Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
|
f. Kadir Gecesi |
"Gerçek biz onu (Kur'ân'ı) Kadir gecesinde
indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazi u şerefini) sana bildiren nedir?
Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Onda melekler ve Rûh, Rabblerinin
izniyle, her bir iş için iner de iner. O (gece) tanyeri ağarıncaya kadar
selâmdır." (Kadr sûresi 97 /1 8) Kur'ân-ı
Kerim, Levh-i Mahfûz'dan dünya göğüne topyekün olarak, Kadir gecesinde
indirilmiştir (Celaleyn). Kur'ân'ın inzaline o gece başlanmıştır. Yâhud
topyekün Levh-i Mahfûz'dan dünya göğüne, kâtib meleklere o gece
indirilmiştir. Bilâhare Cebrail -aleyhisselâm- da 23 senede onu tedrîcen
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e vahyetmiştir (Beyzâvî, Medârik).
Kadir gecesi, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır.
Binâenaleyh, o gece yapılan sâlih amel, 'Cinde Kadir gecesi bulunmayan bin
ay ibâdetten daha hayırlıdır. (Celâleyn, Medârik)
"Onda melekler ve Rûh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner." Bu
ayette Rûh ile Cebrail -aleyhisselâm- kastedilmiştir (Celâleyn, Medârik).
Yâhud "Ruuh" isimli melektir ki, onu melâike ancak o gece görürler. (Veya
Ruuh ile kastedilen) ilâhi rahmettir (Medârik)
"Her bir iş için" ayetinden; o seneden gelecek seneye kadar Allah Teâlâ'nın
hüküm ve kaza buyurduğu her emirden dolayı meleklerin ve Rûh'un indiği
kastedilmektedir. (Beyzâvî, Celâleyn, Medârik) Melekler uğradıkları her
mümine selam verirler. (Beyzâvi, Celâleyn, Medârik)
Müminlerin anası Hazret-i Âişe'nin -radıyallâhu anhâ- şöyle dediği
Tirmîzî'de rivayet edilmektedir: "Dedim ki:
-Ey Allah'ın RasûlüL. Kadir gecesini bilirsem, onda nasıl duâ edeyim?
"Şöyle söyle!" buyurdu: "Allâhümme inneke
afüvvün, tühıbbulafve fa'fü annî: Allâhım!
Şüphesiz ki sen çok afv edicisin, afvı seversin. O halde beni de affet!...»
(Kur'ân-ı Hakîm Meâl-i Kerîm, Kadr Sûresi dipnotları)
"Denildi ki: Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize
ümmetinin ömürleri sunuldu. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bunu az
buldu. Bunun üzerine Kadir gecesi verildi. Enes
bin Mâlik -radıyallâhu anh- şöyle demiştir:
-Güvendiğim birisinden duydum ki, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-
kendisinden önceki insanların ömürlerini veya onlardan Allah Teâlâ'nın
dilediği kadarını gördü de kendi ümmetinin ömürlerini küçümsedi.
Diğerlerinin uzun ömürlerinde yaptıkları sâlih amellere, (bu kısa ömürde)
ulaşmaları mümkün olmayacaktı. Allah Teâlâ O'na bin aydan daha hayırlı Kadir
gecesini verdi." (Gunye 2/13) Kadir Gecesinde
Melekler ve Cebrail Yeryüzüne İner İbn-i
Abbâs'ın -radıyallâhu anhümâ- şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
"Kadir gecesi olunca Allah Teâlâ Cebrail'e -aleyhisselâm-sayıları yetmiş bin
olan Sidre-i Müntehâ melekleriyle beraber yeryüzüne inmelerini emreder.
Beraberlerinde nurdan sancaklar vardır. Yeryüzüne indiklerinde Cebrail kendi
sancağını, diğer melekler de kendi sancaklarını şu dört yere dikerler:
Ka'be'nin yanına, Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in kabrine,
Beyt-i Mukaddes mescidine (Mescid-i Aksâ'ya), Tûr-i Sînâ mescidine.. Sonra
Cebrail -aleyhisselâm- meleklere:
«-Dağılırı!..» der. Onlar, içinde mümin erkek
veya mümin kadın bulunan hiçbir ev, oda, mesken ve gemi bırakmamak üzere
hepsine girerler. Ancak şu evler müstesna:
İçinde köpek veya domuz, şarap (diğer alkollü içkiler buna dâhildir), haram
yoldan cünüp olmuş bir kimse veya heykel bulunan evlere girmezler.
Girdikleri evlerde yüce Allah'ı tesbîh, takdîs ve tehlîlde bulunurlar.
(Onların günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarırçlar.) Tanyeri
ağarıncaya kadar buna devam ederler. Tanyeri ağa-rınca semâya yükselirler.
Dünya semâsının melekleri onları karşılar ve:
-Nereden dönüyorsunuz? diye sorarlar. Onlar:
-Dünyadaydık. Çünkü bu gece, Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve seilem-'in
ümmetinin Kadir gecesidir, derler. Dünya semâsının melekleri:
«-Allah Teâlâ, onlara ne gibi bir muamelede bulundu?» derler. Cebrail -aleyhisselâm-:
-Allah Teâlâ, onların sâlihlerini bağışladı, zayıflarına şefaatçi kıldı,
der. (Bunu duyan) dünya semâsı melekleri, bu ümmete rızâ ve mağfiretini
lütfetmesi sebebiyle Allah'a hamd ederek, yüksek sesle RabbüTÂlemîyn'i sena,
takdîs ve tesbîhe başlarlar. Sonra dünya göğü
melekleri, onları ikinci göğe uğurlarlar. Böylece gök katları birer birer
geçilir. Yedinci kat semâya varıldığında Cebrail -aleyhisselâm-:
-Ey göklerin sakinleri!.. (Yerlerinize) dönünüz!.. Her göğün meleği, kendi
yerlerine dönerler. Sidretü'l- Müntehâ'da bulunan melekler de Sidre'ye
dönerler. (Sidre'nin yeryüzüne inmemiş olan melekleri, gelenlere):
-Neredeydiniz? derler. Onlar, dünya göğü
meleklerine verdikleri cevâbın benzerini verirler. Sidre sakini melekler,
tesbîh ve takdîsle seslerini yükseltirler. (Onların bu yüksek sesle
tesbîhini önce) Me'vâ Cenneti duyar. Sonra Naîm Cenneti, sonra Adn Cenneti,
sonra Firdevs Cenneti duyar. Arşu'r-Rahmân da işitince, Arş, bu ümmete lüt-fûndan
dolayı, şükrederek tesbîh ve tehlîlle âlemlerin Rabbini yüksek sesle senaya
başlar. Allah Teâlâ en iyi bildiği halde sorar:
«-Ey Arşım, sesini niçin yükselttin?» Arş şöyle der:
«-Allah'ım, bana ulaştığına göre, dün gece ümmet-i Muham-med'in -sallâllâhu
aleyhi ve sellem- sâlihlerini bağışlamışsın, zayıflarına şefaatçi
kılmışsın...» Allah Teâlâ:
«-Doğru söyledin, ey Arşım!.. Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ümmeti
için, nezdimde öyle ikramlar vardır ki, onları hiçbir göz görmemiş, hiçbir
kulak işitmemiş, hiçbir beşerin kalbine doğmamıştır.» buyurur." (Gunye 2/14)
"Denilmiştir ki: Kadir gecesi, Cebrail -aleyhisselâm-
insanlardan hiçbir kimseyi ayırmaksızın, herkese selâm verir ve onlarla
musâfaha eder. Bunun alâmeti ise, insanın teninin ürpermesi, kalbinin
yumuşaması, gözlerinin yaşarmasıdır." Bu
cümleden olarak, rivayet edilmiştir ki: Nebiyy-i
Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ümmeti için çok üzülmüştü. Allah Teâlâ:
-Yâ Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, üzülme!.. Ümmetine
peygamberlerin derecelerini vermeden onları dünyadan almam. Şöyle ki, Enbiyâ
-aleyhimüssalât ü vesselam- hazerâtı-na Rûh ile melekler, risâlet, vahiy ve
keramet inerdi. Bunun gibi, ümmetine de Kadir gecesinde benden rahmet ve
selâmla melâ-ike-i kiram inerler." (Gunye 2 /14)
Kadir Gecesi Ramazan'ın Hangi Gecesidir? "Kadir
gecesi, Ramazan'ın son on gününde aranmalıdır.
En kuvvetli ihtimâl, yirmiyedinci gece olmasıdır. İmâm-ı Mâlik -ra-himehullâh-'a
göre, Ramazan'ın son on gününün gecelerinde Yanmalıdır. Bu gecelerden
birinin diğerlerinden farklılığı yoktur. İmâm-ı
Şafiî -rahimehullâh-'a göre yirmibirinci gece olması ihtimâli kuvvetlidir.
Bazıları ondokuzuncu gecedir, dediler. Âişe -radıyallâhu anhâ-'nın görüşü
böyledir. Ebû Bürde el-Eslemî -radıyallâhu anh-:
"O, yirmiüçüncü gecedir." demiştir. Ebû Zerr ve
Hasan -radıyallâhu anhümâ-, yirmibeşinci gecedir, demişlerdir. Hazret-i
Bilâl -radıyallâhu anh-'in, Nebiyy-i Zî-şân -sallâllâhu aleyhi ve sellem-
Efendimizden bildirdiğine göre, Kadir gecesi yirmidördüncü gecedir..
İbn-i Abbâs ve Übeyy bin Ka'b -radıyallâhu anhümâ-:
"Kadir gecesi, yirmiyedinci gecedir." demişlerdir. En kuvvetli delil,
yirmiyedinci gece olmasıdır. En doğrusunu Allah -celle ce-lâlühû- bilir.
Ahmed bin Hanbel -rahimehullâh-, İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ-'nın şöyle
dediğini anlatmıştır: "Ashâb-ı Kiram -radıyallâhu
anhüm-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e, Kadir gecesini,
Ramazan'ın son on gecesinde gördüklerini devamlı olarak anlatırlardı. Bunun
üzerine, Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
"Sizin bu görüşünüz, mütevâtir oldu. O, Ramazan ayının, son onunun yedinci
gecesindedir. (27. gece) Bir kimse, Kadir gecesini aramak isterse onu
Ramazan'ın son onunun yedincisinde arasın!..."
Keza, İbn-i Abbâs -radıyallâhu anhümâ-'nın, Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-'e
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Kadir
gecesini tek gecelerde aradım. Ancak, yediden başka günlerde görmedim..." (Gunye
2 /11) "Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve
sellem- Efendimizin bu konuda muhtelif hadisleri vardır. Yirmiyedisinde, son
on gününün teklerinde, son yedisinde, yirmiüçüncü gecesinde, son onda
aranması ile ilgili olanları bunlardan bir kısmıdır:
"Kadir gecesini, Ramazan'ın son yedisinde arayın." (Müslim,
Ebû Dâvud). "Kadir gecesini arayın. Kim onu
arayacaksa (Ramazan ayının) yirmiyedisinde arasın." (imâm Ahmed bin
Hanbel'in Müsned'i). "Kadir gecesini,
Ramazan'ın son on (gününün) tekinde arayın." (imâm Ahmed, Tirmîzî, Beyhakî).
"Kadir gecesini, yirmiüçüncü gecede arayın." (Taberânî).
"Kadir gecesini, (Ramazan'ın) son on gün(ün)de, yâhud son yedi gün(ün)de
arayın." (Mûslîm). "içinizden bazı insanların,
rüyasında Kadir gecesi ilk yedide gösterildi. Yine sizden bazı kimselere de,
son yedide gösterildi. SİZ onu son onda
arayın!.." (Buhârî). (Kur'ân-ı Hakîm Meâl-i Kerîm, Kadr Sûresi dipnotları)
Görülüyor ki, Kadir gecesinin zamanı kat'î bir surette tâyin ve tasrîh
edilmemiştir. Şu yazdığımız ve bir çoğunu da yazmadığımız hadislerden bir
kısmı, Onun son on günün teklerinde, bir kısmı çiftlerinde, bir kısmı orta
on günde, bir kısmı da bütün Ra-mazan'da aranmasını emretmektedir. İbn
Melek, bu ihtilâfları şöyle telîf etmiştir:
"Kadir gecesi, muayyen bir gece değildir. Bir sene tek gecede, bir sene çift
gecede olmak üzere seyr ve intikâl eder. Bu bâbda sâdır olan hadîsler,
vakitleri itibariyledir." Kadı İyâz da böyle demiştir.
İmâm Şafiî -rahimehullâh-'den rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallâllâhu
aleyhi ve seliem- Efendimiz kendisine vâkî suâllere göre cevap vermiştir.
-Bu gece arayalım mı? diyenlere; -O gecede de
arayın! buyurmuş; bu suretle gecelerin ibâdetle ihya edilmesini teşvîk
buyurmuştur. Şu muhakkaktır ki, Kur'ân'm
(el-Bakara sûresinin 185. âyeti mucibince) Ramazan ayında inzal buyuruiduğu,
Kadir gecesinin de Kur'an'ın indirildiği gecede vâki olduğu beyân
buyurulmasına nazaran, o gecenin ancak, o mübarek ayın herhangi bir gecesine
tesadüf edeceğinde şüphe yoktur. Allâhü a'lem.." (Kur'ân-ı
Hakîm Meâl-i Kerim, Kadr Suresi dipnotları) Bu
konuda söylenecek son söz, son on geceyi dolu dolu geçirmeyi tavsiye
olacaktır. Nitekim, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve seliem- öyle yapmıştır:
Âişe -radıyallâhu anhâ- validemiz şöyle anlatmaktadır:
"(Ramazanın son) onu girince, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve
seliem- îzârmı sağlamca bağlar, gecesini (ibâdetle) ihya eder, aile efradını
da (ibâdet için) uyandırırdı." (Sahîh-i Buhârî
ve Tercemesi, Kitâb-ü Salâti't- Teravih 4 /1875)
Kadir Gecesinin Belirtileri Kadir gecesinin
belirtileri şunlardır: «O gece açık ve hoş; yumuşak, ne sıcak, ne de soğuk
olmayan bir gecedir.» Denilmiştir ki: «O gecede
köpek havlaması duyulmaz. Kadir gecesinin sabahı, güneş doğduğunda şuasız
(gözü kamaştırmayan donuk) bir tepsi gibidir.
Gönül erbabına, velîlere, müminler arasından Allah Te-âlâ'nın murad ettiği
tâat ehline o gece hayret verici pek çok şeyler ihsan edilir. Bunlar, o
zâtların hallerine, kısmetlerine, azîz ve celîl olan Allah'a yakınlık
derecelerine göre farklı farklı tecellî eder." (Gunye 2/14)
Kadir Gecesinin Gizli Tutulmasındaki Hikmet Nedir?
"Birisi şayet şöyle derse: «-Niçin Allah Teâlâ,
kullarına Cum'a gecesini açıkça bildirdiği halde, Kadir gecesini kesin ve
kat'î olarak bildirmedi?.. Aralarında ne fark var ki?» Ona şöyle cevap
verilebilir: (İnsanlar) o gece yaptıkları
amellere güvenip: «Biz bin aydan daha hayırlı bir geceyi ibâdetle geçirdik.
Allah Teâlâ bizi bağışladı. Allah nezdinde dereceler ve Cennetler kazandık.»
derler ve artık hiçbir ibâdet yapmaya lüzum görmezler. O gece yaptıklarına
dayanıp, güvenirler. Ümîd ağır basar, helak olurlar.
Nitekim, ömürlerinin ne zaman sona ereceği de kullara bildirilmemiştir. Tâ
ki, ömrü uzun olan: "Şehevi arzularımı tatmîn ederim, dünyâ nimet ve
lezzetlerinden tadabildiğim kadarını tadarım. (Yani, hayatımı hiçbir ölçü
tanımadan yaşarım.) Ömrümün sonuna doğru da tevbe eder ve Rabbime ibâdetle
meşgul olurum. Böylece tevbekâr ve sâlih bir kimse olarak ölürüm." dememesi
için, ömrün ne zaman biteceği bildirilmemiştir. Bu suretle kul, dâima
ölümden korku ve çekinme hali üzere olsun. Yaptığı işleri iyi yapsın,
tevbeye ve sâlih amel işlemeye devam etsin. Böylece ölüm, iyi hal üzereyken
gelsin. Bu meyânda, dünyâ hayatında bir kısım lezzet ve şehevî arzuları
helâl yoldan kendilerine ulaşır. Allah'ın rahmetiyle, âhirette azâbdan
kurtulmuş olurlar. Denilmiştir ki:
"Allah Teâlâ beş şeyi, beş şeyde gizlemiştir:
Birincisi: Allah Teâlâ rızâsını taatlarda gizlemiştir.
İkincisi: Gazabını ma'siyetlerde gizlemiştir.
Üçüncüsü: Orta namazını, diğer namazlar arasında gizlemiştir.
Dördüncüsü: Velî kulunu halk arasında gizlemiştir.
Beşincisi: Kadir gecesini Ramazan ayında gizlemiştir." (Gunye 2/13) |
|
Yusuf Demireşik |
|