|
Kalbin Sesi - Ticaret Ahlakımız
Neler Yapılmalıdır?

1-Öncelikle
madde-mana bütünlüğü inancı sağlanmalıdır. Dünyanın ahiretin köprüsü olduğu ve
cennetin de dünyada kazanılacağı unutulmamalıdır. Zira Hz.Peygamber (sav)
kişinin çalışmasını, üretimde bulunmasını ve ailesini geçindirmesini Allah
yolunda cihat etme veya gündüzleri oruç, geceleri de namazla geçirme ile bir
tutmuştur.(4) Üretime yönelik emek, ibadet hükmündedir. Yine Rasül-i Ekrem şöyle
uyarmıştır: "Her ikisinden nasiplenmeyip, dünyası için ahiretini veya ahireti
için dünyasını terk eden kimse, hayırlınız değildir. Şüphesiz dünya ahirete
ulaştırıcı bir köprüdür, vasıtadır. Başkasına yük olmayınız." (5) Temiz, salih
mü'minin elinde temiz servetin ne güzel bir mal olduğunu bildiren hadis (6)
helal kazanca ve dürüst insanlara dikkat çekmiştir.
2-Şahsiyetli kişiler ve kadrolar yetiştirilmelidir. Şahsiyetli insan; sorumluluk
sahibi, iyi niyetli ve samimi insandır. Hem ferdî, hem de sosyal sorumluluğa
sahip, birikimli, donanımlı, dünyadaki gelişmeleri yakinen takip edebilen,
sürekli araştıran, değerlerine bağlı, hiçbir değeri istismar etmeyecek derecede
şahsiyetli, üretim ve yönetim bilgisine sahip işinin ehli kadrolar teşekkül
ettirilmelidir. Daha büyük hedeflere ulaşabilmek için güçlü olmak gerekir. Güçlü
olmak için de güç birliğine, yardımlaşmaya ve dayanışmaya ihtiyaç vardır.
Hayırda, iyilikte, güzellikte, aynı hedefleri yakalamakta, aynı engelleri aşmada
yardımlaşma, dayanışma ve işbirliği zaruridir. Çünkü günümüzde ferdî başarılar,
ferdî teşebbüsler yeterli olmamaktadır. Bunun için herkes mevcut çalışma
tecrübelerinden de yararlanarak güçlü oluşumlar geliştirmeli, ekip çalışması ile
organizeler yapmalı veya güçlü oluşumlarla birlikte hareket imkanları
bulmalıdır.
3-Yatırım yapılacak alan ve sektörler çok iyi seçilmeli, rekabet ortamı,
verimlilik kârlılık oranları yurt içi-yurt dışı pazar ve rakipler araştırılmalı,
projeler ve maliyetleri iyi hesap edilmeli ve müesseseleşilmelidir. Sadece
müessesenin ve sermayenin olması yetmez. Bütün bunlar profesyonel kadrolarla
yapılmalıdır. Bir taraftan da geleceğin idealist, şahsiyetli yönetici ve
kadrolarını yetiştirmek için projeler hazırlanmalı ve bu projelerle faaliyet
gösterilen ve hedeflenen sektörlerin ihtiyacı olan beyin kadrolar
yetiştirilmelidir. Başarının ve büyümenin en mühim şartlarından biri, başarılı
adamdır, kalifiyeli elemandır.
4-Hak, hukuk meselelerine gereken önem verilmelidir. İşçisinin, ortağının hak ve
hukukunu korumayanları Allah korumaz. Çünkü Cenab-ı Hakk'a kul olan, kul hakkını
yemez ve haksızlık yapmaz. Yapılanmaların sorumluları, kurucuları son derece
dikkatli ve adil olmalı, tasarrufları en verimli şekilde değerlendirmeli,
harcamalarda israfa yer vermemeli, şahsi çıkar hesabına düşmemeli, verimsiz, atıl alanlara yatırım yapmamalı ve ortaklarına karşı çok şeffaf
davranmalıdır. Elemanlarını hizmetçi olarak görmemeli, kardeşleri ve hizmette
yardımcıları ve destekçileri olarak bilmelidir.
5-Kâr ve zarar ortaklığı esasına göre kurulan şirketler vs. gerçekçi olmalı,
başkalarına şirin görünme, yeni ortakları cezp edebilmek için afaki,
kazanılmamış kâr oranları açıklanmamalıdır. Bu hususta sahtekârlarla,
tamahkârlar buluşunca pek çok olumsuzluklar meydana gelmekte ve kötü örnekler
teşkil etmekte ve gerçekten samimi, gayretli, birikimli ve tecrübeli kişilerin
ve kuruluşların önü kesilmektedir. Aklı başında insanlar bunlara meydan
vermemelidir.
Evet çağ, yürekleri, kafaları, kalpleri ve kasaları çağın pislikleriyle
kirlenmemiş, hakk'ı ölçü alan, hakk yolda olan, gücünü hak'tan ve halktan alan,
işinin ehli olan, kazançta helali ve bereketi esas alan Müslümanlara muhtaçtır.
Unutmayalım; gaflet değil, gayret zamanıdır!
6-Varlıkların en mükemmeli olarak yaratılan insan (7), çeşitli şeylerle
denenmekte ve imtihan edilmektedir.İmtihanı kazanabilmenin yolu ise, yine
Rabbimiz tarafından insanlara bildirilmiştir. İmtihan olunan şeylerden biride
maldır.
İyi mal (helalinden kazanılan, iyi yola sarf edilen mal) Salih kimse için ne
güzel bir şeydir.(8) Salih insanlar için bir hayır vesilesi, cennete götüren bir binek olan mal;
kimileri içinse kötülüklere, isyana ve haramlara dalmaya sebep olmaktadır.
Bolluk, rahat ve lüks içinde yaşayış, maddi imkanlara sahip olmak, bazen
insanları Allah'tan uzaklaştırabilmektedir. Şükürsüz, infak-sız, sadakasız
refah, maddi bolluk ve imkan sahibi olan azarak Allah'ın kulu olduğunu unutur;
içinde bulunduğu nimetleri kendi iktidarıyla elde ettiği zannına kapılır,
istediği gibi harcayabileceği kanaatına vanr. Kendisine bahşedilen imkanlar ve
mallar üzerinde gerçek mülkün sahibi imiş, dünyada devamlı kalacakmış, Allah'ın
hüküm hakkı yokmuş gibi kendisini mutlak mutasarrıf ve yetkili görür.
Böylelerinin düşüncesinde Allah'ı hatırlamak, hükümlerine uymak, hesaba çekilmek
düşünülmemesi gereken bir şeydir. Hayat olarak sadece dünya yaşantısını
bilirler, adeta dünyadan kam alırcasına bir yarışın, yaşayışın içine girerler.
Günümüzde "Fikri materyalizm"in yerini "Fiili materyalizm" almıştır. Yani
verilen imkanlar, öyle hoyratça ve isyan içinde kullanılmaktadır ki, sanki "Yaratan yokmuş" "hesaba çekilmeyecekler-miş" gibi hareket etmektedirler.
Müslümanlar arasında bu durumda olanlar ise, fiilen inanmı-yorlarmış gibi
yaşamaktadırlar. İnanmaları dillerinin altında kalmaktadır, hareket ve
davranışları, yaşantıları inanan insanlarınkine hiç benzememektedir.
Bu hususa Kur'an-ı Azimüşşan'da "Ka-run"misal olarak verilir. Elindeki serveti
kendi dehasına, bilgisine bağlayan bu adam "...Allah'ın önceleri, ondan daha
güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi?"
(28 Kasas, 78) "Kimi müşrik toplumlar ise, topluluk halinde buna örnek teşkil
ederler. "(25 Furkan, 18)
Rasüli Ekrem (sav): "Ümmetim parayı (dinar ve dirhemi) büyüklediği ve meylettiği
zaman, kendilerinden İslam'ın heybeti kaldırılır." buyurmuştur.(9)
7-İslam, mülkiyete, zenginliğe asla karşı değildir. Bir lokma bir hırka
teranesini de asla kabul etmez. Bunun aksine Müslümanlar güçlü olmak, veren el
haline gelebilmek zorundadırlar. Efendimiz (sav), "Veren el, alan elden
üstündür" buyurmuştur. (10) Ancak harama düşmektense, gerektiğinde bir lokmaya,
bir hırkaya razı olur, zira haram ateştir. Çalışıp, çabalayıp, veren el konumuna
gelmek için gayret eder.
Bilhassa her şeyin ölçüsünün, hizmetlerin yürümesinin maddeyle ölçüldüğü bir
dönemde Müslümanlar olarak helalinden zenginleşmek durumundayız. Amma mülkün
asıl sahibinin yolunda harcayabilmek, kulluğumuzu güzelleştirebil-mek, Allah'ın
verdiği gücü, O'nun dininin ikamesi uğrunda verebilmek maksadıyla böyle olmalıyız. Bunun aksi düşünülürse: İşi
gücü kendisini ibadetten alıkoyan, çoluk çocuğunun eğitimini ihmal ettiren,
haram helal demeyip toplayan tipleri göz önüne alalım. İşte bu hale gelinirse,
heybetimiz, ciddiyetimiz kaybolur, selin önündeki çör-çöp gibi oluruz.
Bâtılların kurdukları tuzaklar içinde ipek böceği gibi kendi kendimize ağ öreriz
de, belki de inançsızları istifade ettiririz. Yine para, milletin evrad ve
ezkarı haline gelirse; hep sözler dünyalık olursa, vay başımıza geleceklere...
Mala mülke kul olmanın, cimriliğin ve bencilliğin şerrinden Müslüman zekatla,
infakla, sadakayla kurtulur.
4-Buhari.Nefakâtl.
5- Münavi, Feyzul-Kadir, 5/364. Haşşmi.Muhtarul-Elhadisın-Nebevıyye, 124(994)
6- Ahmed, Müsned,4/197,202. Hakim,Müstedrek, 2/2,236.
7- Nisa, 70.
8- Ahhmed, MUsned, 4/402; Acluni, Keşful-Hafa, 2/44.
9- MUnavi, Feyzul-Kadir, 1/404. i
10-Buhari, Vesaya, 9, Rikak, 11, Zekat, 18; Müslim, Zekat, 94,97,106.
Halil Atalay
|