Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Teknur

 Cennet Ve Cehennem

   Yüce mahkemede yargılanıp güzellikleri üstün gelenler, Kur'an'da emredilen 8 ayrı makamdan kurulu bir âleme ebedî hayat için intikal edeceklerdir (Cennet).
    Hesabında çirkinlikler ağır basanlar da 7 ayrı mekandan kurulu Cehennem'e yansıyacaklardır.
    Cennet'teki hayat gibi Cehennem'deki azab da ebedîdir. Cennet ve Cehennem'e intikalde insan bütününe ait 4 unsur birlikte vardır. Yani insan Cennet'te de; Cehen-nem'de de ruh, nefs, beden birliğiyle var olacaktır.
    Cennet'teki hayatın Kur'an'ın muhtelif âyetlerinde benzetme yoluyla anlatılışı bir ölçüde Cennet'i bize tarif etmektedir. Ancak yine âyet-i kerimede bildirildiği gibi bu tarifler hep benzetiştir ve Cennet'in gerçeği ancak yaşanarak bilinir.
    Âyet-i kerimeler, gerçekte Cennet'i tam anlamı ile tarif etmiştir. Ancak bizim anlayışımızdaki yetmezlik onu tam kavramamızı engeller.
    Anlayabildiğimiz kadarı ile Cennet, dünya mekanından farklı, ayrı mekanlarda muhteşem güzelliğe sahip niteliktedir. O mekanlarda zaman ince bir tül perde gibi siliktir. Orada zaman insanları yıpratmaz. O mekanın varlıklarını eskitmez. Tanrı dileğini yansıtmak için ince bir tül gibi yeni şekillerin doğuşunu müjdeler. Işık, renklerin, nağmelerin yansımasına fizik bir alan imkânı verir.
    Cennet'te mekan tıpkı zaman gibi şeffaf renkli çizgilerdir. Üstelik renklerin, çiçeklerin ve binbir ışığın Cennet mekanında doğuşu, insan ruhundan bir anda isteğin geçişine bağlıdır.
    Üstelik Cennet'teki şekiller ve varlıklar maddenin bağlı olduğu boyutların farklı oluşundan dolayı; hızlı raksa sahiptir. Bu yüzden monotonluk denen olgu Cennet mekanlarında yoktur.
    Orada insanların güzellikleri de (beden) bu kurala uyarak dayanılmaz şekillerde ve coşkudadır.
    Maddesel görünüm ve şekiller (en, boy, derinlik gibi) mekanın zorlayıcı, zamanın ağır ve yoğun etkisiyle dünyada belli şekiller ve nitelikler kazanmıştır. Cennet mekanlarında farklı buutlarda bu şekiller bir tül gibi incelik, şeffaflık ve renk kazanır. Örneğin bir üzüm meydana gelmek için bizim mekanımızda binlerce zorluklarla şekillenir. Cennet'te bir anda o şekilleniverir.
    Cennetin ayrı mekanlarına gelince; onun mekanı, katlan maddesel mekandan lâtif dediğimiz tüm varlıkların en zarif mekanına doğru dıştan içe dizili mekanlar zincirinden bir guruptur. Dıştan içe mekanlar geçildikçe güzellikler artar; en içte Tanrı'nın muhteşem güzelliği ile ağızlaşır.
    Yücelerin, velîlerin, aşıkların, şehidlerin yansıyacağı Cennet katları elbette en derinlerde Tanrı güzelliğinin yanındadır.
    Ancak Cennet'in en derin katlarına eremeyenler için de Tanrı güzelliğini zaman zaman buralara yansıtacaktır (Selâmün kavlemmi'r'Rabbi-r'rahim).
    Cennet'teki dostların buluşması, birbirini seven eşlerin birlikte olması da; elbette insanların mana eşliğiyle mümkündür. Yoksa ayrı mana değerinde olanlar elbette 8 cennet mekan dizisinin aynı iklimlerinde, mekanlarında kalamazlar.
    İnsan bedeninin ebedîliği konusundaki tereddütlerin bu tanımların ışığı altında yeri olmadığı aşikârdır.
Ve insan o güzellikleri kendi güzelliğiyle birlikte mutlaka bu elestin baharındaki zaman ötesi bahçelerde seyredecektir.
    Efendimizin emirleri sayesinde...
    Cehennem konusunda çok ilginç meseleler vardır. Onun ebedî olduğu ve azabının sürekliliği kesindir. Ancak Cehennem'de tereotu biteceği anlamında bir hadisin varlığı; rahmet-i ilâhînin sonsuzluğunun ifadesidir. Acaba bir hafifleme hali böyle yorumlanabilir mi?
    Hz. Muhyiddin Arabi'nin tefsir ve yorumları çok geniş boyutlarda Cennet ve Cehennem'i bize aktarmaktadır. Sûre-i Rahman'dan gelişen bu yorumlar ayrı bir eserde toplanacak kadar geniştir.
    Dante (kendinin bile inkarcısı bir akıl hastası), Divina komedisini Hz. Muhyiddin'in yorumlarından çalmaya çalışmış, eline yüzüne bulamıştır.
    Abdülhak Hamid'in yerinde eleştirisi onu perişan eder niteliktedir.

Dr. Halûk NURBAKİ   


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın