Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - 21. Yüzyıl Tevhid Asrı
İSLÂM'I ÖĞRETME VAZİFESİ

    Aziz ve muhterem kardeşlerim! Her müslüman önce müslümandır. Hepimiz önce Allah'ın kuluyuz ve Allah'a kullukla vazifeliyiz. Biz doktor değiliz, mühendis değiliz, işçi değiliz, lokantacı değiliz, ziraatçi değiliz, memur değiliz... vs. Biz müslümanız. Bizim --kadın olsun, erkek olsun, büluğa ermiş çocuk olsun-- ilk vazifemiz, müslüman olup müslümanlığımızı yerine getirmek; müslümanlığı öğrenmek, iyi bir müslüman olmak... İkinci bir vazifemiz de başkasına İslâm'ı öğretmek... Arkadaşımıza, komşumuza, sıra arkadaşımıza...
    ….
    Demek ki hepimiz hem sâlih olacağız, hem muslih olacağız. Hem kendimiz iyi insan olacağız, hem de İslâm'ı yaymak için, başkalarını iyi insan yapmak için çalışacağız.
    Peygamber Efendimiz böyle yaptı. Peygamber Efendimiz İslâm'ı Arabistan'da yaymakla yetinmedi, Bizans kralı Heraklius'a mektup yazdı. Habeşistan kralını müslüman etti. Sâsânî hükümdarına elçi gönderdi. Ama mendebur elçimizi öldürdü. Peygamber Efendimiz'in İslâm'a davet mektubunu parça parça yırttı. Efendimiz onu mucize olarak gördü, "Kardeşimizi şehid etti, mektubumu parça parça yırttı, parçaladı. Allah da onun canını alsın ve mülkünü parçalasın!.. Elçimi öldürdüğü gibi Allah da onu cezalandırsın; mektubumu yırttığı gibi Allah da onun mülkünü parça parça parçalansın!" dedi.
    Ne oldu biliyor musunuz?.. Kendi oğlu, o Sâsânî imparatorunu öldürdü. Allah intikamını öyle alır işte... Azîzün züntikàm olan Allah öyle alır. Başkası öldürse, insan bir derece normal karşılayabilir. Kendi öğlu öldürdü.
    İkincisi kendi saltanatı parça parçalandı, Efendimiz'in mektubunu parçaladığı gibi; müslümanların eline geçti.
    …
    Aziz ve muhterem kardeşlerim! Peygamber Efendimiz mektuplar gönderdi diye bunu açtık. Sahabe-i kiram böyle yaptılar. Bizim de asıl vazifemiz İslâm'a hizmet etmek... Gerisi hep hikâye, gerisi hep fasarya ve angarya... Necip Fâzıl merhumun dediği gibi, gerisi hep angarya, boş şeyler...
    Evet nâçiziz, âciziz, bîçâreyiz, fakiriz, boynu büküküz, zayıfız, çok zayıfız ama, olsun; "Sanki dünyada başka hiç müslüman kalmamış da ben kalmışım, İsveç'te İslâm'ı yaymak vazifesi benim vazifemmiş." gibi düşünecek bütün kardeşlerim... "Tek başıma bir ben kaldım; İslâm'a kimse sahip çıkmıyor, kimse ilgilenmiyor, bir ben varım, ben çalışayım!" diyecek.
    Böyle olmazsa güzel çalışma olmuyor. "Nasıl olsa hizmet edecek insanlar çoktur." diye şeytan bir yerden aldatıyor insanı... "Hocalar yapsın!" diyorlar, hocaların omuzuna atıyorlar. Hocalar senden aciz, senden cahil, senden fakir, senden eksikli kusurlu, sen yap!..

 
Derleyen: Talip Öz   

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın