Kalbin Sesi - Üç Aylar ve Faziletleri
|
Âhiret Hazırlığı |
"(Ey müminler! Âhiret için) azık edinin. Bilin ki, azığın en hayırlısı
takvâdır." (Bakara 2 /197)
"Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı,
kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman; insanoğlu yapıp gönderdiklerini
ve yapamayıp geride bırakdıklarını bir bir anlar."
"Ey İnsan seni yokdan yaradan, düzgün yapılı ve endâmlı kılan, sana ölçülü
dengeli davranma imkânı veren (maddî, aklî yapıda seni en üstün kılan) seni
dilediği en güzel şekil ve biçimde terkîb eden ihsânı bol Rabbına karşı seni
aldatan nedir?"
"Evet, gerçek o ki: Israrla dini yalanlıyorsunuz, şunu iyi bilin ki, üzerinizde
muhâfızlık eden değerli kâtipler vardır. Onlar yapmakta olduklarınızı bilir,
yazar."
"İyiler, muhakkak Cennet içinde olurlar. Kötülerde Cehennem içinde... Onlar en
büyük mahkemenin kurulduğu kıyâmet gününde oraya girerler. Onlar hiç bir şekilde
ateşten uzak kalamazlar."
"Cezâ günü nedir? Bilir misin? Nedir acaba o cezâ günü, hiç kimsenin başkasına
hiç bir hususda fayda ya da zarar vermeğe mâlik olmadığı gündür; o gün, emir
Allâh'ındır." (infitar 1-19)
"Onlardan birine ölüm gelince, "yâ Rab! Beni dünyaya döndür de bırakdığım
amellere mukâbil iyi işler yapayım" der. Hayır, hayır! Bu onun diline doladığı
bir sözdür. Haşrolunacakları güne kadar onların arkalarında berzâh vardır
-dönemezler-. Sûr üfürülünce, o günde aralarında nesebler kalmaz. Birbirlerinin
hallerini araşdırıp soramazlar. Her kimin mizânı ağır gelirse, işte onlar, felâh
bulmuşlardır. Her kimin mîzânı (tartısı) hafif gelirse, işte onlar da
kendilerini ziyâna uğratmışlardır. Cehennemde dâim kalırlar. Bunların yüzlerini
ateş yalar da sırıtır, dururlar. Onlara, «Benim âyetlerim size okunurdu da
onları yalanlar dururdunuz.» denir, onlar da derler ki "Ey Rabbımız! Şakâvetimiz
-bedbahtlığımız- galebe etdi de sapkın bir kavim olduk. Ey Rabbımız! Bizi
buradan çıkar; eğer tekrar evvelki hâlimize -küfre-dönersek kendimize zulm etmiş
oluruz.
Allâh buyurur ki; orada zelil ve hakir bir halde susunuz; bir şey demeyiniz.
Çünkü kullarımdan bir tâife, «Ey Rabbımız! İmân etdik, bizi yarlığa ve bize acı.
Sen merhamet edenlerin hayırlısı-sın» dedikleri halde siz onları, o derece alaya
aldınız ki, onlar size benim zikrimi unutturdular. Onlara gülerdiniz.
Sabretdiklerin-den dolayı bugün onları mükafatlandırdım. Onlar muradlarına
ermişlerdir. " (Mü'minûn 99-111)
Allâh rahmet etsin İbrâhim Teymî şöyle der:
-Mümin olup da hüzünlenmeyen ve korku içinde bulunmayan birisinin Cennet
ehlinden olmamasından endişe edilir. Zîrâ ehl-i Cennet, Cennete girince şöyle
derler:
"Biz bundan önce dünyada, ailelerimiz içinde âkıbetimizden korkanlardık." (Tûr,
26) (Altınoluk Sohbetleri-2 s: 76)
"Hakim -kuddîse sirrûh- buyurur ki:
-Şu üç şeyden başka bir şeye ihtimâm gösteren veya o üç şeyden başka bir şey
için kederlenen kişi, hüznü de sürûru da bilmiyor demektir.
Bunlardan biri: Ömrünün imânlı olarak son bulup bulmayacağı husûsunda
kederlenmek ve endişelenmekdir. Kişi bu hususda kederlenmeli, endişelenmeli ve
bu dünyadan imânlı göçebilmek için her türlü gayret ve ihtimâmı göstermelidir.
İkincisi; Allâh'ın emirlerini tam olarak yerine getirip getirmediği husûsunda
kederlenip endişelenmektir. Kişi bu hususlarda kederlenmeli, endişelenmeli. Ve
Allâh'ın emirlerini tam olarak yerine getirebilmek için, her türlü ihtimâm ve
gayreti göstermelidir.
Üçüncüsü: Hasımlarından yakasını kurtarıb kurtaramayacağı husûsunda kederlenip
endişelenmektir." (Altınoluk Sohbetleri-2, s: 71)
Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
-Yâ Ebâ Zer! Yolculuğa çıkdığın vakit azık alır mısın?
buyurdu.
Ebû Zer -radıyallâhu anh-:
-Evet alırım, Yâ Rasûlâllâh! dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu
aleyhi ve sellem- buyurdu:
-Dünya yolculuğuna azıksız çıkmazsın, ya âhiret yolculuğu için ne yaparsın?
Kıyâmet günü faydalanacağın azığı sana bildireyim mi?
Ebû Zer -radıyallâhu anh-:
-Bildir ya Rasûlâllâh..
Rasûl-i Ekrem Efendimiz buyurdular:
-Kıyâmetin dehşeti için sıcak günlerde oruç tut, kabrin vahşeti için gece namazı
kıl, önümüzdeki büyük hâdiseler içinde hac et, yoksullara yardımda bulun ve kötü
söz söyleme."(Altınoluk Sohbetleri-2, s: 91)
"(Ey müminler! Âhiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvadır."
(Bakara 2/197) |
|
Yusuf Demireşik |
|