Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
|
a. Aşure Gününün Fazîieti |
Muharrem ayının onuncu gününe Aşure günü
denir. Ha-dîs-i şerîflerde beyân olunduğuna göre, bu günde pek çok mühim
hâdise meydana gelmiştir: Sahabe -radıyallâhü
anhüm-: - Yâ Rasûlâllâh! Allâh Teâlâ,
Aşure gününü diğer günlerden faziletli kılmış mıdır? diye sorduklarında,
Peygamber-sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz:
-Evet, Allâh Teâlâ Aşure gününü diğer günlerden üstün tutmuştur. Allâh Teâlâ
gökleri Aşure günü yarattı. Dağları, denizle-?1. kalemi, levhi ve Âdem -aleyhisselâm-'ı
Aşure günü yarattı. Adem -aleyhisselâm-'ı Aşure günü Cennete koydu. İbrahim
?aleyhisselâm-, o gün doğdu ve Allâh Teâlâ onu ateşten Aşure günü kurtardı.
Aşure gününde, oğlunun yerine kurban etmek için °na buvük bir koç verdi.
Allâh Teâlâ, Firavun'u Aşure günü boğ-J- Eyyûb -aleyhisselâm-'dan belâyı
Aşure günü kaldırdı. Âdem eyhisselâm-'ın tevbesini Aşure günü kabul etti.
Dâvud -aleyhisselâm-'ın zellesini Aşure günü bağışladı. Isâ -aleyhisselâm-Aşûre
günü dünyaya geldi. Kıyamet, Aşure günü kopacaktır." buyurdular. (Gunye
2/53) Er-Ravzu'l-Fâik kitabında şu kıssa
anlatılır: Bir vakit Basra'da servet
sahibi bir adam vardı. Her senenin aşure gününde müslüman kardeşlerini evine
toplar, sabaha kadar Kur'ân okuyarak okutarak geceyi ihya ederler, nerde
fakir ve yoksul, kimsesiz varsa buldurur, hepsinde tasaddukta bulunur, dul
ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin
bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı
senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:
-Babacığım bu gün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur'ân ve
zikirle ihya ediyor? Babası: -Yavrucuğum,
bu gün aşure günüdür, Allâh katında bu günün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da
faziletleri vardır, dedi. Sonra uykuya
vardılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu. Sanki nefesi kesilmiş
bir halde huşu' ve haşyet ile Kur'ân'ı ve zikrullahı dinliyordu. Kur'an'ın
hatim duâsını yaptıkları vakit, yüzünü semaya doğru çevirdi ve Allâh" niyaz
ederek: -Ey Mevlam! Bu gecenin senin
indindeki hürmeti hakkı için, senin rızanı kazanmak için bu gece Kur'ân'ını
okumak için uyumamış kulların hürmeti için beni şu halimden kurtar, kalbimin
kırıklığını sar! dedi. Daha sözünü bitirmemişti, o anda afiyet bularak bütün
ağrı ve sancılardan kurtularak kalkıp doğruldu. Sabahleyin bu hâli görünce
şaşıp kalan babası: -Kızım bu nasıl oldu?
diye sordu. O da: -Babacığım , bu gün ile
Allâh'a tevessül ettim. O da ânında bana sıhhatimi ihsan etti, dedi. (duâlar
ve Zikirler, R. Mahmud Sami, s: 121-122)
Naklolunur ki: Aşure günü bir esir,
kâfirlerden kaçtı. Kâfirler onu aramak için bineklerine binerek takib
ettiler. Esir, arkasında süvarileri görüp yakalanacağını anlayınca, başını
semâya kaldırarak şöyle duâ etti: "Allâh'ım! Bu mübarek günün hakkı için,
beni onlardan kurtarmanı istiyorum." Bunun üzerine Allâh onların hepsinin
gözünü kör etti ve esir kurtuldu. Bu esir o günü oruçlu geçirdi, ancak iftar
edecek bir şey bulamadı, uykuya vardı, rüyasında yedi-rilip içirildi. Bundan
sonra, yiyecek ve içeceğe ihtiyacı olmadan yirmi sene yaşadı.
Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
-Bu günün faziletini taleb ediniz. Bu gün, Allâh'ın diğer günlere tercih
ettiği mübarek bir gündür. Bu günü kim oruçlu geçirirse Cenâb-ı Allâh o
kimseye, melekler, enbiyâ, resuller, şehidler ve sâlihlerin ibadetlerinden
bir pay ayırır. Bu pay oruçtadır. (Bakara Sûresi Tefsiri, R. Mahmud Sami
Ramazanoğlu, s:13) Aşure Günü İftar
Yemeği Vermek ibn-i Abbâs -radıyallâhu
anhümâ-'dan bildirilen diğer bir ha-dîs-i şerîfde:
"-Bir kimse Aşure günü oruç tutarsa, Allâh Teâlâ ona geceleri ihya edilmiş,
gündüzleri oruçla geçirilmiş altmış senelik ibâdet sevabı yazar. Keza ona
bin şehid sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan için yedi gök ehlinin
sevabını yazar. Aşure günü iftar yemeği verirse, ümmet-i Muhammed'in hepsine
iftar ettirmiş, kaklarını doyurmuş gibi olur. Aşure günü bir yetimin başını
okşayanın, yetimin başındaki saçlarının sayısı kadar Cennette derecesi
artar." buyurulmuştur. (Gunye 2 / 53)
Aşure Günü Gusleden Hastalık Görmez Diğer
bir hadîs-i şerîfte de Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"...Aşure günü gusl eden, ölüm hastalığından başka hastalık görmez. Aşure
günü bir hastayı ziyaret eden, bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur.
Aşure gününde bir kimseye su veren, bir ân dahî isyan etmemiş gibi olur."
buyurmuştur. (Gunye 2 / 53-54) Aşure Günü
Eve Her Zamankinden Fazla Erzak Almak Ebû
Saîd -radıyallâhu anh-,Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in
şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Aşure
günü çoluk çocuğuna bol bol yedirip içiren kimseye Allâh, bütün sene içinde
bolluk ihsan eder." (Tâc Tercemesi 2 /151)
Aşure Günü Orucu Bir Yıllık Günahın Afvına Vesile Olmaktadır
Ebû Katâde -radıyallâhu anh-'ın rivayet etmiş olduğu bir hadîs-i şerîfte
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyorlar ki:
"Aşure günündeki oruç yüzünden, Allâh'ın geçen senedeki günahları afv
edeceğini ümîd ederim." (Tâc Tercemesi 2 /151)
Diğer bir hadîste, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: 92
"Yevm-i Arefe'de (Arefe gününde) oruç tutmak, mâzî ve müstakbelden birer
senenin günah-ı sağîresine (küçük günahına) keffâret olur. Savm-ı Aşure
(Aşure günü orucu) ise, yalnız geçmiş olan bir senelik günahına keffâret
olur." (Kenzü'l-irfân, s: 27 Ahmed bin Hanbel'den)
Aşure orucu ve çocukların oruca ve ibâdete alıştırılması ile ilgili olarak
Musahabe - 4 adlı eserin 47-49. sayfalarına bakılabilir.
Aşure İlk Defa Ne Zaman Pişirildi ve Yenildi?
Tûfân sona ermiş, Nûh -aleyhisselâm-'ın gemisi, Cûdî dağı üzerinde karar
kılmıştı. Nûh -aleyhisselâm- beraberindekilerle Aşure günü indi. O gün oruç
tuttu ve Allâh'a şükür olmak üzere maiyyetine de oruç tutmalarını emretti.
Azıkları artmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, diğeri
bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nûh -aleyhisselâm- onlara
yemek pişirdi. Hepsi nebîlerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra
yeryüzünde pişirilen ilk taam budur. İnsanlar bunu Aşure günleri için âdet
edindiler ki, yapanlar için ecr-i azîm (büyük sevap) vardır. Fakirleri ve
miskinleri de doyurmak lazımdır. Zikrolunduğuna göre, Allâh Teâlâ Aşure
gününde Zemzemi diğer sularla birlikte akıtır. O gün gusleden kimse bir sene
boyunca hastalık görmez. er-Ravzu'l-Faik'de bu şekilde yazılıdır. (Yûnus ve
Hûd Sûreleri Tefsiri s: 115) Kureyş
Kavmi, Câhiliyye Döneminde Aşure Orucunu Tutarlardı
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle demiştir:
"Câhiliyye devrinde Kureyş kavmi, Aşure günü oruç tutardı. (Hicretten evvel)
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de
Aşure orucu tutardı. Hicretle Medîne'ye geldiği zaman da (mutadı üzere) bu
orucu tuttu ve ashabına da tutmalarını emretti, (ikinci sene) Ramazan orucu
farz kılınınca, Aşure orucunu terk etti. Artık isteyen o orucu tuttu,
dileyen de terk etti." (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi s: 1859)
Medîne Yahûdîlerinin Aşure Günü Oruç Tutmaları
Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anhümâ- şöyle demiştir:
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medîne'ye gelince,
Yahûdîleri Aşure günü oruç tutuyorlar buldu. Bu orucun sebebi kendilerine
sorulunca: -Bugün, Allâh'ın Musa'ya ve
isrâiloğullarına, Fir'avun'a karşı zafer ihsan eylemiş olduğu gündür. Biz
bugün Musa'yı -aley-hisselâm- tazim etmek için oruç tutuyoruz, dediler.
Bunun üzerine Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimiz :
-Biz Musa'ya -aleyhisselâm- sizden daha ziyâde yakınız,
buyurdular ve ashabına o gün oruç tutulmasını emreylediler." (Sahîh-i Buhârî
ve Tercemesi s: 3701) Resûlullah -sallâllâhu
aleyhi ve sellem-'in bu Aşure orucunu tutup, ashabına tutmalarını emretmesi,
başlangıçta idi. Ramazan orucu farz kılınınca, bunu tutup tutmamak serbest
bırakılmış ve nafile oruca dönüşmüştür.
(Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, s: 3701 dipnotu)
Aşure orucunun fıkhî hükmüne gelince, bu orucun vacip değil, sünnet olduğuna
ulemânın ittifakı vardır. (duâlar ve Zikirler, s: 120)
Müslümanlar Ramazan Orucu Farz Kılınmadan Önce de Aşure Orucunu Tutarlardı
Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle demiştir:
Müslümanlar, Ramazan farz kılınmadan evvel, Aşure günü oruç tutarlardı. Ve o
günü Kabe'ye (yeni) örtü örterlerdi. Allâh Teâlâ Ramazan orucunu farz
kılınca, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
"-Aşure orucunu tutmak isteyen, onu yine tutsun; onu terk etmek isteyen de
onu terk etsin" buyurdular. (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, Kitâbii'l-Hac s:
1532) Yahudilere Benzememek İçin
9-10 veya 10-11. Günleri Oruç Tutmak
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
"Muharremin onuncu günü, yâni Aşure günü oruç tutun, fakat Yahudilere
muhalefet edin. O orucu, ya bir gün evvelinden başlayarak yahut bir gün
sonrasını ekleyerek tutun." buyurdular.
(Musâhabe-5 s: 84) Bu günde eve çeşitli
ve bol erzak almak, muhtaçlara tasad-dukta, komşu ve akrabaya ikramlarda
bulunmak, sene boyunca berekete vesîle olur.
Yine bu günde oruçlu bulunup, gecesini de ihya etmenin büyük ecir ve rızây-ı
ilâhîye sebep olacağı ifâde buyurulmuştur. (Duâlar ve Zikirler s: 121)
İbrahim bin Muhammed bin Münteşir: "Bir
kimse, Aşure gününde çoluk çocuğuna rızık ve geçimleri bakımından kolaylık
sağlasa, Allâh Teâlâ, onun rızkını genişletir." dedi.
Süfyân -rahimehullâh-: "Biz bu hâli, elli
yıldır tecrübe ediyoruz. Rızık yönünden dâima bolluk ve bereket gördük."
dedi. (Gunye 2 / 54) |
|
Yusuf Demireşik |
|