Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Teknur

 Mana Gözüyle Kader 

    Kader üzerindeki yoğun tartışmaların hemen hepsi İslâm'ın temel felsefesini anlamamaktan gelmektedir. Özellikle Kur'an ve onun anahtarı Fatiha'nın iyi anlaşılmaması, kader üzerinde yanlış bilgi ve yanılgılara yol açmaktadır.
    Önce kader konusunda bazı deyimleri inceleyeceğiz, sonra da Fatiha anahtarı ile kaderin tam tahlilini yapacağım.
        1. Kader ve Ahlâk :
İnsandaki talep ve isteği temsil eden küçük irade ile gerçek irade olan küllî iradenin nisbetleri şahısların ahlâkına göre farklılaşmaktadır.
    İnsan nefs açısından »e kadar azgın ise; küçük iradeleri şerri istemekte, dolayısiyle o yönde kaderin tecellisinde o kadar etkindir. Bir anlamda böyle kimseler seçtikleri kader sayfasında bağımsız görülür. Gerçek, şerri seçmekten ibaret bir tercihtir. Dış görünüşte azgınlıkları başarı gibi görülür. Böyleleri Allah'a karşı savaş açmışçasına çılgın bir isyanın temsilcisidir.
    Nefs arındıkça; irade-i cüz'îye tükenmeye başlar. Nefs sıfıra yaklaşırsa irade-i cüz'îye de sıfıra ulaşır. Artık talep ve istek bile yüce yarodanm iradesinde erir, yok olur.
        2. Hayır ve Şer:
    İslâmiyet Tanrı'nın tek kudretini tanıttıktan sonra hayır ve şer konusunda diğer dinlerin düştüğü yanılgıyı kökünden düzeltmiştir. Hayır da, şer de evrenlerdeki tek kudret olan ilâhi iradeden yansır. İsyan ve imanda, hayır ve serde istekte direnenler ilâhi kudretin gücünün o yönde tecellisinde düğme çeviricisidir. İslâmiyet bu önemli yasayı Amentü'sünde perçinlemiştir.
    Bir isyancının İslama vermek istediği zararların tümü de, bir kuduz virüsü de, oksijen ve karbondan yararlanma gibi kudret-i ilâhiden yararlanır. İslâm'ın ona karşı çıkması da elbette kudret-i ilâhînin yansımasıdır.
    Zaten şer ve hayır, ayrı renk sayfalara yazılan birer şifre gibidir ve ilâhî kudret bu bahsin başında söylediğimiz gibi Allah'ın değişmez kader kompitür yasaları içinde sürer. Bu kompitürlerde Allah'ın sıfat tecellileri yürür. Onlar içinde Rab, Gaffar sıfatları olduğu gibi; Kahhar ve Müntakim sıfatları da vardır.
        3. Allah'ın Şeenleri:
İlâhi sıfatlar her an ayrı bir güzellik içinde yansıyan değişik tecellileri sergiler (Sûre-i Rahman).
    Allah'ın her an değişen tecellileri yine bu kader kompitür sistemi (Levh-i Mahfuz) içinde ayrı ayrı kaderleri yansıtacak biçimde seyreder. Tecellinin sonsuz nakışları bu sistemin matematiği içinde her an şaşmaz hesap sonuçları verir. Pratik bir deyimle takdir-i ilâhi önceden belirlediği emr içinde, Allah'ın her an değişen tecellileriyle süslenmiş ve tekleşmiştir.
        4. Kaderin Özelleşmesi:
    Takdir-i ilâhi, levh-i mahfuz dediğimiz büyük kompitürde oluştuktan sonra; bazan dua, sadaka, Allah'ın ayrı ve özel tecellisi, ya da manevî terbiyede olan dervişin özelliği nedeniyle değişik biçimde gelişir. Bu durumda kader:
        a. Rüyada geçiştirilir.
        b. Hızlı bir zaman geçişinde geçiştirilir.
        c. Zaman içinde zaman halinde geçiştirilir.
    Zaman içinde zaman deyimini tasavvuf okuyanlar bilir. Bu tanımı şöyle özetleriz : Kısaca bu olaya zaman düzleminde bir noktadan yeni bir zaman çizgisi çıkarmak diyebiliriz. Abdülkadir Geylâni Hazretleri, zaman konusunda büyük düşünce kargaşasında olan bir dervişine; abdest alırken ve sağ kolunu yıkamışken, bu uygulamayı yapmış ve onu zaman içinde zaman aleminde; bir kasabaya ışınlamıştır. Derviş orada ilk şaşkınlığı geçtikten sonra geçim derdine düşmüş, iş bulmuş, yedi yıl yaşamış evlenip iki çocuk sahibi olmuştur. Ve sonra aniden Hz. Geylani'nin «şimdi zamanı öğrendin mi?» sorusu ile kendine gelmiş ki; sol kolunu yıkıyor (Abdest almaya aynı zaman noktasında devam ediyor).
    Hayretler içinde hayal gördüğünü düşünürken Hz. Geylâni bu kez orada edindiği eşi ve çocukları getirivermiştir.
    Zaman içinde zamanın bir başka tarzı da Kur'an'da emr olunan Ashâb-ı Kehf olayıdır. Orada tersine görünen bir işlem yürümüş zaman Ashâb-ı Kehf için durmuş, dünya için işlemiştir

Dr. Halûk NURBAKİ   


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın