|
Kalbin Sesi - Teknur
Zaman
Ve Yazgı 
Zamanın
fizik ve matematik bir niteliğe sahip olması, onun belirli bir ekran olup olmama
kavramını, yani yazgı ve kaderi bu kez bilim gündemine getirdi.
Einstein diyor ki: Bir olayın evrene, yansıması ışınlar
aracılığı ile olur. Dünyanın bir yerindeki olayı aynı anda dünyanın başka bir
yerinde ışınlar aracılığı ile göre-, biliyoruz.
Şimdi şöyle bir fizik mantığına geçelim:
Dünyadan 2000 ışık yılı uzakta bir yıldıza, çok kudretli bîr
teleskop yerleştirirsek ve dünyanın Kudüs bölgesine baksak ne görürüz? Elbette
2000 yıl önce çıkan ışınları, örneğin Hz. İsa'yı ve onun hayatını.! .
Nitekim bizden 2000 ışık yılı uzaktaki bir yıldız, 1900 yıl
önce yok olsa bile biz onu hâlâ görürüz. Çünkü 2000 yıl önce çıkan ışınlar henüz
bize yeni ulaşıyor.
Elbette bu sözler zamanın akış hızı yönündedir. Ancak başta
Einstein olmak üzere bir çok fizikçi zamanın diğer buutlar gibi bir niteliğe
sahip olduğunu; mesafelerde; nasıl gerideki değerler açık bir belirginlik
gösteriyorsa, zamanın gerisinin de belirgin olduğunu kabul ediyor. Bu görüş,
yazgının değişmezliğinin bir başka ifadesidir.
Evrenin yaratılışı bir kompitür sistemindeki band üzerine
yazılmış yasalar sistemidir. Tüm olaylar, kompitürün ekranına, yazgıdaki
programın, sıra ile yansımasıdır.
Gezegenlerin ve atomların hayatlarının kesinlikle önceden
verilen programa göre olduğu fiziksel bir kuraldır. Dünyanın üzerindeki tüm doğa
olayları da kesinlikle biyolojik bir ön programla yürümektedir. Atmosferin,
oksijen oranının milyonlarca yıl eğreltilerce sağlanması ve hayvan bitki
örtüsündeki değişmez oranlar, deniz suyunda mineral oranların sabit kalması
gibi. Koziref'in deneyleri, hayat kartlarımız olan DNA Helezonlarının, zaman
enerjisini geometrik durumlarına göre çekip harcaması, kaçınılmaz bir biyolojik
yazgının varlığını ispatlayan bilimsel gerçeklerdir.
Şu halde zaman; evrende karmaşık bir koordinat; yani bir
anlamda yazgılar cetvelidir.
Bu konuda daha birçok bilimsel tartışmalar vardır. Evrenin
gelişmesi, Parite teorileri, Dağılan parçacıklar gibi teorilerin ayrıntıları da
zamanın bir yazgı alanı olduğunu doğrulayan gerçeklerdir. Konuyu fazla
dağıtmadan burada bağlamak istiyorum.
İnsanlarla eşyanın yazgısı farklıdır. Bunu da, İslâm'ın kader
üzerindeki görüşlerini inceledikten sonra anlayabileceğiz.
Eşya fizik kaderini yaşar.
Acaba insan bir pikabın iğnesi gibi kendi kaderini
nağmeleştiren bir sırra mı sahip?
Dr. Halûk NURBAKİ
|