Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
|
a. Ramazan-ı Şerîfin Fazîleti |
Selmân-ı Fârisî -radıyallâhu
anh- şöyle anlatmıştır: Rasûlullâh -sallâllâhu
aleyhi ve sellem-, Şaban'ın son gününde bize hutbe îrâd etti ve:
«Ey İnsanlar!.. Büyük bir ay yaklaştı. O mübarek bir aydır. İçinde bin aydan
daha hayırlı bir gece (Kadir gecesi) vardır. Allah Teâlâ bu ayın orucunu farz,
gecesinde namazı (ibâdeti) nafile kıldı. Bu ayda bir hayır işleyen veya bir
farzı edâ eden kimse, Ramazan dışında yetmiş farz edâ etmiş gibi olur.»
«Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı (ise) Cennet'tir. Bu ay bolluk ayıdır. Bu
ay, müminin rızkının arttığı aydır. Bu ayda bir kimse, bir oruçluya iftar
ziyafeti verse, günahlarının bağışlanmasına ve Cehennem'den âzâd olunmasına
vesîle olur. iftar ziyafeti verdiği kimsenin sevabı kadar sevaba nail olur.
Öbürünün sevabında ise hiçbir eksilme olmaz.»
Sahâbe-i Kiram -rıdvânullâhi aleyhim ecmeîn- hazerâtı:
«-Yâ RasûlâllâhL Bizden hemen hemen hiç birimiz, oruçluya iftar verecek şeye
mâlik değiliz.» dediler. Rasûlullâh -sallâllâhu
aleyhi ve sellem-: «-Allah Teâlâ bu sevabı bir
hurma, bir yudum su, bir tadım süt ile de verir.» buyurdu.
«Ramazan ayı öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem
azabından kurtulmaktır.» «Bu ayda bir kimse emri
altında bulunanların işlerini hafifletirse, Allah Teâlâ onu bağışlar ve
Cehennemden âzâd eder.»
«Bu ayda dört hasleti çoğaltınız: Bunlardan ikisi
ile Rabbınızı razı edersiniz. Diğer iki haslet de zaten her zaman muhtaç
olduğunuz şeylerdir. Rabbınızı razı edeceğiniz iki haslet:
«Lâ ilahe illallah» kelime-i tayyibesini çok söylemeniz ve Allah Teâlâ'ya (tevbe
ve) istiğfarda bulunmanızdır. Muhtaç olduğunuz iki haslet ise Allah Teâlâ'dan
Cenneti istemeniz, Cehennem'den O'na sığınmanızdır.»
«Her kim bu ayda bir oruçlunun karnını doyurursa, Allah Teâlâ benim havzımdan
ona içirir ve o kimse bir daha ebediyyen susamaz.» buyurdu." (Gunye, 2/6)
Kırmızı Yakuttan Saraylar Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallâhu
anh-'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuşlardır: "Ramazan ayının ilk gecesinde
Cennet ve semâ kapıları açılır da, Ramazan'ın son gecesine kadar kapanmaz. Erkek
veya kadın herhangi bir kimse Ramazan gecesinde namaz kılarsa, her secdesine
mukabil, Allah Teâlâ ona binyedi yüz sevap yazar. Ve Cennette onun için yetmiş
bin kapısı olan kırmızı yakuttan bir saray bina eder. O sarayın her kapısının
kırmızı yakutla süslü altından iki kanadı vardır.
Yine (müslüman), Ramazan'ın birinci günü oruç tuttuğunda, Allah Teâlâ Ramazan'ın
son gününe kadar onun günahlarını bağışlar. O oruç, bir o kadar günâhına da
keffâret olur. Ramazan ayında tutulan her oruç için ona bir saray verilir ki, o
sarayın altı bin kapısı vardır. Ayrıca yetmiş bin melek, sabahtan akşama kadar
onun günahlarının bağışlanması için Allah'a duâ ederler. Ramazan'ın gece veya
gündüzünde yapmış olduğu her secdesine mukabil Cennette bir ağaç verilir ki, hayvana binmiş bir kimse yüz yılda onun
sonuna ulaşamaz." (Gunye, 2 / 6) Ebû Hüreyre -radıyallâhu
anh-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:
"Ramazan'ın ilk gecesi olduğunda, Allah Teâlâ insanlara nazar eder. O bir kuluna
nazar edince artık ona ebediyyen azâb etmez. Allah Teâlâ, Ramazan'ın her gününde
milyonlarca müs-lümanı Cehennemden âzâd eder." (Gunye, 2 / 6)
Ebû Mesud Gıfârî, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken
işittiğini söylemiştir: "Ramazan ayında bir gün
oruç tutan kul, Allah Teâlâ'nın «Çadırlar içinde saklı huriler vardır.» (Rahman
55 / 72) âyeti ile tasvir edilen ve inciden çadırlar içinde saklı, iri gözlü
hûrîlerden bir eşle evlendirilir ki, o iri gözlü hurinin üstünde, renkleri
birbirinden farklı yetmiş çeşit ipek elbise vardır. Her hûrîye inciyle
süslenmiş, kırmızı yakuttan yetmiş sedir, sedirlerden her biri üzerinde yetmiş
yatak, her yatak üstünde atlastan örtüler ve yetmiş yastık hazırlanmıştır. Her
huri ve eşi için yetmiş bin hizmetkâr vardır. Hizmetkârların herbirinin
ellerinde, altın kâseler içinde çeşit çeşit yiyecekler vardır. Cennetlikler son
lokmalarında, ilk lokmalarında bulamadıkları lezzetleri bulurlar. Eşlerine de
aynı ikramlar vardır. Kırmızı yakuttan sedirler üzerinde... Bütün bunlar o
kimsenin, yapmış olduğu diğer iyilikler dışında, sâdece Ramazan ayında tuttuğu
bir günlük orucu içindir." (Gunye 2 / 6) Ramazan
Ayı Girince Cennet Süslenir İbn-i Abbâs -radıyallâhu
anhümâ- Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin şöyle
buyurduğunu işitmiştir: "Cennet, Ramazan ayının
girişiyle donatılır ve bezenir. Ramazan'ın ilk
gecesi olunca, Arş'ın altında Mesire adlı bir rüzgar esip, Cennet ağaçlarının
dallarını, yapraklarını ve kapı halkalarını sallar. Bunlar öyle güzel sesler
çıkarırlar ki, Cennetlikler o güzel seslerden daha hoş ses işitmemişlerdir. Yine
(Ramazan ayı hürmetine) hûr-iîyn (iri gözlü hûrîler) süslenir, Cennetin yüksek
yerlerine çıkarak: «-Bizi Allah Teâlâ'dan zevceliğe
isteyecek yok mu?» diye seslenirler. Sonra (Cennet
meleklerinin büyüğü olan) Rıdvan'a: «-Bu gece hangi
gecedir?» derler. Rıdvan: «-Ey güzellerin
hayırlıları!.. Bu gece, Ramazan ayının ilk ge-cesidir. Muhammed -sallâllâhu
aleyhi ve sellem-'in ümmetinden oruç tutanlara Cennet kapıları açılır.» diye
cevap verir. Allah Teâlâ:
«-Ey Rıdvan!.. Cennet kapılarını aç! Ey Mâlik, Cehennem kapılarını Muhammed -sallâllâhu
aleyhi ve sellem-'in ümmetinden oruç tutanlara kapa! Ey Cebrail! Yeryüzüne in!
Şeytanları zincirlerle bağla, onları büyük denizlerde hapset ki, habîbim
Muhammed ümmetinin oruçlarını bozmasınlar!» diye buyurur.
Allah Teâlâ, Ramazan'ın her gecesinde üç defa: «-
Benden bir şey isteyen var mı, istediğini vereyim!..»
«- Tevbe eden var mıdır, tevbesini kabul edeyim!..»
«- İstiğfar eden var mıdır, onu bağışlayayım!..» «
Veren zengin olur, vefakar mesûd olur.» buyurur.
Allah Teâlâ, Ramazan-ı şerîf'in her günü iftar vaktinde kendilerine azâb gereken
âsîlerden milyonlarca kişiyi Cehennemden azâd eder. Allah Teâlâ (Perşembeyi
Cumaya bağlayan) gece ve Cum'a günü her saat, azâb edilecek milyonlarca
Cehennemliği affeder. Ramazan-ı şerîf'in sonuncu günü, bu ayın ilk gününden o güne kadar
Cehennem'den âzâd ettiklerinin toplamı kadar kimseyi bağışlar. Kadir gecesi
Cebrail -aleyhisselâm-'a yeryüzüne inmelerini emreder. O da beraberinde büyük
bir melek topluluğu ve yeşil bir sancakla yeryüzüne iner. Sancağı Ka'be'nin
ortasına dikerler. Cebrail -aleyhisselâm-'in altı yüz kanadı vardır. Bu ka-nadlarını
ancak Kadir gecesi açar. Kanadlarını açınca onlar doğu ve batıyı kaplar. Bu
sırada Cebrail -aleyhisselâm- meleklere: «-Muhammed
-sallâllâhu aleyhi ve sellem- ümmetinin aralarına girin.» diye emreder.
Melekler de onların aralarına girerler; ibâdet eden, namaz kılan ve zikredenlere
selâm verip, onlarla musâfaha ederler. Onların dualarına "Âmîn!" derler. Bu
durum, sabaha kadar böylece devam eder. Sonra Cebrail -aleyhisselâm-:
«-Ey dostlar!.. Artık sabah olmuştur. Hepiniz, vazîfenize dönünüz!» buyurur.
Bunun üzerine melekler: «-Ey Cebrail!.. Allah Teâlâ
Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ümmetinin hacetleri hususunda ne yaptı?»
diye sorarlar. Cebrail: -Allah Teâlâ onlara rahmet
nazarı ile baktı. Onların günahlarını affetti, onları bağışladı. Yalnız onlardan
şu dört sınıf, bu rahmet ve afvdan hâriç bırakıldı.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- (devamla):
"Onlar dört sınıf insandır ki; -Şarab içmeye devam
edenler, -Ana babasına âsî olanlar,
-Akrabalık bağlarını kesenler, -Bid'at ehli olup,
müslümanları ve cemâati terk edenlerdir." buyurdu. Ramazan bayramı gecesine mükâfat gecesi de
denir. Bu gecenin sabahında Allah Teâlâ, meleklerini yeryüzüne gönderir. Onlar,
sokak başlarında durur, cin ve insan dışındaki bütün canlıların duyabileceği bir
sesle şöyle nida ederler: «-Ey Muhammed -sallâllâhu
aleyhi ve sellem- ümmeti!.. Evlerinizden çıkınız!.. Size çok sevap veren, büyük
günahları bağışlayan Kerîm Rabbinize geliniz.» derler.
Onlar camiye gitmek üzere evlerinden çıktıklarında , Allah Teâlâ meleklerine:
«-Ey benim meleklerim! Vazifesini lâyıkıyla yapan insanlara ne verilir?»
buyurur. Melekler: «-Ey bizim ilâhımız ve
seyyidimiz!.. Onlara mükâfatları eksiksiz olarak verilir.» derler. Bunun üzerine
Allah Teâlâ: «-Ey meleklerim! Siz şâhid olunuz ki,
Ramazan ayında oruç tutan ve namazını kılan kullarıma sevâb ve mükâfat olarak
rızâmı verdim. Onların günahlarını bağışladım. » buyurur.
Sonra kullarına şöyle hitâb eder: "-Ey kullarım!..
Bu gün benden dilediğinizi isteyiniz. İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, bugün
âhiretiniz için ne isterseniz, size vereceğim."
"Dünyânız için istediğiniz şeye gelince, bakarım; izzet ve celâlime yemîn ederim
ki, sizler benim hukukumu koruduğunuz sürece, ben de sizin kusur ve
günahlarınızı örterim. İzzet ve celâlime yemin ederim ki, hududumu koruyanlar
arasında, sizi rezîl ve rüsvây etmem."
"Evlerinize bağışlanmış olarak dönünüz!.. Zîrâ beni hoşnut ettiniz. Ben de
sizden razı oldum." Ümmet-i Muhammed, Ramazan-ı
şerîfte iftar ettiklerinde, melekler sevinçle Allah Teâlâ'nın onlara ihsan
buyurduğu mükâfatları birbirlerine müjdelerler." (Gunye 2/7-8) |
|
Yusuf Demireşik |
|