|
Kalbin Sesi - Teknur
İslâm'da
Meleklere İman

Bütün semavi dinlerde meleklere iman vardır. İslâm'ın imana ait 6 maddesinin
biri de meleklere imandır. Ve meleklere iman, İslâm imanı içinde kaçınılmaz bir
umdedir
Melekler Kur'an emri gereğince görülmeyen kudretlerdir.
Melekleri kanatlı tasavvur eden diğer dinlerdeki görüntüyü de Kur'an net bir
şekilde açıklayarak meleklerin kanadından kast onların kudretleridir emriyle
perçinlemiştir. Meleklerin görünebilmesi Allah'ın iznine tabidir ki bir bölüm
önce açıkladığım gibi; bu bir sürat azaltması meselesidir (Cebrail'in efendimize
görünüşü gibi).
Melekler ve benzeri varlıkları dört ana gurupta toplamak
mümkündür:
a. İbadet ve İtaat Melekleri:
Meleklerin büyük çoğunluğunu teşkil eden bu gurup meleklerin
sayıları sonsuzdur ve her an Allah tarafından yenileri yaratılmaktadır (Muhyiddin
Arabi: Fususul Hiken).
b. Kur'an'da İsmi Geçen Dört Büyük
Melek:
Kur'an'da ismi geçen 4 büyük melek; Cebrail, İsrafil, Mikâil
ve Azrail'dir. Bunların temel özellikleri şunlardır:
1 — Cebrail: Allah'ın kudret-i
ilâhisinde yaratılmış bir melektir. Akla, bilince etki eder. Peygamberlere Emr-i
lâhiler nakletmiştir. Allah, kudretini bir yerde tecelli ettireceği zaman, bazan
Cebrail'i kullanır.
2 _ İsrafil: Allah'ın hay
tecellisine bağlı kudretlerde yaratılmıştır. Sûr üfleyerek mahşerde dirilme
sırrına işaret verecektir. Mahşer bölümünde bu konu açıklanacaktır.
3 — Mikâil: İnsanın şer
etkilerle daralmasını giderir. Manevî baskılarını bir sünger gibi emer. Mikâil
ayrıca bir çok kudret tecellisinde görev sahibidir.
4 — Azraü: Ölüm meleği de
denilen Azrail, sanıldığının tersine ölümü zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı
manevî bir kudrettir. İnsanın dört unsuru; beden, kalp, ruh, nefs sisteminden
ayrılırken onun matematiksel gücüyle rahat bir biçimde birbirinden ayrılır.
Onun tek bir kudret olmasına karşın her an aynı ve ayrı
mekanlarda varolabilme yeteneği ise; dün belki güç kavramrdı. Bugün ise, enerji
dalgaları ve süratleri, esrarengiz sonsuzlukları bilindikten sonra kolayca
kavranır. Tıpkı TV ekranı gibi.
c. Cinler Grubu Melekler:
Bu gurupdaki melekler (cinler) hem isyan hem de itaat
edebilen varlıkları temsil eder. Cinler melek evsafı açısından kudrete ve madde
ötesi niteliğe sahip olmakla beraber yaratılışları özel bir enerjidendir.
Cinlerin görülmediği, özel bir ateş enerjisinden yaratıldığı Kur'an emridir. Bir
yandan da evsaf itibariyle ışınlara çok benzemektedir. Işınlardan kurulu
bilinçli varlıklardır. Ancak cinlerin bildiğimiz kozmik ışınların, aynı olduğu
söylenemez. Karekter fizik açısından ışınlara çok yakındır. Muhtemelen
kendilerince kontrol edilebilen bir süratleri vardır. Ancak cinler melekler gibi
lâtif mekanda değildir.
İnsan ve cin ilgisine gelince: Nasıl tüm ışınlar insanı
etkiliyorsa, cinlerin de ışın etkilerinin insanı etkilemesi olağandır. Ancak
cinler bilinç ve iradeye sahip olduklarından bu etki de sürekli ve kaçınılmaz
değildir. .
Bir Kur'an mucizesi; cin etkilerinin arzdan uzaklaştırıldığı
âyetidir. Bu âyet arzın kozmik ışınlara karşı korunması olayını dile
getirmektedir ki; Allah'a iman bahsinde arzın bekçileri konusunda incelendi.
Elbette cinlerle kozmik ışınlar aynı değildir, ancak evsaf yakınlığı vardır.
Sûre-i Çin'de de belirtildiği gibi cinlerin yaratılması ile
maddesel varlıkların gerçeği arasında çok ilginç bir fizik tanım ortaya
çıkmaktadır. Şöyle ki:
Maddesel varlıklar, etkinin mekana etkisinden doğmaktadır.
Cinler özel bir ışın menbamdan ve melekler lâtif alem
dediğimiz boyutlarda; daha bağımsız planda yaratılmıştır. Bu durumda,
varlıklarla, boyutlara yansıma olayı çeşitli yaratılmışların farklı
niteliklerini doğurmaktadır. Madde, boyutlara en sıkı bağlı kudretleri, cinler
ve melekler ise süratleri nedeniyle boyutlara zayıfça bağlı kudretleri temsil
etmektedir.
d. Şeytan:
Şeytan da melek niteliğindedir ve bir enerji kaynağından
yaratılmış; bilinçlenmiş bir mahluktur.
Bilindiği gibi, insana görünmeyen planda (madde ötesi) etki
yapmaktadır. Bu etki özellikle nefse dönüktür. Tanrı'ya yaklaşımdan uzaklaştıran
bu etkiler demeti, gerçekte nefsin tabiatına uygun düşmektedir.
Melekler ve şeytan, genelde madde ötesi olduklarından, bizim
ancak madde ötesi yönlerimizi etkiler. Sıkıntılarımızın giderilmesi, aklımızda
kıvılcım ya da isyan ve inkarımızı körükleme gibi. Bu görevlerin evrende ve
insandaki çeşitli yansımalarının çoğunun farkına varmayız. Ancak bazıları bize
çok ilginç biçimde anlatılmıştır. Bunlardan çok önemli gördüğüm bazılarını
özetleyeceğim:
1. Hal ve giderimizi bir
videoteybe sinema gibi kaydeden kudret melekleri.
2. Bebekleri ve hatta
çocukları kazalardan koruyan melekler.
3. Mezarda nefsin ilk hesap
işlemini kaydeden Münker ve Nekir melekleri.
4. Mahşer ve hesap gününde ve
ondan sonra hal ve giderimize göre bizimle ilgilenen melekler.
5. Yücelmiş kimselerin Zikir
ve namazlarında, haz almak için onlarla birlikte olan melekler.
6. Bebeklerdeki ruhların (Ruh
insanın bedeni hangi çağda olursa olsun mükemmeldir) dünya hayatına ilgilerini
sağlayan melekler.
7. Savaşlarda İslâm ordusuna
yardım eden melekler.
Melekler hakkın rahmetinden doğduğundan daima evrenin zevk
alemini renklendirir. Güzelliklere bizi iten, gizli kudretlerdir.
Meleklerin, özellikle cinlerin, evrenin herhangi bir yerinde
özel dünyaları olup olmadığı tartışılabilir. Cinler, bir yandan kuantlarm güçlü
hızları, bir yandan ısıdan etkilenmeyen yanları ile evrenin herhangi bir
bölümünde özel dünyaya da sahip olabilirler. Ancak yine sonsuz hızları nedeniyle
dünya ile değişmeyen bir ilgileri de vardır. Kur'an hükümlerinin, cinler için de
geçerli olduğu yine Cin sûresinde açıkça beyan edilmiştir. Bu durumda dünya
ilgilerine baki kalmak kaydı ile evrende daha bağımsız ve çok hızlı dolaşım
yetenekleri olduğunu kabul etmek daha uygundur.
İbadet meleklerinin, evrenin her yerinde; maddesel bir
gezegen de dahil, evrenin diğer mekanları da dahil olmak üzere her bölgesinde
var olduğu, İslâm inançlarına ters düşmemektedir.
Asıl olan, meleklerin kudret olduğunu, maddesel yasalara tabi
olmadığını bilmektir. Bu mucizevî tarif Kur'an'ın 15 asır önce verdiği harika
bir fizik kavramıdır. O çağlarda herkes melekleri kuş misali, sokakta gezen
varlık sanırdı. Ve Kur'an'ın tarifi onlar için akıl almaz bir tanımdı.
Meleklerin görünmezliğini, o çağın insanları bir türlü
kavrayamıyordu.
İnsanların melekleri algılayabilmeleri, iki yönlüdür. Ya
insan çok yücelir, gönül kapısından melekut alemiyle iletişim kurar. Ya da melek
bir görev gereği düşük hızla bizim mekanımıza yansır (Azrail ve Cebrail'deki
örnekler). Şeytan konusunu ayrı bir bölümde inceleyeceğiz.
Kudret-i ilâhinin sonsuz gücü, bilinmez mekanlarda melek
çizgilerini renk renk çizer. Ne var ki onların varlıkları sonsuz zikirler ve
titreşimlerin görünmezliği içindedir. Hikmetlerin en incesi, insanın onları
algılayabilme yeteneğidir. İnsan, madde ve mana arasında çift yönlü haliyle onu
hisseder. Yüceldikçe onların doyumsuz güzelliklerini gözsüz seyreder hale gelir.
Melek konusu gerçekten İslâmiyetin en önemli konularından
biridir. Hele Kur'an emrinin, melekleri kanatlı kızlar gibi gören bir devirde
yanlış inançları yıkarak gerçeği derinlemesine öğrettikten sonra. Devrimizde,
önemli bir konu da; uzaydan gelenlere melek dendiği iddiası ki, bu yanlıştır.
Çünkü meleklerin mekan ve evreni madde ötesi boyutlardır.
(2) Kitaplara iman
içinde meleklere iman otomatikman var olduğu halde meleklere iman Amentü'de
özellikle tekrarlanmujiır.
Dr. Halûk NURBAKİ
|