Kalbin Sesi - 21. Yüzyıl Tevhid Asrı
|
MÜSLÜMANLIK VE HRISTİYANLIK VS. |
Bugün Hristiyanlık (ya da başka bir din) İslâm'la boy ölçüşebilir mi? Hâyır,
aslâ! Dünyada mevcut tüm diğer dinlerin, Müslümanlıkla kıyaslanabilecek veya
yarışabilecek sâfîlik ve mükemmeliği var mıdır? Hâyır, yoktur! Sizler de her gün
gazetelerde görüyor okuyorsunuz: Her dinden ve ülkeden nice insan İslâm'a
geliyor; hem de en aydın, en kaliteli kişiler, araştırıcılar, yazarlar,
filozoflar, profesörler... Tarih boyunca da bu böyle olagelmiştir. Değil sadece
bîtaraf vicdanlı, hür düşünceli insanlar, hattâ İslâm'dan gayri dinlerin din
adamları, papazlar, hahamlar, rahipler dahi Müslüman olup durmaktadır. Çünkü
İslâm, Allah'ın (C.C.) râzı olduğu hak yoldur; kitabının bir âyeti bile
değişmemiştir, Peygamberinin hayatı güneş gibi meydandadır; inanç ve ahkâmı, en
ileri ve üstün, en gerçek ve doğru, en tabiî ve uyumlu, en ilmî ve mâkbul, en
güvenli ve sağlam, en sevimli ve olumlu, en erdemli ve faydalı, en çağdaş ve
modern... olan dindir.
Bunu cümle âlem, hele hele Hristiyan misyoner teşkilatlârı çok iyi bilir, Kur'an-ı
Kerim'imizin tabiriyle "çocuklarını bilir gibi bilir." Onun için İslâm'la
doğrudan doğruya, dobra dobra karşılaşmaktan dikkatle kaçınır, din~i konularda
karşılıklı fikrî münazaralardan çekinir, bilimsel tenkide yanaşmaz, gerçeklerin
anlaşılmasından korkarlar.
Korkunca ne yaparlar? O muazzam malî gücüyle, geniş imkân ve kadrolarıyla sinsî
ve sessiz çalışır; işi taassuba, haçlı zihniyetine, dinî folklöre, bâtıl hurafe
şenliklerine, noel baba hediyelerine, çam ağacı süslemelerine, altınlı yaldızlı,
debdebeli, tantanalı, şa'şa'alı, göz kamaştırıcı âyinlere, bedava tıbbî bakım ve
ilâç dağıtımına, şifalı (!) ayazma sularına, aziz ve azîze (!) lerin gördüğü
uydurma rüyalara, korolara, orkestralara, oratoryolara, filim ve romanlara,
hâsılı binbir reklam ve propaganda cambazlığına döker, para dağıtır, maaş
bağlar, rüşvet verir.
Bunlara kapılıp aldanan birkaç zavallının kilise korosu önlüğü ile çekilmiş
resimlerini gazetelerde yayınlattırır, "şu kadar Müslüman çocuğu vaftiz oldu,
Hristiyanlığa girdi" diye yazdırtır; bazı yönü belli yandaş yayın araçlarında,
"Müslümanlarla Hristiyanlara filanca kilisede âyine birlikte iştirak ettiler,
hattâ gelen Müslümanlardan, asıl hristiyanlara yer bile kalmadı" diye resimler,
haberler bastırır, kıs kıs, keh keh güler. Mü'min ve mücahid ecdadımızın emaneti
kendi öz yurdumuzda ne günlere kaldık, ne hallere düştük, daha neler göreceğiz!?
…
Artık tek tük olaylardan ibret almalı, işaret ve emarelerden sonuçları görmeli,
perşembenin gelişini çarşambadan sezip anlamalıyız.
Millet ve devletçe herkes gözünü iyice açmalı, gaflet ve dalaleti (ve hattâ
hıyaneti) bırakmalıdır. İslâm bizim herşeyimizdir, onu yitirdiğimiz zaman
herşeyimizi hâsılı dünyamızı da ahiretimizi, hürriyetimizi de yitirmiş,
mahvetmiş oluruz.
Çevrenizde dönen dolapları, üstümüzde oynanan oyunları görmeli, ezelî ve tarihi
düşmanlara karşı müteyakkız olmalı, maskeli düşmanların maskelerini düşürmeli,
dinimize sımsıkı sarılmalı, onu korumak için var gücümüzle çalışmalıyız.
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN (Rh. A.)
İSLAM, ŞUBAT 88
|
|
Derleyen:
Talip Öz |
|