Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
e) Seyyidü'l-istiğfâr
|
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-
buyuruyorlar: "Kim çokça istiğfar ederse, Allah
Teâlâ onun için her üzüntüden kurtuluş yolu, her darlıktan çıkış imkânı
ihsan ettiği gibi, onun ummadığı yerden de rızık ihsan eder." (Ebû Dâvud,
Neseî, ibni Mâce, Hâkim'den) "Mümin bir kimse,
bir günah işlediği zaman kalbinde simsiyah bir nokta belirir. Eğer tevbe
eder, o günahtan el çekerse ve günahının afvını Allah'tan talep ederse,
kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günâhı gittikçe fazla/aşırsa o nis-bette
siyahlık da fazlalaşır. Öyle ki, sonunda o siyahlıkla kalp tamamen kaplanmış
olur. işte O siyahlık Allah Teâlâ'nm Kur'ân'da beyân buyurduğu Ran'dır:
«Hayır, doğrusu onların kazandıkları günahlar kalplerini kaplamıştır.» (Mutafdfîn
83 /uy Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-'dan
rivayete göre, Ne-biyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuşlardır: Allâhümme ente Rabbî. Lâ ilahe
illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta'tü.
Eûzü bike min şerri mâ sana'tü ebûu leke bi ni'metike aleyye ve ebûu bizenbî
feğfirlî. Fe innehû lâ yağfiruzzünûbe illâ ente.
"Bir kimse bu Seyyidü'l-İstiğfâr'ı ihlâs ve yakîn itikâdıy-le gündüz okur da
o günde akşam olmadan evvel vefat ederse, o kimse ehl-i Cennettendir. Ve
eğer bu duayı, yakîn itikâ-dıyle gece okur da sabah olmazdan evvel vefat
ederse, yine ehl-İ Cennet'tendİr." (Buhârî, Daavât, 1 ;Tirmîzî, Deavât, 15;
Neseî, İs-tiâze, 57; ibn-i Hanbel, Müsned, 4 /122.)
Yâni Cennete ilk girecekler ile Cehennemi görmeksizin ol kimse Cennete dâhil
olur, demektir. Bu duanın hulâsa-i meali:
Yâ Rabb, ben cürm ü kusurlarımı i'tiraf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim,
nimetlerinin şükründen âcizim, beni afv ü mağfiret eyle, demektir. (Dualar
ve Zikirler s: 56-57) "Ey önü, sonu, evveli,
âhiri, bidayeti, nihayeti olmayan, her türlü mekândan, zamandan, cihetden
münezzeh olan, ulular ulusu, yüceler yücesi, kâinatın yaratıcısı Allâhım!
Şan, şeref, kuvvet, kudret bütün âlî sıfatlar sana âid. Bizler mahlûk
olarak, senin o ince san'atını ve hududsuz derin ahlâkını nasıl idrâk
edebiliriz. Kerem et, lûtf et de basiret penceremiz açılsın da bir şemme
olsun nasibimize göre seni anlayabilelim.
Aşkımızı ziyâdeleştir de, sayende kulluğumuzu büyük bir şevk ve edeb içinde
ifâ edelim. Tamamlık, kemâl senin sıfatın, noksanlık ise bizim sıfatımız,
bizleri bağışla, hatalarımız sebebiyle yakma! Allâhım ancak senin afvına,
rahmânlığma, gafı'arlığına güveniyoruz. Adaletle muamelene
değil.."(Altınoluk Sohbetieri-2 s: 86) |
|
Yusuf Demireşik |
|