Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Teknur

 Mahşer Ve Diriliş

    Mahşer bilindiği gibi dünyanın sonu demektir. Bilim adamları dünyanın sonunu kesin kabul etmekle birlikte, tarzında çelişki içindedirler.
    Eski yıllarda bilim adamları dünyanın donarak sonla-nacağını savunuyorlar, havası donmuş bir dünyanın romanlara konu öyküsünü anlatıyorlardı.
    Son yıllarda dünyanın aşırı sıcaklıkla sonlanacağım, ya da manyetik etkiler altında parçalanacağını savunanlar çoğunlukta. Nükleer savaşların dengeyi bozup arzı dağıtacağı şeklindeki yorum ise bilim açısından pek geçerli sayılmıyor.
    Bazı bilim adamları ise Kutupların çeşitli jeolojik nedenlerle yer değiştireceğini ve bu sırada büyük depremlerin olacağını savunurlar. Bu ihtimalde bir olay olursa güneş batıdan doğar.
    Kur'an'ın ve diğer semavî kitapların tarif ettiği mahşerde insan eli etkisi yoktur (nükleer savaşlar v.s.).
    Geniş ve şiddetli depremlerin, büyük manyetik değişmelerin tarifi yapılmaktadır. Aynı zamanda olaya güneşin ve çevre yıldızların katılacağı bildirilmektedir.
    Dirilişe gelince : Çoğu insan, çürümüş, toprağa karışmış insan moleküllerinin derlenip yeni bir beden halinde toplanacağına içten inanmakta tereddüt göstermektedir.
    Bu tereddütlere verilecek kısa cevap, ilk kez nasıl yaratıldıysak yine öyle yaratılacağız demekten ibarettir.
    Ancak asrımızda bir yanı ile politik bir hastalık haline gelen inançsızlığı karşısında, böyle bir mazeret ardına sığınmaya gönlümüz razı olmadı, onun için konuyu bilimsel bir eleştiriye tabi tutacağım.
    Canlılar nasıl yaratılır, nasıl meydana gelir? Canlılar iki yoldan gelişir. Her canlının canlılığını yürüten, karakterize eden bir genetik şifresi vardır. Bu şifre çoğu kez erkek - dişi hücrelerinin ortak imalatıdır. Bu şifreler 1 mikron civarında fevkalâde küçük bir diziden ibarettir .Bu şifrelerden bir canlının oluşmasına kadar geçen safha üç yoldan gerçekleşir:
        a. Bu şifreler bir çekirdek içinde toprağa girer ve oluşur. Bitkiler bu yoldan gelişir.
        b. Bu şifreler yine bir besin deposu ile birlikte kendi kendine oluşur. Yumurta aracılığı ile gelişme bu yolla olur.
        c. Bu şifreler anne karnında bir gelişmeye tabi tutulur, insanın gelişmesi de bu yoldan olur.
    Her üç gelişme biçimi de, yapılardaki incelikten ziyade Tanrı'nın bir tercihidir. Meselâ genetik yapısı çok karışık böcek yiyen bir bitki, çekirdek yoluyla topraktan gelişir. Buna karşılık çok minik ve basit bir böcek yumurta yolundan gelişir. Burada önemli mesele toprağın bir genetik şifreyi çok rahat biçimde olgunlaştırıp geliştirebileceği gerçeğidir.
    Âdem'den son insana kadar on milyar insanın genetik şifrelerini bir araya getirseniz, bir bardağı ancak doldurur. Ve Tanrı şifrelerin, toprakta gelişmesini dilerse; bir bardak şifreyi toprağa serper ve hepsini istediği anda var eder. Hepsini bir anda diriltir.
    Tüm insanların şifreleri konusu, herhangi bir mezarda herkese ait kalabilecek tek şifre olabileceği gibi Tanrı dilerse her ferdin şifresinin bir kopyasını toprağa atar ve anında bir örneğini yaratır. İnsanın, başka bir yol yerine, anne rahminde geliştirilmesinin hikmeti; toplum hayatı, anne sevgisinden gelişen sırlardır.
    İnsanın sevmeyi tanıması, ilk inanç terbiyesini alması için, gelişme yolu yaralanınca böyle takdir edilmiştir.
    Halbuki dirilişten sonra artık böyle bir birlik ve düzene ihtiyaç kalmayacaktır.
    İnsanın tüm yaşantısının video teyplere alındığı ve bu dirilişte kendine aynen oynatılacağı gerçeği ise, günümüz insanı için bir sürpriz olmasa gerek.
    İnsanın kendi ölümü için küçük mahşer deyiminin kullanılması da çok ilginçtir. İnsanın ölümü yalnızca maddesinin sona ermesi değildir. Ruh ve kalb manası gibi madde ötesi yanlarının, maddeden ayrılışı ölümün asıl temel vasfıdır. Nitekim Montreal'de çiçeklerin ultraviole dalgalarla çevrelerini izlemelerini inceleyen deneyler serisinde; çiçeklerin ölen bakıcılarını sezinledikleri tesbit edilmiştir.
    Biomanyetik alan ve Krigan fotoğrafları ile yapılan deneylerde de buna benzer tesbitler elde edilmiştir.
    Ölümden mahşere dek geçen zamanda Tanrısal bir ceryan olan ruh; madde ötesi bir evrende ayrı bir oluşa çekilmiştir. Onun hazır genetik şifreye intikali, topraktaki moleküllere: «herkes yerinen emri verilince, herkes dirilecektir.»
    Âyetteki; «mü'min ölmez» ifadesinin bir hikmeti de bu diriliğe işarettir. Elbette bu dirilik bizim kavramımızdaki diriliğin ve maddenin ötesinde bir diriliktir.
    Veli ziyaretleri, bu diriliğin sırrında Allah'a duaların yakın olmasını temin etmek içindir.
    Cenaze namazının önemine dikkat etmeliyiz; mümin manaya intikal edince, cenazede iman ile yücelmiş müminin sırrı, ilâhî bir tecelliye uğrar ve bu an, yaşayan müminlerin iştirakiyle kutlanır.
    İslâm doğunca kulağına ezan okunur. Cenaze namazı işte (cenaze namazının ezanı yoktur) bu ezanla ölüm arasındaki kısa müddetin sonuç belgesidir.
    Cenazeye karşı namaz kılınması ise Âdem'e meleklerin secde etmesi hikmetini taşımaktadır. Elbette insana karşı kılınan namazı, ona tapma anlamıyla karıştırmamalıdır. O anda cenaze, Allah'ın özel sırrının aksettiği bir emanettir. İncelerin incesi ancak inananın cenazesinin kılınabileceği gerçeğidir. Cenaze namazının kılınmasında şart imandır. Bir fert ne kadar günahkâr olsa da cenazesi kılınır. İmam cenazenin kalbi hizasına durur ki, bu da Sırr-ı ilâhînin imanın kalpdeki hikmetine işarettir.
    Cenaze kabre konulduktan sonra Fatiha ve Kur'an okunması onların manevî huzurunu sağlar.
    Mahşere gelince: Zamanı ancak Allah tarafından bilinen bir zamanda dünyadaki hayat sona erecektir. Diri-len insanlar hesaplarını verecek sonra da bambaşka bir aleme geçeceklerdir.
    Mahşerin zamanı bilinmemekle birlikte; mahşere yakın yıllara ait bazı belirtiler dolaylı olarak bilinecektir. Bunların en belirginlerini şöyle özetleyebiliriz:
    İnsanları, vahşi ihtiraslara ve inkara sürükleyen bazı bilimsel gösteriler yapan Deccal, yer yüzünde büyük bunalım ve çatışmalara neden olacak. İman cephesini Mehdi temsil edecek ve yeryüzüne tekrar dönecek olan Hz. İsa ile işbirliği yaparak inananları koruyacak.
    Mahşere çok kısa bir süre kala, güneş batıdan doğacak, özellikle Muhyiddin Arabi hazretlerinin İstihraçnâmesi'nde, mahşerden önce meydana gelecek tüm büyük dünya olayları yazılıdır. Batılı bazı tahminci ve falcılar İstihraçnâme'den aynen alıp kendi önsezileri gibi yayınlamışlardır. Fakat Hicrî ve Miladî senelerde yaptıkları hatalı hesaplar 1 -2 yıl fark göstermiştir (1. ve 2. dünya savaşlarına ait tahminler olmuştur).
    Mahşer başlamadan önce bilindiği gibi Hz. İsrafil'in ilk sûru ile (öznel bir ses) herkes mahşeri sezip, sonra ölecektir.
    Sonra da tüm insanlar yine Hz. İsrafil'm ikinci sûru ile dirilecektir.

Dr. Halûk NURBAKİ   


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın