Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - İbadet Rehberi
Mübarek Gün ve Geceler

    CUMA VE BAYRAM GÜNLERİ
    Cuma günü müslümanlar için bir bayram günü demektir Cuma namazı cemaatle kılınır. Bu sebeple müslümanlar bir araya gelerek birbirleri ile yakından tanışmak ve görüşmek imkânı bulurlar. Her hafta müslümanların böyle biraraya gel­mesi aralarındaki dostluğu artırır, birlik ve beraberliği güç­lendirir.
    Cuma, önemli olayların meydana geldiği çok hayırlı ve fa­ziletli bir gündür. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
    "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem (Aleyhisselâm) o gün yaratılmış, o gün cennete ko­nulmuş ve o gün cennetten çıkarılmıştır'^.
    "Cuma gününde bir saat vardır ki, hangi mü'min o saatte Allâh'tan bir dilekte bulunursa Allâh onun dileğini kabul eder'(2).
    Yılda İki Dini Bayramımız Vardır:
    1) Ramazan Bayramı,
    2) Kurban Bayramı.
    Bayram sevinç günü demektir. Ramazan ayında oruç tu­tarak Allâh'ın emrini yerine getiren, Kurban Bayramında kur­ban keserek Allâh.yolunda fedakarlık gösteren, bayram na­mazlarını topluca kılan müslümanlar görevlerini yapmış ol­manın sevinç ve mutluluğunu yaşarlar.
    Ramazanda zekât ve fitrelerle, kurban bayramında kur­ban etleri ile yoksullara yardım elleri uzatılır. Böylece zengin-fakir arasında gerçek anlamda bir sevgi ve saygı meydana gelir.
    Bayramlarda anne, baba ve büyükler ziyaret edilir, dar­gınlar barışır, hısım ve akrabalar arasında karşılıklı he-diyeleşmeler dostlukları pekiştirir. Toplumda yaşanan bu or­tak sevinç, dini ve milli duyguları kuvvetlendirir. Bayramların getirdiği huzur içinde müslümanlarm üzerindeki yorgunluklar gider, üzüntüler unutulur.
    Bayramlarda mü'minler birbirleri ile bayramlaşır, uzakta olanlar tebrikler gönderilerek gönülleri alınır. Kabirler ziyaret edilerek ölüler için dûa edilir, Kur'an okunarak ve sadaka ve­rilerek ruhları şad edilir.
    Bayramlar, Allâh'ın Mü'min kullarına birer ziyafet gün­leridir. Bu günler, Allâh'ın rızasına uygun davranışlarla de­ğerlendirilmelidir.
    MEVLİD KANDİLİ
    İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük pey­gamber, bizim peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.) 571 yı­lında kameri aylardan Rebiül'evvel ayının 12. gecesi doğ­muştur. Bu mübarek geceye, "Mevlid Kandili"denir.
    Onun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allâh inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya ya­şanmaz hale gelmişti.
    Sevgili peygamberimizin doğumu ile dünya aydınlandı, tek Allâh inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kar­deşlik geldi. Ona inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. Onun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.
    Bu gece, müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, sevgili peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk alimi Süleyman Çelebi ta­rafından yazılan ve asıl adı "Vesiletünnecat" olan mevlid ki­tabı onun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.
    Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, onun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin sevgili pey­gamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.
    Bununla beraber, onun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğ­renmek ve kendimize örnek almak başta gelen gö­revlerimizdendir. Asıl o zaman onun sevgisini ve hoş­nutluğunu kazanmış oluruz.
    REGAİB GECESİ
    Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları manevî bakımdan diğer aylardan daha üstün ve daha be­reketlidir. Recep ayı gelince Peygamberimiz şöyle duâ ederdi:
    "Allâh'ım bize Recep ve Şaban'ı mübarek eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır'(3).
    Recep ayının ilk cuma gecesi "Regaib Gecesi"dır. Bu ge­ce, Allâh'ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu, duâların kabul edildiği mübarek bir gecedir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    "Beş gece vardır ki, onlarda yapılan duâlar geri çev­rilmez, yani kabul edilir. Bunlar:
    -Recebin ilk cuma gecesi,
    -Şabanın onbeşinci gecesi,
    -Cuma geceleri,
    -Ramazan bayramı gecesi,
    -Kurban bayramı gecesidir. '(4)
    Mİ'RAC GECESİ
    Allâh'ın dâveti üzerine sevgili peygamberimiz bir gece Mekke'de Mescid-i Haramdan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, oradan Cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak "Sidretül'münteha" denilen makama yükselmiştir. Pey­gamberimiz (A.S.) buradan daha ileriye gitmiş ve vasıtasız olarak Yüce Allâh ile görüşmüştür.
    Bu mukaddes yolculuğun Mekke'den Kudüs'e kadar olan bölümüne isra, Kudüs'ten itibaren devan eden bölümüne de Mi'rac denir. Peygamberimiz, beş vakit namazı ümmetine Mi'rac hediyesi olarak getirmiştir.
    Mi'rac olayı Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir. Hicretten bir buçuk yıl önce Recep ayının 27. ge­cesinde meydana gelmiştir.
    BERAT GECESİ
    Şaban ayının onbeşinci gecesi "Berat Gecesi"d\r. Borç­tan, suç ve cezadan kurtulmak anlamını taşıyan Berat, gü­nahlardan kurtuluş gecesi demektir.
    Bu gece; Yüce Allâh'ın, kendisine yönelip af dileyen mü'minleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Bu geceyi uyanık bir halde geçirerek dileklerimizi Allâh'a sunmamızı isteyen sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünü de oruç tutunuz. Çünkü Allâh Teâlâ, o gece güneş doğuncaya kadar, dünyaya rahmetle tecelli ederek şöyle buyurur:
    "Yok mudur bağışlanmak isteyen, bağışlayayım?
    Yok mudur rızık isteyen, rızıklandırayım?
    Yok mudur dert ve musibete yakalanan, şifa vereyim?
    Daha ne gibi dilekleri olan varsa istesinler, vereyim. '(5)
    Öyle ise Rabbimizin müjdesine kulak vererek bizlere ta­nınan bu fırsattan yararlanmalıyız.
    KADİR GECESİ
    Ramazan ayının 27. gecesi "Kadir Gecesi"dır. insanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren di­nimizin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim Peygamberimize Ra­mazan ayı içinde Kadir Gecesi'nde inmeye başlamıştır. Hz. Muhammed (A.S.)'e, peygamberlik görevi bu gecede ve­rilmiş ve İslâm güneşi bu gecede doğmuştur, İşte bu önemli olaylar Kadir Gecesi'ne büyük bir şeref vermiş, üstün bir de­ğer kazandırmıştır.
    Kadir Gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu Kur'ân-ı Kerim'de açıkça bildirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Kim ki, faziletine inanarak ve mükâfaatını Allâh'tan bek­leyerek Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.'(6)
    Kadir gecesi biz mü'minlere Allâh Teâlâ'nın büyük bir lütfü ve sonsuz rahmetinin eseridir. Bu geceyi Allâh rızası için namaz kılarak, Kur'an okuyarak ve dûa ederek en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.
    Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:
    "Ya Resülellâh; Kadir gecesine rastlarsam nasıl duâ ede­yim" diye sordu.
    Peygamberimiz şöyle buyurdu:
    "De ki; Ya Rab; Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet."(7)
    Sevgili peygamberimizin öğrettiği bu duâyı, biz de Kadir gecesinde tekrar edelim.
    Kandil Gecelerini,; Allâh rızası için namaz kılmak, Kur'an okumak, Peygamberimize salât ve selâm okumak, gü­nahlarımızın bağışlanması için Allâh'tan af dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dûa etmek ve yapacağımız yar­dımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle değerlendirmeliyiz.
    TEHECCÜD NAMAZI
    Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır, sevabı pek
    çok olan bu namaza Peygamber efendimiz devam ederdi. Teheccüd namazı menduptur.
    En azı iki, en çoğu sekiz rek'attır. İki rek'atta bir selâm verilerek kılınması daha faziletlidir.
    Peygamberimiz (A.S.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Her kim geceleyin uyanır, hanımını da uyandırır ve iki rek'at namaz kılarsa, Allâh'ı çok zikreden erkekler ile kadınlardan yazılırlar."
    Allâh'ı çok zikreden erkeklere ve kadınlara ise Yüce Allâh, mağfiret ve büyük mükâfat hazırladığını Kur'ân-ı Ke­rim'de bildirmiştir*8'.
    TEŞBİH NAMAZI
    Teşbih Namazı, dört rek'attır. Her rek'atında yetmişbeş defa olmak üzere, dört rek'atta toplam üç yüz defa:
    "Sübhânellâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illellâhü vellâhü ekber"d\ye teşbih okunur.
    Teşbih namazı kılmanın sevabı çoktur. Sevgili Pey­gamberimiz, teşbih namazı kılınmasını tavsiye etmiş, bu na­mazı kılanların birçok günahının bağışlanacağını haber ver­miştir.
    Teşbih namazı her zaman kılınabilir. Ayda veya yılda bir defa, hiç olmazsa ömürde bir defa kılınmalıdır.
    Teşbih Namazı Şöyle Kılınır:
    Birinci Rek'at:
    * "Niyet ettim Allâh rızası için namaz kılmaya"diye niyet edilir.
    * "Allâhü Ekber"diyerek iftitah tekbiri alınır ve eller bağlanır.
    * Ayakta sırasıyla; Sübhaneke (15 kere teşbih), Eûzü-Besmele, Fatiha ve bir sûre okunur. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azîm"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Semiallâhü İlmen hamideh" diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd"denir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeye varılır ve burada üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ"söylenir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. (10 kere teşbih)
    * Yine "Allâhü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye gidilir ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-âlâ"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek ayağa (ikinci rek'ata) kalkılır ve eller bağlanır.
    İkinci Rek'at:
    * Ayakta sırasıyla; (15 kere teşbih), Besmele, Fatiha ve bir sûre okunur. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azîm"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Semiallâhü limen hamideh" diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd"denk. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeye varılır ve burada üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ"söylem. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. (10 kere teşbih)
    * Yine "Allâhü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye gidilir ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-âlâ"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber"diyerek kalkılıp oturulur.
    * Oturuşta Ettehiyyatü okunur.
    * "Allâhü Ekber" diyerek ayağa (üçüncü rek'ata) kalkılır ve eller bağlanır.
    Üçüncü Rek'at:
    * Ayakta (15 kere teşbih), Besmele, Fatiha ve bir sûre okunur. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azîm"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Semiallâhü limen hamideh" diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd"dem. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeye varılır ve burada üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ"söylenir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. (10 kere teşbih)
    * Yine "Allâhü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye gidilir ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-âlâ"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek ayağa (dördüncü rek'ata) kal­kılır ve eller bağlanır.
    Dördüncü Rek'at:
    * Ayakta (15 kere teşbih), Besmele, Fatiha ve bir sûre okunur. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azîm"'denilir: (10 kere teşbih)
    * "Semiallâhü limen hamideh"diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd"denir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber" diyerek secdeye varılır ve burada üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ"söylenir. (10 kere teşbih)
    ssss* "Allâhü Ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. (10 kere teşbih)
    * Yine "Allâhü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye gidilir ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-âlâ"denilir. (10 kere teşbih)
    * "Allâhü Ekber"diyerek kalkılıp oturulur.
    * Bu oturuşta sırasıyla; Ettehiyyatü, Allâhümme sallı, Al-lahümme bank ve Rabbenâ âtina... duâları okunur.
    * Önce sağa, sonra sola selam verilerek namaz bitirilir.
    Böylece dört rek'at namazda toplam 300 kere

    "Sübhânellâhi ve'l-hamdü I i İlâhi ve lâ ilahe illellâhü vellâhü ekber" okunmuş olur.
    HACET NAMAZI
    Hacet namazı menduptur. Dünya veya ahirete ait bir ih­tiyacı olan kimse yatsı namazından sonra iki rek'at namaz kı­lar, sonra Allâh Teâlaya senâ ve peygamberimize salât ve selâm getirdikten sonra "Hacet duâsı"nı okur ve dileğinin yerine getirilmesini ister.
    Peygamber Efendimizin bildirdiği hacet duâsı şudur:
    Okunuşu:
    "Lâ ilahe illellâhu'l-halîmül-kerim. Sübhânellâhi rab-bil-arşil-azîm. Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetike ve azâime mağfiretike ve'l-ğenîmete min külli birrin ve's-selâmete min külli ismin lâ teda'lî zenben illâ ğeferteh ve lâ hemmen İllâ ferrecteh, ve hâceten hiye leke riden illâ kadeytehâ yâ er-hamerrâhimîn."
    Anlamı:
    "Halim ve kerim olan Allâh'tan başka tanrı yoktur. Büyük arşın rabbı olan Allâh bütün noksanlıklardan uzaktır. Hamd alemlerin rabbı Allâh'a mahsustur.
    Allâhım! Rahmetine vesile olan ve günahları bağışlamanı gerektiren şeyleri, her türlü iyiliğe kavuşmayı ve her gü­nahtan kurtulmayı senden isterim.
    Allâhım! Benim için bağışlamadığın hiç bir günah, se­vince çevirmediğin hiç bir üzüntü, senin razı olduğun şey­lerden karşılamadığın hiçbir ihtiyaç bırakma.
    Ey merhametlilerin en merhametlisi." Bu duâdan sonra dünya ve ahirete ait dileklerini Allâh'tan ister.
    İSTİHARE NAMAZI
    istihare namazı menduptur. Bir kimse, yapılması istenilen bir işin hayırlı olup olmayacağının rüyada kendsine Allâh ta­rafından bildirilmesi maksadıyla yatmadan önce iki rek'at na­maz kılar.
    Namazın birinci rek'atında Fatiha'dan sonra "Kâfirûn" sûresini, ikinci rek'atta Fatihadan sonra "İhlas" sûresini okur. Namazın peşinden de "İstihare"duâsını okur ve abdestli ola­rak kıbleye yönelip yatar. Rüyada beyaz veya yeşil görülmesi yapılması düşünülen işin hayırlı olacağına, siyah veya kırmızı görülmesi "kötü" olacağına işarettir, istihare namazına yedi gece devam edilir.
    İstihare namazı kılmak mümkün değilse sadece duâsını okumakla yetinilir.
    Peygamber Efendimizden rivayet edilen istihare duâsı şudur:
    Okunuşu:
    'Allâhümme! İnnî estehîruke bi ilmike veestakdiruke bikudretike ve es'eiüke min fadlikel'azim. Feinneke tak­dim ve lâ akdiru ve ta'lemu ve lâ a'lemu ve ente allâmülğuyûb"
    Allâhümme! İn künte ta'lemü enne hâze'i-emre hayrûn lî fî dînî ve meâşi ve âkibeti emrî, ve âcili emri ve acilihî fakdürhu lî ve yessirhü lî sümme barik fîhî.
    Ve in künte ta'lemü enne hâzel'emre şerrun lî fî dinî ve meâşî ve akıbeti emrî ve acili emrî ve âcilihî fasrifhü annî vesrifnî anhü fakdür liyel' hayre haysü kâne sümme ardinî bihi."
    Anlamı:
    "Allâhım! Sen bildiğin için senden hakkımda hayırlısını bana bildirmeni, kudretinle bana güç vermeni ve hayrın açık­lanmasını senin büyük fadlu kereminden isterim. Çünki senin her şeye kudretin yeter, benim ise yetmez. Sen her şeyi bi­lirsin, halbuki ben bilemem. Sen bütün gizli şeyleri en iyi bi­lensin.
    Allâhım! Sen bilirsin, eğer bu iş (hangi iş için istihare ya­pılmışsa burada belirtilir) benim dinim, yaşayışım, işimin so­nucu, dünyam ve ahiretim için hayırlı ise, bunu bana takdir eyle, onu bana kolaylaştır ve bu işi bana mübarek eyle.
    Eğer bu iş; benim dinim, yaşayışım, işimin sonucu, dün­yam ve ahiretim için kötü ise bunu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana takdir et ve onunla beni hoşnut eyle."
    TEVBE NAMAZI
    Bir müslüman günah işleyince hemen pişman olup bun­dan tevbe etmesi gerekir, işlediği günahtan tevbe etmek için güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılması menduptur.
    Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir kul bir günah işlediği zaman güzelce abdest alır sonra iki rek'at na­maz kılar ve Allâh'tan bağışlanmasını dilerse günahı ba­ğışlanır. "
    İnsan, yaratılışı icabı zaman zaman günah iş-leyebilmektedir. Böyle durumlarda; yaptıklarından pişmanlık duyarak derhal günah işlemekten vazgeçmeli, samimi bir şe­kilde tevbe ederek günahlarının bağışlanmasını Allâh'tan di­lemelidir. Günahtan kurtulmanın çaresi tevbe ve istiğfardır. Sevgili peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Günahlarından samimi olarak tevbe eden kimse hiç günah işlememiş gi-bidir.'(9)
    Tevbe ve istiğfar her zaman yapılabilir. Ancak seher vak­tinde çokça istiğfar etmek (günahların bağışlanmasını is­temek) müstehaptır. Yüce Allâh, Kur'an-ı Kerim'de seher va­kitlerinde istiğfar edenleri övmüştür.
    Tevbe ve istiğfar duâlarının başı ve en faziletlisi Pey­gamber Efendimizin bildirdiği "Seyyidü'l-lstiğfar"dûasıdır.
    "Seyyidü'l-İstiğfar" şudur:
    Okunuşu:
    "Allâhümme ente rabbî lâ ilahe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü eûzü bike min şerri mâ sane'tü ebûu leke bini'metike aleyye ve ebûu bizenbî fağfirlî feinnehû lâ yeğfirü'z-zünûbe illâ ente."
    Anlamı:
    "Allâhım! Sen Rabbimsin, senden başka Tanrı yoktur; be­ni sen yarattın, ben senin kulunum, gücüm yettiği kadar ezel­de sana verdiğim ahd ve vaad üzere sabitim. Allâhım iş­lediğim kusurların kötülüğünden sana sığınırım. Bana ver­diğin nimetleri itiraf ediyorum. Günahımı da itiraf ediyorum. Günahlarımı bağışla, çünkü günahları yalnız sen bağışlarsın."
    Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "Her kim sevab ve faziletine inanarak bu duâyı gündüz okur da o gün akşam olmadan önce ölürse o kimse cennet ehlindendir. (Cennete girecek olanlardandır.) Her kim sevap ve faziletine inanarak bu duâyı gece okur da sabah olmadan önce ölürse o kimse de cennet ehlindendir.'^
   
    (1) Riyazü's-Salihin, c. 2, s. 439.

    (2) a.g.e., c. 2, s. 444.
    (3) Câmiü's-Sagir, c. 5, s. 131.
    (4) a.g.e., c. 3, s. 454.
    (5) Et-Tergib ve't-Terhib, c. 2, s. 119.
    (6) Riyazü's-Salihin, c. 2, s. 464.
    (7) a.g.e., c.2, s. 467.
    (8) Ahzab Suresi, 35.
    (9) Câmiu's-Sagir.
    (10) Sahih-i Buhari, Tercid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 12, s. 332.
   
Seyfettin YAZICI

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın