

    Tefsir kitaplarında kısa surelerin başı Duha suresi ve sonu ise Nas süresidir. Sizlere sunacağımız mesajımızda ise Fil suresi ile Nas suresi arasındaki on tane surenin topluca mesajını aktaracağız.
    Geçtiğimiz konuda da söylemiş olduğum gibi, kitabımız olan Kur'an'ın ne kadar yeni, taze olduğunu, güncel dediğimiz meselelere uzak durmadığını, içerisinde bulunduğumuz meselelere çözümler sunduğunu, dünya ihtiyarladıkça kendisinin ne kadar gençleştiğini hep birlikte göreceğiz.
    Üzerinde ısrarla durduğumuz kısa surelerimizi yakînen tanımakla, Kur'an-ı Kerim hakkında genel olarak bilgi sahibi olacağız. Sadece cesetlerimizle kılıp ruhlarımızın habersiz olduğu namazlarımızı daha samimi, daha içten ve daha ihlaslı kılmaya çalışacağız.
    Harf devrimi ile bir ümmetin, geçmişini, tarihini, eserlerini ve en nihayet kitabını onlara yabancılaştıran bir zihniyetin büyük bir kötülük yaptığını idrak etmiş olacağız. Besmele çekmede zorlanan, Sübhanekeyi oku dediğiniz zaman aval aval yüzünüze bakan, "otuz senedir namazlarında okuduğun ihlas suresi sana ne diyor?" deyince boynunu büküp" ah o günler, milli şef dönemi, camilerimizin ahır ve samanlık yapıldığı o günler" diyerek gözlerinden yaşlar boşanan insanımızın kalbi sıkıntılarını gidermeye yönelik teklifler sunacağız. Bunun için kısa surelerimizin sunduğu mesajı anlamak büyük önem arzetmektedir.
    Her kesimin anlayabileceği şekilde izah etmeye çalışacağımız bu mübarek surelerimize farklı bir usulle yaklaşmaya çalışacağız. Göreceğiz ki, anlaşılmaz dedikleri Kur'anımız anlaşılıyor, insanı çarpar dedikleri kitabımız insanı çarpmıyor, üstelik kucaklıyor, şefkatle bağrına basıyor. Kendisine talebe olmak isteyenlere çok güzel hocalık yapıyor. Talebelerini eğitirken öğretiyor, öğretirken eğitiyor. Talebelerini eşi ve benzeri olmayan tek bir Allah'a hazırlıyor. Öyle bir Allah'ın (c.c.) tarifini yapıyor ki, o Allah ne bir kaba kuvvettir, ne bir diktatördür, ne de hadiselere karşı ilgisiz kalan bir varlık. (Haşa).
    Kısa surelerimizde göreceğiz ki, Allah'ın kitabından, Allah'ın kullarına bir şeyler geliyor. Kullardan da Cenab-ı Allah'a bir şeyler yükseliyor. Buna "Tenzîl" ve "Urûc" diyoruz.
    Rabbimizden Cebrail aracılığı ile Peygamberimize gelen ve ondan da Kulların eline ulusan Kur'anımızın prensipleri, buyrukları, farzları ve haramları tenzil; kullardan Allah'a yükselen ibadetler ise urûc'tur.
    İşte kısa surelerimizde bir manada Allah ile Kul arasındaki irtibatı, diyalogu görmeye çalışacağız. Şah damarımızdan bizlere daha yakın olan Rabbimizi yakinen tanıma imkanını elde edeceğiz.
    Fîl suresi ile Nâs suresi arasında kalan on surede, yüce yaratanımız kendisini bazen Rab olarak, bazen İlah olarak, bazen de Melik olarak tanıtacaktır. Ekonomide Karl Marks dok-
    Allah'tan Vahiy Kullardan İbâdettirinini, maddede Demokles anlayışını, kadında Freud'u, yaratılışta Darwin nazariyesini topluma dikte eden mantığın ne kadar hokkabaz, ne kadar tutarsız, ne kadar sinsi bir düşman olduğunu kısa surelerimiz aracılığı ile tanıyacağız.
    Günümüzde neseben bir Firavun'u veya bir Ebu Cehil görmek mümkün değil. Yalnız o sıfatta olanları, aynı icraatı takip edenleri, baskı ve dayatmalarla ibadetlere engel olanları sıfatcak göreceğiz.
    "Biz o kitapta hiç bir şeyi noksan bırakmadık" (En'am suresi: 38) mealindeki ayetten hareket ederek kısa olmalarına rağmen, manaları çok büyük olan kısa surelerimizi öğrenince bir daha elimizden, kalbimizden, yaşayışımızdan bı-rakmıyacağız. Din ile devleti ayıran bir taksimata yer verilmediğini göreceğimiz surelerimizde, muvahhid bir müslüman üzerinde durduğunu göreceğiz. Gözünü, kulağını ve kalbini Kur'andan gıdalandırmayan bir insanın, Kur'anı anlaması, hayata girdiğinden bahsetmesi, sloganik bir gözle Kur'an anayasamızdır, demesinin kupkuru bir iddia olmaktan öteye geçmediğini göreceğiz.
    Günlük okuduğumuz gazeteye ayırdığımız zamanın çeyreği kadar kitabına zaman ayırmayan bir toplumun nasıl buhrana girdiğini ve bu buhrandan ancak Kur'an ile kurtulabileceğini öğreneceğiz.
    Başta dediğimiz gibi bunları öğrenmenin, anlamının ve yaşamanın yolu kitabımıza talebe olmaktır. Hem de şimdi, vakit geçirmeden. Nasıl olsa bir gün öleceğiz. Ve kabre gireceğiz. Gireceğimiz o kabre TV ve Radyo kültürü ile değil, Kitaba isyan eden medya ile değil, Kur'anımızla, ayetlerimizle girmek. Bütün mesele budur. Kısa surelerimizin mesajını sizlere aktarmanın gayesi de budur zaten. Kur'anı sevdirmek, ilgi alanımıza çekmek, onun anlaşılır bir kitap olduğunu hatırlatmak.

Abdullah Büyük


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın