Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - İbadet Rehberi
Hac ve Kurban

    İslâm şartlarının beşincisi hac'dır. Hac, belli zamanda, belirli yerleri özel bir şekilde ziyaret etmektir.
    Hac hem mal, hem de beden ile yapılan bir ibadettir. Be­lirli şartları taşıyan müslümanların ömründe bir defa hacca gitmesi farzdır. Allâh'ın her emrinde olduğu gibi haccın farz kılınmasında da bir çok hikmetler ve faydalar vardır.
    Çeşitli ülkelerden mukaddes topraklara gelen, dilleri ve renkleri ayrı olan müslümanların tek gaye etrafında biraraya gelmesi ve hep birlikte Allâh'a yönelmesi İslâm kardeşliğini güçlendirir. Müslümanların birbiri ile tanışmaları, birbirlerinin dert ve sıkıntılarına çare bulmalarını sağlar.
    Zengin-fakir her seviyede müslümanın ihrama girerek ay­nı kıyafet içinde bulunması insanlara eşitlik fikrini aşılar, mah­şer gününü hatırlatır. Hac yolculuğu, insanın bilgi ve gör­güsünü artırır, zorluklara karşı dayanma alışkanlığı ka­zandırır. Mala bağımlılığı azaltarak, fakirlere, yoksullara karşı merhamet ve yardım duygularını geliştirir.
    Sevgili Peygamberimizin doğup büyüdüğü, İslâm Dini'nin cihana yayılmaya başladığı kutsal yerleri görmek ruhlara ma­nevi bir heyecan verir, dini duyguları kuvvetlendirir. Kutsal yerlerde insan kendisini Allâh'a daha yakın hisseder, yaptığı ibadetlere kat kat fazla sevap verilir. Allâh rızası için hac va­zifesini yapan ve insanlara kötülük etmekten sakınanların (kul hakları hariç) birçok günahı bağışlanır. Bu konuda Pey­gamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    "Kim Allâh için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınırsa, annesinin onu doğurduğu günkü gibi gü­nahlarından arınmış olarak döner'(1).
    Hac Kimlere Ve Ne Zaman Farzdır
    Aşağıdaki şartları taşıyanlara hacca gitmek farz olur:
    1) Akıllı olmak,
    2) Erginlik çağına gelmiş olmak,
    3) Müslüman olmak,
    4) Hür olmak,
    5) Haccın farz olduğunu bilmek. (Bu şart, müslüman ol­mayan ülkelerde müslümanlığı kabul edenler içindir, İslâm ül­kelerinde yaşayan müslümanlar için haccın farz olduğunu bil­memek özür değildir.)
    6) Zorunlu ihtiyaçlarından başka hacca gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin geçinebileceği maddi güce sahip olmak,
    7) Durumuna uygun bir vasıta ile hac yolculuğunu ya­pabilmesi için vasıta ve yol masraflarını karşılayacak parası olmak,
    8) Hac vazifesini yapabilecek zamana yetişmiş olmak.
    HAC VE KURBAN 163
    Saydığımız bu şartlardan başka hac vazifesini bizzat yap­mak için şu şartların da bulunması gerekir. Bunlara haccın edasının şartları denir.
    Haccın Edasının Şartları:
    1) Vücutça sağlıklı olmak: Kör, kötürüm ve hac yol­culuğuna dayanamayacak derecede hasta ve yaşlı olmamak,
    2) Hacca gitmesine bir engel bulunmamak (hapiste ol­mak gibi)
    3) Yol güvenliği olmak,
    4) Kadının yanında kocası veya evlenmesi caiz olmayan bir mahremi bulunmak(2).
    5) Kocası ölmüş veya boşanmış olan kadınların iddet sü­releri bitmiş olmak.
    Bu saydığımız şartlara sahip olan bir kimsenin önündeki ilk hac mevsiminde hacca gitmesi farz olur.
    Haccın Farzları
    Haccın farzları üçtür:
    1) İhrama girmek,
    2) Arafat'ta Vakfe, (durmak)
    3) Ziyaret tavafı. Haccın Çeşitleri
    Yapılışı bakımından Hac üç çeşittir:
    1) İfrad Haccı: Umresiz yapılan hac demektir.
    2) Temettü Haccı: Umre ve haccı ayrı ayrı ihrama gi­rerek yapmaktır.
    3) Kıran Haccı: Umre ve haccı bir ihramda yapmaktır.
    Hacca gitmek isteyen bir kimse bu üç çeşit hacdan han­gisini dilerse onu yapar. Usulüne uygun olarak hangisini ya­parsa hac görevini yerine getirmiş olur.
    Ifrad haccında kurban kesmek vacib değildir. Temettü ve Kıran haclarında ise kurban kesmek vacibtir.
    Hacla İlgili Bazı Terimler
    İhram: Hac veya umre yapacak olan kimsenin diğer za­manlarda helâl olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre kendisine haram kılmasıdır. Hac veya umreye niyet emek ve telbiye getirmekle ihrama girilmiş olur.
    Telbiye: İhramlı olarak ve yüksek sesle: "Lebbeyk, Allâhümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel'hamde ve'n ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerike lek" de­mektir. Kadınlar hafif sesle telbiye getirirler.
    Tavaf: Kâbe'nin etrafını usulüne göre yedi defa do­laşmaktır.
    Sa'y: Kâbe'nin yakınında bulunan Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelmektir. Bu gidiş gelişler, Safa'dan Merve'ye dört, Merve'den Safa'ya üç olmak üzere yedi defadır.
    Vakfe: Hacda Arafat ve Müzdelife denilen yerlerde belirli zamanlarda bir süre kalmaktır. Arafat vakfesi farz, müzdelife vakfesi vacibdir.
    HACCIN YAPILIŞI İfrad Haccı:
    Hacca gitmek isteyen kimse, bu kutsal görev için helâl kazanç temin eder. Yola çıkmadan önce varsa borçlarını öder, hak sahipleri ile helâllaşır. Günahlarının bağışlanması için tevbe edip Allâh'tan af diler. Kazaya kalmış ibadetleri
    varsa mümkün olduğu kadar kaza eder. Yola çıkacağı za­man evinde iki rek'at namaz kılar. Aile fertleri, dostları ve ya­kınları ile helâllaşıp veda ederek yola çıkar. Yolculukta ve hac ibadeti esnasında başkalarını incitecek kötü söz ve dav­ranışlardan sakınır.
    İhrama girme yeri olan "Mikat"sınırına gelmeden önce tır­naklar kesilir, gerekli vücut temizliği yapılır ve mümkünse gusledilir, değilse abdest alınır. Erkekler giydikleri bütün el­biselerini çıkararak "Izar" ve "Rida" denilen iki parça örtüye sarılırlar. İhramlı oldukları sürece ayak ve başlarını açık bu­lundururlar. Kadınlar ihrama girerken elbiselerini çıkarmazlar.
    Bundan sonra "Mikat"sınırında "İhramın sünneti" niyetiyle iki rek'at namaz kılınır ve hacca niyet edilerek telbiye getirilir. Böylece ihrama girilmiş olur. ihram devam ettiği sürece ih-ramlıya yasak olan şeylerden sakınmak gerekir.
    Mekke'ye varılınca gusûl yapılır veya abdest alınır. Sonra Harem-i Şerife gidilerek Kâbe'nin etrafında kudüm tavafı ya­pılır ve ardından iki rek'at tavaf namazı kılındıktan sonra Safa ile Merve arasında usulüne uygun olarak sa'y yapılır. Hacı adayı bundan sonra ihramlı olarak Mekke'de kalır. Burada kaldığı süre içinde mümkünse namazları Harem-i Şerifte kıl­mak, fırsat buldukça nafile tavaf etmek çok sevaplıdır.
    Terviye günü, yani Arefe'den bir gün önce Arafat'a çıkılır. Arefe günü güneş batıncaya kadar Arafat'ta kalınır. İbadet ve dûa ile vakitler değerlendirilir... Burada öğle ile ikindi na­mazları cemaatle öğle vaktinde birlikte kılınır. Buna "Cem'i Takdim" denilir.Öğleden sonra vakfe yapılır. Güneş battıktan sonra akşam namazı kılınmadan "Müzdelifeye hareket edilir. Müzdelife'de akşam ve yatsı namazları cemaatle yatsı vak­tinde birlikte kılınır. Buna "Cem-i Tehir" denilir. Geceyi Müz­delife'de geçiren hacı adayları şeytan taşlamak için kul­lanılacak taşları burada toplar.
    HAC VE KURBAN
    Bayram sabahı, sabah namazı erken kılınarak, "Müzdelife Vakfesi"yapılır. Hava aydınlandıktan sonra Mina'ya ha­reket edilir.
    Bayramın Birinci Günü: Mina'da Sırasıyla;
    a) Akabe Cemresine yedi taş atılır.
    b) Saçlar traş edilerek ihramdan çıkılır. (İfrad haccı ya­panlara kurban kesmek vacib olmadığından, bunlar Akabe Cemresine taş attıktan sonra traş olup ihramdan çıkarlar. Te­mettü veya Kıran haccı yapanlar Akabe Cemresi'ne taş atıp kurban kestikten sonra traş olur ve ihramdan çıkarlar.)
    c) Vakit ve imkân bulunursa aynı gün Mekke'ye gidilerek farz olan ziyaret tavafı yapılır.
    Bayramın İkinci Günü: Sırasıyla; Küçük, orta ve akabe cemrelerine yedişer taş atılır. Bayramın birinci günü ziyaret tavafını yapamayanlar ikinci günde yaparlar.
    Bayramın Üçüncü Günü: Yine küçük, orta ve akabe cemrelerine yedişer taş daha atılır. Aynı gün Mina'dan Mek­ke'ye dönülünce veda tavafı yapılarak hac vazifesi ta­mamlanmış olur.
    Uygulamasını anlattığımız ifrad haccı ile Temettü ve Kı­ran haclarının yapılışında bazı farklılıklar vardır.
    Temettü Haccı: Temettü haccı yapacak olan kimse Mi-kat sınırında umre için ihrama girer. Mekke'ye gelince usu­lüne uygun olarak umreyi yaptıktan sonra traş olur ve ih­ramdan çıkar. Terviye gününe kadar. (Yani Arefe gününden bir gün önce) Mekke'de ihramsız olarak bekler. Terviye günü Mekke'de hac için yeniden ihrama girer ve yukarıda an­latıldığı gibi hac vazifelerini yapar.
    Ancak ifrad haccından farklı olarak:
    1) Bayramın birinci günü Cemre Akabesine taş attıktan
    sonra kurban keser, ondan sonra traş olur ve ihramdan çı­kar.
    2) Ziyaret tavafından sonra haccın sa'yini yapar.
    Kıran Haccı: Kıran haccı yapacak olan mikat sınırında hem hac, hem de umreye ikisine birden niyet ederek her ikisi için de bir ihrama girer. Mekke'ye varınca önce umre yapar, umreyi tamamladıktan sonra haccın kudüm tavafını, pe­şinden de haccın sa'yini yapar. Fakat ihramdan çıkmaz. Ih-ramlı olarak bekleyip terviye günü gelince Arafat'a çıkarak ta­rif edildiği gibi hac vazifelerini yerine getirir. Kıran haccında da ifrad haccından farklı olarak: Bayramın birinci günü Cem­re Akabesine taş attıktan sonra kurban keser, ondan sonra traş olur ve ihramdan çıkar.
    UMRE
    Umre, belirli bir zamana bağlı olmadan usulüne göre ih­rama girdikten sonra tavaf etmek, sa'y yapmak ve traş ol­maktan ibarettir.
    Umre sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Arefe ve onu izleyen kurban bayramı günleri olmak üzere yılda beş günün dışında her zaman umre yapılabilir.
    Umrenin Yapılışı:
    Umre yapmak isteyen kimse 'Mikat' sınırları dışında ge­rekli temizliği yaptıktan sonra umreye niyet edip telbiye ge­tirerek ihrama girer. Mekke'ye varınca usulüne göre Kâbe'nin etrafında umre tavafını yapar. Tavaf bitince iki rek'at "Tavaf Namazı" kılar. Daha sonra Safa ile Merve arasında umrenin sa'yini yapar. Sa'yı bitirince traş olur ve ihramdan çıkar. Böy­lece umre tamamlanmış olur.
    KURBAN
    Kurban Kesmenin Önemi
    Kurban, ibadet niyeti ile belirli vakitte kurbanlık hayvanı kesmektir.
    Kurban kesmek mal ile yapılan bir ibadettir. Kurban, Allâh yolunda gösterilen bir fedakârlık, onun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.
    Zenginlerin, kestikleri kurban etlerinden fakirleri ya­rarlandırması, müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik duy­gularını güçlendirir. Varlıklı insanlarla birlikte yoksullar da se­vinir. Kurbanla gelen bu sevinç toplumun huzur ve mut­luluğunu artırır.
    Sevgili Peygamberimiz: "Kim (mal) genişliği bulur da kur­ban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın'(3) buyurarak kurban kesmenin zenginler için önemli bir görev olduğunu belirtmiştir.
    Kimler Kurban Keser:
    Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmesi va­ciptir:
    1. Müslüman olmak,
    2. Akıllı olmak,
    3. Erginlik çağına gelmiş olmak,
    4. Hür olmak,
    5. Mukim olmak (yani misafir olmamak),
    6. Nisab miktarı mal veya paraya sahip olmak, (kurban nisabında mal ve paranın üzerinden bir yıl geçmesi şart de­ğildir.)
    Bayramdan önce fakir olan bir kimse, bayram günlerinde borçlarından başka nisap miktarı mal veya paraya sahip olur­sa yani; dinen zengin sayılırsa kurban kesmek kendisine va­cip olur.
    Kurban kesmek sadece erkeklere değil dinen zengin sa­yılan kadınlara da vaciptir. Bu sebeple, nisaba malik olan ka­dınların da kurban kesmesi gerekir.
    Kurban Ne Zaman Ve Nasıl Kesilir?
    Kurban kesiminin vakti, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Üçüncü günün akşamından sonra kur­ban kesilmez. Kurban vecibesinin yerine gelmesi için hay­vanın bayram günlerinde kesilmesi gerekir. Kurbanlık hay­vanın kesilmeden sadaka olarak verilmesi caiz olmaz. An­cak, kurban edilmek üzere satın alınan hayvan, herhangi bir sebeple kesilmeyip bayram günleri çıkarsa; eğer mevcut ise diri olarak hayvanın kendisi, mevcut değilse değeri fakirlere sadaka olarak verilir. Ertesi yıla bırakılmaz. Hayvan diri ola­rak fakire verildiği taktirde bunun etinden onu fakire veren kimse yiyemez.
    Kurban, kesmeye götürülürken hayvana iyi davranılmalı, itip kakarak götürmemelidir. Hayvana zahmet vermemek için bıçak iyi bilenmiş olmalı, kurbanı elinden gelirse sahibi kesmelidir. Elinden gelmeyen başkasına kestirebilir.
    Kurban edilecek hayvan sol yanı üzerine ve kıbleye karşı yatırılır.
    "Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâ İlahe lllellâhü ve-llâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi'l-Hamd" diye tekbir getirilir ve kurbanı kesecek kişinin bizzat kendisi "Bismillâhi Allâhü Ek­ber" diyerek, hayvanı çene altında yem borusu, nefes borusu ve şah damarlarını keserek kesim işi bitirilir. Hayvanın canı çıkmadan başını bedeninden ayırmak ve derisini yüzmeye başlamak mekruhtur. Kurban keserken bilerek "Besmele" söylenmemiş ise hayvanın eti yenmez, haram olur.
    Kurbanın Eti Ve Derisi İle İlgili Yapılacak İşler
    Kurbanı kesen kimse, kurbanın etinden kendisi yi­yebileceği gibi başkalarına da yedirebilir.
    Kurban etini üçe. bölerek: Bir bölümünü kurban kes­meyen fakirlere dağıtmalı, diğer bir bölümünü akraba ve dostlara hediye etmeli, kalanı da kendisi ve aile fertleri için ayırmalıdır. Kurban etinin tamamını vermek de caizdir. Kur­ban eti ve derisi satılmaz, bundan kasap ücreti ödenmez. Kurban derisini seccade veya evde kullanılacak bir şey yap­mak caiz olduğu gibi bir fakire veya hayır işlerine hizmet eden kuruluşlardan birine de vermek caizdir.
    Kurban Olarak Kesilmesi Caiz Olan ve Olmayan Hay­vanlar:
    Hayvanlardan sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve kurban edilir. Bunlardan koyun ile keçi bir yaşını, sığır ve manda iki yaşını, deve beş yaşını bitirmiş olmalıdır. Ancak, koyun altı ayını tamamladığı halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Keçi için böyle bir durum yoktur, bir yaşını doldurması şarttır.
    Koyun ve keçi bir kişi için kurban olur. Sığır, manda ve deve birden yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. An­cak, bunlardan herbirinin kurban kesmek niyetiyle ortak ol­ması şarttır. Ortaklardan herhangi biri kurban niyetiyle değil de et almak veya ticaret yapmak maksadıyla ortak olursa di­ğerlerinin kurbanları da makbul olmaz.
    Kurbanlık hayvanların boynuzsuz olması, boynuzun biraz kırık bulunması, dişlerinden birazının dökülmesi ve topal ol­ması kurban olmalarına engel değildir.
    Şu kusurlardan biri hayvanda bulunursa kurban ol­maz:
    1. Bir veya iki gözü kör olan,
    2. Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan,
    3. Kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopmuş olan,
    4. Ayağının üzerine basamayacak derecede topal olan,
    5. Kulakları veya kuyruğu doğuştan olmayan,
    6. Dişlerinin çoğu dökülmüş olup, karnını doyuramayan,
    7. Hasta olan,
    8. Kemiklerinin içinde iliği kalmamış derecede zayıf olan,
    9. Meme başları kopmuş olan,
    10. Koyun ve keçinin memelerinden biri, sığır cinsinden
    iki memesi kurumuş olan,

    Ayrıca, tavuk, horoz gibi hayvanlarla, eti yenen diğer ya­banî hayvanlar kurban olmazlar.
    ETLERİ YENEN HAYVANLAR
    Koyun, keçi, sığır, manda, deve, tavuk, kaz, ördek, zü-rafa, devekuşu, bağırtlan kuşu, güvercin, bıldırcın, tavus, kır­langıç, baykuş, tavşan, turna, serçe ve sığırcık gibi hayvanlar usulüne uygun olarak kesildiği takdirde etleri yenilir. Ayrıca suda yaşayan her çeşit balık da yenir.
    ETLERİ YENMEYEN HAYVANLAR
    Azı dişleriyle kapıp avlayan, parçalayan ve kendini sa­vunan hayvanların etleri yenmez; kurt, ayı, arslan, kaplan, sincap, sansar, maymun, domuz, sırtlan, kedi, köpek, fil, keler, tilki ve gelincik gibi.
    At, katır ve eşeğin etleri de yenmez. Tırnakları ile av­layan, leş ve pislik yiyen kuşların etleri de yenmez: kartal, çaylak, akbaba, leylek, kuzgun, atmaca, şahin, yarasa ve karga gibi.
    Yaratılıştan iğrenç olan; fare, akrep, yılan, kertenkele, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, köstebek, kirpi, sü­müklü böcek, solucan, kurtlar, bütün sinekler, böcekler, ha­şereler, arı ve kelebekler yenmezler.
    Balık suretinde olmayan deniz hayvanları ile yengeç, midye, istiridye ve İstakoz da yenmez.
    ADAK KURBANI
    Adak, bir kimsenin yapmak zorunda olmadığı bir şeyi kendisine vacip kılmasıdır.
    Adaklar İkiye Ayrılır:
    1. Hiçbir şeye bağlı olmayarak yapılan adaklar:
    Bir kimse, "Allâh rızası için bir kurban keseceğim" diye adak yaparsa kurban kesmek kendisine vacip olur ve bu adağını dilediği zaman yerine getirir.
    2. Bir şeyin olmasına veya olmamasına bağlı olarak yapılan adaklar:
    Mesela: "Hastam iyileşirse Allâh rızası için bir kurban ke­seceğim" diye adakta bulunan kimsenin hastası iyileştiği tak­tirde kurban kesmesi vacip olur. Dediği iş henüz ger­çekleşmeden kurban kesmesi sahih değildir.
    Adaklar, ancak kurban edilecek hayvanlardan olur; Ta­vuk, horoz gibi hayvanlardan adak kurbanı olmaz.
    Adak kurbanının etinden adağı yapanın kendisi, eşi, ba­bası, anası, dedeleri, nineleri, çocukları ve torunları yi­yemeyeceği gibi nisab miktarı mal veya parası olup dinen
    zengin sayılanlar da yiyemezler. Adak kurbanının tamamının fakirlere dağıtılması gerekir.
    Ölü İçin Kurban Kesmenin Hükmü:
    Ölü için kurban kesmek isteyen kimse bunu kurban bay­ramı günlerinde kesmesi lazımdır. Böyle bir kurbanın etinden kesenin kendisi yiyebilir, başkalarına da verebilir.
    Eğer kurban kesilmesini ölü vasiyet etmişse bu kurbanın etinden kesen kimse yiyemez, tamamını fakirlere dağıtması gerekir.
    Kurban niyetiyle değil de etini fakirlere dağıtmak dü­şüncesiyle bir hayvan kesmek isteyen kimse, bunu dilediği zaman kesebilir.
   
    (1) Riyazü's-Salihin, c. 2, s. 521.
    (2) Şafii mezhebine göre; yanında kocası veya mahremi olmayan kadın, gü­venilir en az iki veya daha fazla kadınla birlikte farz olan haccı yapar.
    (3) Et-Tergib ve't-Terhib, c. 2, s. 155.
     
Seyfettin YAZICI

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın