|
Dînin en önemli fonksiyonlarından birisi, hiç şüphesiz Allah ile insan
arasındaki ilişkinin keyfiyetini beyan etmek ve düzenlemektir. Bu ilişkiyi,
Allah'tan insana yönelik tasarruflar ve insanın Allah'a yönelişleri olmak üzere
iki şekilde değerlendirmek mümkündür. İşte Allah ile insan arasında cereyan eden
bu ilişkide insanı temsil eden odak kavram, Eski Ahid'e göre kalbdir. Zira
"Kalb, insan kişiliğinin en iç kaynağı olarak Allâh’a doğrudan bağlıdır ve O'nun
tasarrufu altındadır" (197).
Kalblerin yaratıcısı Allah'tır (198). Her şey onun elindedir. Bu sebeple kalbi
dilediği gibi yönlendirebilir (199). Onu anlayışlı kılabileceği (200) gibi bütün
anlayışını da köreltebilir (201). Kalbleri kasvet içinde bırakmak (202),
günahlardan arıtıp tertemiz yapmak (203), haşyetini (korkusunu) yerleştirip
(204) ilhama mazhar kılmak (205) O'nun kalbe yönelik tasarruflarından
bazılarıdır. Allah Teâlâ, zaman zaman kalbin ahlâkî kalitesini test edebilir
(206). Zira kalb, nazargâh-ı ilâhîdir (207). Binâenaleyh onda olan hiçbir şeyin
Allah'a gizli kalması düşünülemez (208).
Dinin özünde sevgi ve teslimiyet vardır. Bu itibarla kalb, kulluğun da odak
noktasıdır. Zira Allah sevgisinin ve O'na teslimiyetin mahalli kalbdir (209).
Allah'a kulluk, samimi bir kalble olmalıdır (210). Şayet bu gerçekleşecek olursa
Allah o kişiye bereketli bir hayat lütfedecektir (211). Fakat şurası bir
gerçektir ki, insanlar arasında bu nevi samimi kimseler olduğu gibi, içi/kalbi
ayrı dışı ayrı olan münafıklar da bulunur (212). Esasen Allah'a iyi bir kul
olamamanın geçerli bir mazereti gösterilemez. Zira kulluğun keyfiyetini
belirleyen ilâhî ahkâmı arayan, yüreğinde bulacaktır (213).
Kalb müsbet ya da menfî her çeşit duygunun mahallidir (214). Nitekim neşe (215),
üzüntü (216), iç sıkıntısı (217), cesaret (218), korku (219), hased (220),
itimat (221), cömertlik (222), kin (223) ve sevgi (224) gibi duygular, kalbe
nisbet edilmiştir.
İradenin merkezi kalbdir. Tüm istekler orada oluşur (225). İnsanı diğer
canlılardan ayıran idrak de kalb merkezlidir (226). Tefekkür, tedebbür ve anlama
onunla olur (227). Bilgi ve hikmete onunla ulaşılır (228). İyi ya da kötü tüm
planların yapıldığı ve bilgilerin korunduğu yer orasıdır (229).
Ahlaki davranışların temeli de kalbde bulunur. Kalb, kötülüklere meyledebileceği
gibi (230), ilâhî âyetleri anlamaya karşı katılaşmış (231), kibirli (232),
inatçı (233) ve inkarcı (234) da olabilir. Rabb'e yönelebileceği gibi başka
arzuların tesiriyle bâtıla da kayabilir (235).
Kalb hassas bir yapıya sahiptir. Çeşitli etkiler sebebiyle balmumu gibi yumuşar
(236), korkudan ürperir (237), emellerin gerçekleşmemesi veya başkaları
tarafından itibar edilmemek gibi hâdiseler, onu hüzne boğar ve âdeta hasta eder
(238).
İnsanın dünyevî ve uhrevî hayatı için bu derece önemli olan kalb, hiçbir zaman
kendi haline bırakılmamalı, titiz bir şekilde korunup iyi yönde
geliştirilmelidir. Zira kulun üzerinde cereyan eden ilâhî tecelliler, kalbinin
keyfiyetine göre gerçekleşmektedir (239). Kalb, manevî hastalıklardan
kurtulmadıkça aldatıcı ve çürüktür (240). Kalbi hasta eden günahların temelinde
ise kalbin Allah’ı unutması gerçeği vardır (241). Ancak kişi isterse günahlarla
kararmış kalbini, Allah’ın rahmeti sayesinde temizleyip (242) yenileyebilir
(243). İyi kalb, Allah'a ve O'nun emirlerine gereği gibi sarılan (244), temiz
(245), dürüst (246), yumuşak (247) ve mahzun (248) olan kalbdir.
Netice olarak Eski Ahit'te kalb kavramı, genellikle insanın entelektüel55555555555 yönünü
ihtivâ eden manevî bir merkez olarak sunulmakla birlikte nadiren de olsa bir et
parçası olan yürek anlamında da kullanılmıştır (249). İnsanın maddî yapısının
merkezi olan kalble gerçek benliğinin odak noktasını teşkil eden kalbin aynı
isimle isimlendirilmesi, bu iki kalbin birbiriyle ilişkili olduğuna bir işaret
sayılabilir.
Tevrat'ta geçen "Allah yüreğinde dedi"(Tekvin 8/21) ifadesi ise kalb kelimesinin
Allah'a da izâfe edildiğini göstermektedir.
197 R.C. Dentan, aym., II, 550. 198 Mezmurlar 33/15. 199 Süleymanın
Meselleri 21/1. 200 I. Krallar 3/9, 12. 201 Eyub 12/24. 202 Çıkış 4/21.
203 Mezmurlar 51/10. 204 Yeremya 32/41. 205 Nehemya 2/12; 206 Mezmurlar
17/3. 207 1. Samvel 16/7. 208 Mezmurlar 44/21. 209 Mezmurlar 27/8;
28/7. 210 Tesniye 30/9. 211 Tesniye 30/10. 212 Mezmurlar 12/2. 213
Tesniye 30/14; Yeremya 31/33. 214 R. C. Dentan, agm., II, 549. 215
Süleyman'ın Meselleri 27/11. 216 Nehemyâ 2/2. 217 II. Krallar 6/11. 218
II. Samvel 17/10. 219 Tekvin 42/28; Işâya 35/4. 220 Süleyman'ın Meselleri
23/17 221 Süleyman'ın Meselleri 31/11 222 II. Tarihler 29/31. 223
Levililer 19/17. 224 Tesniye 13/3. 225 Mezmurlar 37/4. 226 Bu sebeple
bazı İngilizce tercümelerde kalb kavramı yer yer "idrak etmek" ya da "akıl"
olarak tercüme edilmiştir (R. C.Dentan, agm.. II, 550). 227 Hâkimler 5/16; I.
Tarihler 29/18; Süleyman'ının Meselleri 2/1; lbrânice'nin somut karekterinden
dolayı Eski Akit'te "akletme ve düşünme" kavramları yerine. çoğunlukla "kalbde
söylemek" (Meselâ bk. Tekvin 27/41) ifadesi kullanılmıştır (R.C. Dentan, agm.,
II, 550). 228 Çıkış 31/6: I. Krallar 10/24; Süleyman’ın Meselleri 2/10; Vâiz
8/16-17. 229 Süleyman'ın Meselleri 3/3, 6/18. 16/9. 230 Vâiz 9/3. 231
Zekarya 7/12. 232 Tesniye 8/14. 233 Yeremya 3/17. 234 Eyub 36/13.
235 I. Krallar 11/2-4; Süleyman'ın Meselleri 11/20. 236 Mezmurlar 22/14.
237 I. Samvel 28/5; Mezmurlar 38/10. 238 Süleyman'ın Meselleri 13/12:
Mezmurlar 69/20. 239 Yeremya 17/10. 240 Yeremya 17/9. 241 II. Tarihler
12/14. 242 Mezmurlar 73/1, 13, 51/10; Süleyman'ın Meselleri 23/19. 243
Hezekiel 18/31. 244 I. Krallar 8/61; Mezmurlar 119/80. |