Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - 21. Yüzyıl Tevhid Asrı
İSLÂM İÇİN ÇALIŞIN!

    Bütün müslümanların en önde gelen görevi, dini için çalışmaktır. Mesleğinizi sormuyorum, her meslekten olabilirsiniz, ama asıl mesleğiniz İslâm mücahidi olmaktır. Hepiniz İslâm ilâhiyatçısısınız, İslâm mücahidisiniz. Hepiniz İslâm ile ilgili çalışma yapmak zorundasınız. Cihad bütün müslümanlara farzdır. Allah-u Teàlâ Hazretleri buyuruyor ki:
    (Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû ensàrallàh) "Ey iman edenler, hepiniz Allah'ın yardımcıları olun!" Allah'ın yardıma ihtiyacı yok ama, Allah buyuruyor bu sözü... Allah güç kuvvet sahibidir, kâinatın sahibidir, her güç kuvvet ondadır.
    (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) sözü bunu ifade ediyor. Gizli tevhid budur. Bütün gücün kuvvetin Allah'ta olduğunu bilmek, Lâilâhe illallah'tan daha derin bir tevhid inancıdır. Ama (Kûnû ensàrallàh) "Allah'ın yardımcıları olun!" diye emrediyor Allah... Bu ne demektir: Allah'ın dinine yardım edin!..
    Ebûbekr-i Sıddîk nasıl yardım etmişse, halbuki manifaturacı idi; Ömerül-Fâruk nasıl yardım etmişse, Osman-ı Zin-Nûreyn nasıl yardım etmişse, Aliyy-i Murtazâ nasıl yardım etmişse; ensar ve muhacirîn ziraatçi, hurmacı oldukları halde İslâm'a nasıl yardım etmişlerse; Ebû Eyyûb el-Ensàrî nasıl gelip İstanbul'da vefat etmişse, Kusem ibn-i Abbas nasıl gidip Semerkand'da vefat etmişse, bizim Diyarbakır surlarında nasıl ashab varsa; şimdi baraj suları altında kalan Güneydoğu Anadolu'da kaç tane sahabe kabri varsa; siz de Allah'ın yardımcısı, Allah'ın dininin hizmetçisi olmak durumundasınız. Asıl işiniz bu, her işinizi buna göre ayarlayacaksınız, mesleğinizi burda kullanacaksınız.
    Bir misâl vermek istiyorum: Münih'te bir kardeşle tanıştık. Sâlih isimli sâlih bir kardeş... Oto lastiği işi yapıyor…. İşyerinin arkasına kocaman bir mescid yapmış. Ne yapıyor? Allah'ın dinine yardım ediyor. Biz de park etmek kolaylığı var, rahat ibadet edebiliriz diye kalkıp oraya gidiyoruz, cuma namazlarını orda kılıyoruz. Kendisi lastikçi, işyerinin arkasına bir mescid yapmış.
    Çok tatlı dilli, güleçyüzlü bir kardeş. Bir cuma namazını kıldık, bizi bürosuna çağırdı. Bürosuna gittik. Lastikler raflara dizilmiş. Bir bank var, kendisi bankın arkasında... Bilgisayarı var. Müşteri geldi, Alman bir bey geldi. Bir de kot pantolonlu yetişkin kızı geldi. Lastik alıyorlar, biz de kenarda, masada çay içiyoruz.
    Ama duvara, boydan boya, çocuk boyundaki harflerle, "Allah'tan başka tanrı yoktur. Hak yol İslâm'dır." gibi yazılar yazmış. Lastik alırken Alman sordu:
    "--Bunun mânâsı nedir?.."
    Bütün tatlılığıyla Lâ ilâhe illallah'ı anlattı. Alman'a haklısın dedirtti. "Şimdi Hazret-i İsâ'ya tapmak doğru değil, Hazret-i İsâ'dan önceki insanlar kime tapacaktı?" dedi.
    "Hazret-i İsâ gelmiş de insanları kurtarmış... Hazret-i İsâ'dan önce de insanları kurtaranlar var, sadece Hazret-i İsâ mı kurtardı insanları?.. İbrâhim AS da kurtardı, Nuh AS da kurtardı küfürden... Ama dinlemediler, alay ettiler, tufanda helâk oldular. Onlar Allah'ın görevli kulları, onun için ona tapınmak doğru değil." dedi, kabul ettirdi.
    …
    Şimdi onunla bir uluslararası seyahatte yan yanaydık. Çok beğendim, çok girgin bir arkadaş. Bir budistin taksisine bindik, havaalanına gidiyoruz. Taksici göbek deliği görülen, örtü ile bacaklarını örtmüş, bağdaş kurmuş şişko bir adamın, dazlak bir adamın heykelini koymuş oraya...
    "--Bu ne?" dedi
    "--Bu Buda..." dedi ötekisi.
    "--Peki bundan önce ne idi bu malzeme, bu neden yapılmış?" dedi.
    "--İşte pirinçten, sarıdan yapılmış bir malzeme..."
    "--Bundan önce bunun bir kutsallığı var mıydı? Pirinç eridiği zaman, hurda halinde iken bunun bir kıymeti var mıydı?.."
    "--Yoktu."
    "--Sonra sizden biriniz bunu bu hale getirmedi mi? Döktü, oydu, bir Buda heykeli yapmadı mı?.."
    "--Yaptı."
    "--E utanmıyor musunuz siz, böyle kendi elinizle yaptığınız şeye tapınmaya?.. Olur mu öyle şey?.." dedi.
    Havaalanına 25 dakikada gideceğiz, yağmur yağıyor. Arkadaş onu tepeden tırnağa batırdı, çıkardı, yıkadı, temizledi, "Haklısın." dedirtti. Çok da tatlı anlatıyor, İngilizcesi çok güzel. Anlattı, adamın bir Lâilâhe illalah demediği kaldı.
    Demek ki her yerde, her meslekte, her zaman, her an İslâm'a hizmet etmek mümkün... Siz de öyle olacaksınız, bizim de öyle olmamız lâzım!.. İslâm böyle yayılmıştır, bundan sonra da böyle korunacak ve yayılacak. Bizim ilk vazifemiz, sizin ilk vazifeniz bu... Bunu yapacaksınız.

 
Derleyen: Talip Öz   

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın