|
Kalbin Sesi - Allah'tan Vahiy Kullardan İbadet
Müşrik
Bir Toplumun İnanç Esasları 
Mekke toplumu:
1. Yahudiler,
2. Hıristiyanlar,
3. Kâhinler,
4. Dehriyyunlar,
5. Putperestler ve
6. Haniflerden meydana geliyordu.
İlâhi yoldan uzaklaşmış, Peygamberlerin sesine kulaklarını tıkamış, batıl
inançları istikametinde yaşamakta olan bu toplumun arasına Peygamberimiz (s.a.v)
giriyor ve semadaki yıldızlardan çocuklar, gençler, ihtiyarlar, fakir ve
zenginler Hakk'ın safim teşkil ediyordu.
Ortada iki zıt kutup vardı: Hak ve batıl. Bu iki zıt kutup birbirleri ile
kıyasıya mücadele edeceklerdi. Netice de ise Hak galip gelecek, Allah'ın ve
Resulünün dediği olacaktı.
Bugünkü modern ve çağdaş dünya insanının işlediği her
türlü kötülüğü ve çirkin işleri, o dönem insanı kaba usullerle yapardı. Kısaca:
- Vücutlarını satan kadınlar vardı, bu kadınların bulundukları evlerin
kapılarına bayrağa benzer işaretler asılırdı. Bugün bu iş daha tertipli daha
düzenli ve daha modernce yapılmaktadır.
- Köleler vardı. Vücutlarını, emeklerim, güçlerini, kuvvetlerini satan ve satın
alan insanlar vardı. O günkü ibtidai kölecilik hadisesi, modern dünyada, çağdaş
dünyada çağdaş köleler. Kalemleri, dilleri, bedenleri, kuvvetlerini satan ve
satılan köleler.
- Zinâ ve fuhşun her çeşidi vardı. Hindistandan ve o zamanki İrandan getirilen
boyalarla, kınalarla kadınlar süslenir ve Mekke gençliğini peşkeş çekerlerdi.
Bugün bu iş daha ustalıkla, daha çok çeşitlerle ifa edilmektedir.
- Öldürme, insan kaçırma, yol kesme, faiz, katliam ve nice nice yüz kızartıcı
işler vardı. Bunların hepsi bugün fazlası ile vardır. Ne yazık ki çağdaş
insanın, liberalist insanın, kapitalist insanın, demokrat insanın bu suçlardan
yüzü kızanmamaktadır.
Ahlâk, edeb ve inançları bu kadar bozuk olan Mekke müşrikleri bugünkü
materyalistlerle, bugünkü ateistlerle kıyaslanamıyacak kadar kendilerine has
olan bir şahsiyete ve bir inanca sahiptiler. Çağdaş dünyada yaşayıp İslam namına
ne varsa hepsini reddeden veya alaya alan veya bazısına inanıp bazısına
inanmayan yobazlar ve gericiler, hakikaten o günkü Mekke toplumundan inanç
itibari ile çok geridirler.
Kendilerine aydın süsü veren, ilericilikle öğünen ve ellerine fırsat geçtiğinde
müslümanlan bir fincan suda boğma niyetinde olan bu insanlar tarihin,
inançlarını tesbitte aciz kaldığı yaratıklardır.
Allah'tan'Vahiy Kullardan İbâdet
Üçüncü dünya blokunu meydana getiren ve her geçen gün asrı saadet hasretiyle
yanan müslümanlar, biraz evvel kimlikleri belli olan iğreti lambalara fırsat da
vermiyeceklerdir.
Vaizlerin, yazarların, hatiplerin konuşmalarına sık sık malzeme olan müşriklerin
inanç yapılarını ortaya koyunca, çağdaş dünyanın ilericilerini, aydınlarını
acıklı ve zavallı halleriyle bir daha tanımış olacağız:
Müşrik Toplumun amentüsü (inanç esasları):
1. Müşrikler, yaratıcı olarak Allah'a inanıyorlardı: "•' "Andolsun ki, onlara
kendilerini kim yarattığını sorarsan elbette 'Allah' derler...." (Zuhruf: 87)
2. Müşrikler, yeryüzünün, semânın, ay ve güneşin ve yıldızların Allah tarafından
yaratıldığını da kabul ediyorlar ve inanıyorlardı: "Andolsun ki, eğer onlara:
Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ayı kim buyruğu altına aldı? diye
sorarsan; mutlaka Allah derler." (Ankebut: 61)
3. Müşrikler, semadan yağan yağmurun Allah tarafından yağdınldığına, yağmur
sebebi ile yeryüzünün rengarenk otlarla, çiçeklerle süsleyen gücün yine Allah
olduğuna iman ederlerdi: "Andolsun ki eğer onlara: Gökten suyu indirip onunla,
yeri ünden sonra kim diriltti? diye sorarsan, mutlaka " Allah " derler.." (Ankebut:
63)
4. Müşrikler, rızkın Allah tarafından verildiğine, ölüyü diriltenin, diriyi
öldürenin Allah olduğuna, yaratma ve kainatla alakalı bütün işlerin Allah
tarafından düzene sokulup idare edildiğine inanıyorlardı?
"De ki: Gökten ve yerden size kim rızık veriyor? Kulak ve gözleri yaratmaya kim
mâliktir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (kainata ait her) işi kim
düzenle idare ediyor? Derhal? Allah'tır diyecekler..." (Yunus: 31)
5. Müşrikler, Kur'an-ı Kerime de inanıyorlardı. Ancak onun peyderpey inmesine mi
karşı çıkıyorlardı?
"... Bu Kur'an ona (Hz. Muhammed'e) bir defada indirilmeli değil miydi?
dediler.." (Furkân:32)
6. Müşrikler Peygamberlere de inanırlardı. Ancak, Peygamberlere verilenin
aynısının kendilerine de verilmesini şart koşarlardı: "Onlara bir ayet geldiği
zaman, Allah'ın Peygamberlerine verilen gibi bize de verilinceye kadar asla iman
etmeyiz, dediler. " (En'am: 124)
7. Müşrikler, meleklere de inanırlardı. Gözleri ile görmedikleri halde melekleri
de kabul ederlerdi:
"Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bize melekler indirilmeli veya Rabbimizi
görmeli değilmiydik? dediler..."
(Furkân:21.)
Mekke'de yaşayan müşriklerin, kafirlerin ve batıl yolda yürüyenlerin inanç
yapılan kısaca bundan ibaretti. Her biri semadaki yıldızlara benzetilen ashâb,
işte böyle bir topluma numune oldu, rehber oldu. Ve asırlarca da bu
hususiyetlerini yitirmediler ve kıyamet kopuncaya kadar da böyle kalacaklar.
Allah'a, yaratıcılık özelliğine, kitaplara, peygamberlere, meleklere bu
müşrikleri, acaba bu inançları niçin onları mü'min yapmadı? Bugünkü iğreti
lambalann rehberleri olan o insanlar bu kadar şeye inandıkları halde, Rabbimiz
niçin "kulum" diye sahiplenmedi? Bunun cevabını bir sonraki yazımızda
öğreneceğiz inşaallah.
Abdullah Büyük
|