|
Kalbin Sesi - Teknur
Felsefede Kader Tartışmaları

Dünya bilim
ve düşünce tarihinde olsun, insanın kendi iç dünyasında olsun en çok tartışılan
konulardan biri, kader konusudur.
Maddeciler, artık kaderin tartışılmasına gerek yok derler.
Halbuki kader, yeni bilimsel gerçekler karşısında Tanrı varlığını simgeleyen bir
cehreye büründü ve kader maddecilere de kaçınılmaz bir son getirdi.
Düşünürler arasında kader konusunda birbirine ters 3 görüş
vardır:
a. Fatalizm: Kayıtsız şartsız
kadercilik (eski deyimle cebriye). Çok eskiden beri hakim olan bu düşünceye göre
insanın olayların seyrine bir katkısı olamaz. Her şey büyük iradenin
yansımasından ibarettir.
b. Determinizm: Aşırı maddeci
Buhner, Meleskot ve Ekil'in ortaya attığı maddeci inanca göre; olaylar doğanın
madde yasalarından oluşur ve insana, evren gücü değil, belli fizik yasalar
etkindir.
Ne var ki; bildiğimiz naturalizm yaşatan öylesine az ki;
Determinist bir tespit yapmak imkansız. (Andre Crezom).
Zaten ünlü Newton bile, «Bizim bulduğumuz kanunlar henüz bir
mütearifedir, evren yasalarına erişemedik» demektedir.
c. «Olayları insanların
iradesi yürütür» görüşüdür ki, eski dilde cehdiye denir.
Çoğu zaman, anlamsız tartışmalara sahne olan bu görüşlerin
hiç biri İslâm kader felsefesine uymamaktadır. İnsanların iradelerinin kaderin
yapıcısı olduğunu kabul etmek, bir nevi determinizm sayılır. Çünkü insanların
iradelerini de belli noktalarda biyolojik etkilerle psikolojik davranışlar
ayarlar. Hatta insan iradesinin kadere etkili olduğu bir yerde fatalistleri de
haklı çıkarır. Bir delinin tarihte savaş çıkardığı görülmüştür. Burada irade
bağımsızlıktan ziyade iç dünyasındaki bunalım söz konusudur ki; bu kez bilinç
ötesi etkiler ve bir anlamda toplumun kaderi o noktadan yansımıştır.
Kişisel kaderlerde de Determinist bağlantıyı izah
imkansızdır. Mesela; bir olayın hazırlanmasındaki karmaşık, çelişik biyolojik
yasaları tesbit etmek imkansızdır. Ya da benzer olaylarda bile fdrklı sonlar
doğurur.
Bir kaza sırasında ise, genellikle bilinç çekilir. Refleksler
yönetimi ele alır. Burada da sonuç bir anlamda yazgıdır.
Yazgı kavramına tam bağlantı halinde ise, hukuk, ceza ve
ahlâk sistemleri yürütmek mümkün değildir.
Einstein gibi modern kaderciler ve dinlerin tümü fatalizm
yanlısıdır.
Ateist ve materyalistler determinizmden yanadır. Çıkar ve
sömürücü guruplar ise insan kaderini kendi zeka ve iradeleriyle yarattıklarını
sanırlar.
İslâmiyet, her üç görüşe belli ölçülerde karşıdır. Bir
anlamda üç görüşün bilinçli bir sentezini yapar İslâm kader anlayışında. Bunu
ilerde göreceğiz.
Ancak önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum. Kader ve onun
üzerindeki yazgı kavramlarının temelinde zaman gerçeği yatar.
Eğer, zamanı bir geçiş sıralaması sayarsak; kaderde rolü
olamaz.
Ya zaman sabit bir düzlem gibi geçmişi ve geleceği sergileyen
bir videoteyp'se; o zaman fatalistler haklı çıkar.
Determinitslerin, haklı yanları; genellikle eşyanın
kaderindedir. Bir molekül şu kadar ısıtılırsa şu kadar genleşmek onun
yazgısıdır. Atom çekirdeğine zorla bir nötron sokarsanız onun ışın salması da
bir kaderdir. ı
Fakat determinizmin bir türlü yanaşmadığı bir gerçek vardır.
O ısıtma, o nötronu sokma yazgısını kim yazmaktadır.
İslâm kader inancı da; eşyanın kaderinde fizik yaşaları var
sayar. Ancak onları başlatanın, tesadüfler değil, evren bilincinin yazgı
kompitürü olduğunu kabul eder.
Önce zaman kavramını bilimsel bir eleştiriye tabi tutalım.
Sonra kader konusunda zihinlere gelecek tüm soruları cevaplayacağız.
Dr. Halûk NURBAKİ
|