Ana Sayfa

Mübaek Ay, Gün ve Geceler

Geri
Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
d) Kimse Te'mînât Altında Değildir

      İmân-ı ma'sûm (sigortalı îmân) sâhibi olan Peygamberler dışında hiç bir kimse, îmânının âkıbetinden emîn değildir. Buna rağmen; "Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hiçbir günâhı olmadığı halde geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılar, yorgun düşünceye kadar saatlerce Kur'ân okurlardı. Allâh'ı en çok seven, zikreden ve korkan O idi." (Rahmet Peygamberinden Rahmet Esintileri, Genişletilmiş baskı s: 70)
      Âişe -radıyallâhu anhâ- anlatıyor:
      -Yâ Rasûlâllâh! Allâh'ın rahmeti olmadan Cennete girilmeyecek mi? dedim. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
      -Allâh'ın rahmeti olmadan hiçbir kimse Cennet'e giremez, buyurdular. Ben:
      -Sen de mi? dedim. -Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
      -Ben de. Allâh Teâlâ beni rahmet-i ilâhiyyesine gark etmiş olarak ancak Cennetine koyar, dedi. Ve elleri ile başını ve
      yüzünü mesh etti." (Gunye 1 /190)
      "Aşere-i mübeşşere -radıyallâhu anhüm- hazerâtı (Cennetle tebşîr edilen on sahâbe-i güzîn) Hâce-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz tarafından Cennetle müjdelendikleri halde, hata etmekten çok korkarlar, vakitlerini dâimî istiğfârla geçirirlerdi." (Altınoluk Sohbetleri-2 s: 68)
      Kur'ân-ı Kerim'de anlatılan Kârun kıssası ne ibretâmizdir. (Kasas 28 / 76-82) Başta fakir ve fakat  iyi bilen bir âlim olan Kârûn, Allâh'ın fazi u insânıyla dillere destân bir zenginliğe kavuşmuş; ancak bu zenginlik onun ibâdet ve hayrâtını ziyâdeleştirece-ği yerde, kibir ve gururuna vesîle olmuştur. O âlim Kârûn gitmiş, Hz. Mûsâ'yı tanımayan, onun emirlerine isyân eden, bir yeni Kârûn gelmişti. Herkesin malına imrendiği bu zat, gözler önünde helâk olmuş; malı ise yerin dibine geçmiştir. İlmi, faziletleri ve daha önce yapmış olduğu sâlih ameller, ona bir fayda sağlamamış "İş-ler sonuçlarına göre değerlendirilir" (Buhârî, Rikâk, 33) fehvâsınca, son demlerinde yaptıklarıyla, ömrünü telef etmiştir. Ömrünün sonu telef olanın, âhiretinin de târ u mâr olacağı bir gerçektir. Çünkü; "Her kul, öldüğü hal üzere diriltilir." (Müslim, imân, 186)
      Bunun için her mümin, her ân son nefesini düşünmeli ve er-hamürrâhimîyn olan Allâh'tan bu zorlu anda kendisine îmân nasîb etmesini niyâz etmelidir. Tıpkı Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- gibi:
      "Rabbim, bana hükümrânlık verdin, rüyâların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, dünya ve âhirette koruyucum sensin. Beni müslüman olarak öldür ve iyilere kat!" (Yûsuf, 101)
      "Süfyân-ı Sevrî -kuddîse sirrûh- hazretlerinin gençliğinde beli bükülmüş, ihtiyâr gibi olmuştu. Sebebini soranlara:
      -Kendisinden ilim öğrendiğim bir hocam vardı. Ölüm halinde kendisine îmân telkîn etdiğim halde, kelime-i tevhîdi getirmedi, îmânsız gitdi. Bunun üzerine nasıl olur da belim bükülmez? derdi. (Altınoluk Sohbetleri-2 s: 70)
Yusuf Demireşik

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın