Lügatte kalb anlamına gelen fuâd kelimesi, Arapça'da "f-'e-d" kökünden türeyen
bir isimdir. Çoğulu "ef’lde" dir. (39) Yanıp tutuşmak anlamındadır. Kalbe bu
ismin verilmesi sevgi ve acı gibi duygular sebebiyle yanıp tutuşmasındandır
(40). Ayrıca onun kızartılmış et renginde olması da bu ismin verilmesine sebep
olmuş olabilir. Nitekim ateşte kızartılmış et, feîd diye vasıflandırılır (41).
Fuâd mefhumu, zaman zaman, kalbin ortası, kılıfı, içi gibi mânâlarda da
kullanılmıştır (42). Fuâdı kalbin kılıfı diye tarif edenler, kalbi de siyah
noktacığın (süveydâ) adı olarak değerlendirmişlerdir (43).
Mütercim Âsım Efendi (v. 1236/1820), ehl-i tahkîkin (araştırmacıların),
Türkçe’mizde yürek diye isimlendirdiğimiz çam kozalağına benzeyen et parçasına kalb, buna taalluk eden Rabbânî latîfeye de fuâd ismini
verdiklerini zikreder (44).
Hakîm et-Tirmizî (v. 320/932) de bu kavramla ilgili şu açıklamayı yapar: "Fuâd
üçüncü makamdır ki, kalbe nisbeti, göz bebeğinin göze, ceviz özünün cevize
nisbeti gibidir. Marifet, havâtır ve rü'yet mahallidir. Bir istifade söz konusu
olunca önce fuâd, sonra kalb faydalanır. Kalb sadrın ortasında olduğu gibi, fuâd
da kalbin ortasındadır" (45).
Fuâd kelimesi, Kur'ân-ı Kerim'de on altı yerde zikredilir. Kur'an'da geçtiği
yerler itibariyle, sorumlu tutulan (46), tasdik ve tekzib eden (47), meyleden
(48), cezalandırılabilen (49) ve halden hale çevrilebilen (50) bir özelliğe
sahiptir. Bu özelliklerinden hareketle fuâd kelimesinin, kalb kavramı ile eş
anlamlı (müterâdif) olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim bir hadis-i şerifte kalb ve
fuâd kelimeleri bir arada kullanılmıştır:
"Yemen halkı size geldi. Bunlar, gönülleri (ef’lde) çok yufka ve kalbleri
(kulûb) pek yumuşak kimselerdir" (51). Bir diğer rivâyette "kalbleri çok zayıf,
gönülleri pek ince" ifadesi geçmektedir (52).
DİPNOTLAR
39 İbn Manzûr, Lisân, III, 328; Asım Efendi. Kâmûs, I, 1232.
40 İbn Manzûr, age., III, 329; Râğıb, Müfredât, s. 386; Asım Efendi, age.,
I, 1232.
41 İbn Manzûr, age., III, 329; Asım Efendi, age., I, 1232.
42 İbn Manzûr, age., III, 329; Âsım Efendi. age.. I. 1232; Hakîm et-Tirmizî.
Beyânülfark, s 38; Elmalılı, Hak Dini, IX. 6094
43 bk. Ezherî, Tehzib. IX, 173; İbn Manzûr. age., III, 329; Zebidi, Tâcü'1-arûs,
IV, 69.
44 Kâmûs, I, 1232.
45 Beyânü'l-fark, s. 38.
46 el-İsrâ 17/36.
47 en-Necm 11/120.
48 İbrâhim 14/37.
49 el-Hümeze 104/7.
50 el-En'âm 6/110.
51 Buhârî, Megâzî, 74; Müslim, Îman, 90: Timizi, Menâkıb. 71
52 Müslim. İman, 84.
|