|
Kalbin Sesi - Teknur
Efendimiz Ve Fatiha

Kur'an'ın
ilk sûresi; bir anlamda özü ve önsözü olan Fatiha, Allah san'atının inceliği
içinde, efendimizi tarif eder. Mana bilimleri; «Fatiha okununca, Efendimiz
teşrif eder ve Fatiha bu güzelliği dile getirir» der.
Fatiha Kuran'ın veriliş intizamı içinde mütekellimi
(söyleyeni) çözülemeyen bir sûredir. Kelimelerin tam karşılığı
Hamd Allah'ın, Rabbil alemin, Rahman, Rahim. Dîn gününün
maliki. Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım yakarırız. Bizi sıratı
müstakime hidayet eyle. (Bizi doğru yola aydınlatarak ilet). Kendilerine nimet
verdiklerinin yoluna; sapık ve nasipsizlerin yoluna değil.
Görüldüğü gibi âyetlerin hepsinde söyleyen ayrı gibidir.
Sanki kuldan Allah'a bir dilek bir niyaz görünümü vardır (özellikle 4. - 5.
âyetler).
Halbuki Fatiha Kur'an'ın en önemli süresidir ve mütekellimi
Allah'dır. Bazı sûrelerde kulun niyazı ya da fiilleri ve de sözleri verilmiştir.
Ne var ki o ayetlerin başında : «de, de ki, dediler» gibi emirler vardır ya da :
«bana şöyle niyaz edin» şeklinde girişler vardır. Fatiha'da, söyleyeni bu
nedenle çözmek çok güçtür. Hele 4 - 5'inci ayetler hep bize, bizi gibi topluluk
ifadesi taşır.
Bu özellikler özenle seçilerek Fatiha Tanrı tarafından
lûtfedilmiştir. Acaba Fatiha neden bu esrarengiz tarzda verilmiştir? Nedeni
ehlince bellidir. Fatiha Efendimizin gönül ekranından ruh koordinatlarına
yansıyan niyazıdır.
Neden mi?
Önce Fatiha hamd'la başlar. İzah ettiğim gibi; hamd Allah'ı
tanıyarak O'nu övmektir. O'nu tanımak ancak Efendimizin san'atıdır. Ve O bütün
mü'minlere O'nun tarafından öğretilen bir san'attır.
O halde, Cenab-ı Hak âlemlerin Rabbi olan Allah'a, hamd'ı,
kulluk görevi olarak emreder. Allah; «Bu ilâhi san'at, ismiyle de tescil ettiğim
gibi sevgili Muhammed'imdir» diye Kur'an'a başlıyor. (Elest bahsinde bu sırrı
gördük). Allah ismiyle birlikte «Alemlerin Rabbi» sıfatının ilk âyette
zikredilmesi; alemlerin yaratılışına ve eleste bağlantı içindir.
İkinci âyet «rahman ve rahim» yine Efendimizi yaratış ve
sonra elestle tekrar ihya sırrını gerçekleştiren iki ilâhi sıfattır. (Geniş
açıklaması Fatiha'nın Kırk Yorumu isimli kitabımızdadır)5.
«Din gününün maliki» üçüncü âyet: «Şimdiki gelip geçici
saltanatlara aldanmayın. Dinin size haber verdiği din gününe gerçek inanın»
emridir.
Dördüncü âyet ise tamamiyle efendimizin niyazıdır. Zira
«Yalnız sana kulluk ederiz; yalnız senden yardım yakarırız» sözleri bir ferdin
söylemeye cesaret edebileceği and değildir. Zaten çoğul olması da efendimizin,
ardındaki inananları Allah'a takdim tarzı olduğunu açıkça beyan etmektedir.
Doğru yola düşmek için, Tanrı hidayetini niyaz da, bizler
adına Efendimiz'in niyazıdır.
6 - 7. âyetler de, Efendimizin yolunun tarifidir. Nimet
verilenlerin yolu ve de nasipsiz sapkınların yolu değildir.
işte efendimizin niyazı ruh koordinatlarından gönül ekranına
verildiği için, Fatiha'nın tekellüm tarzı böylesine esrarengiz ve güzeldir.
Tanrı emridir, bir kul niyazı edasmdadır. Fakat Allah kalb-i
Peygamberideki niyazı aynen âyetleştirmiş bu nedenle de «de ki, deyiniz ki» diye
bir kelime ilave etmemiştir. Eğer bu kelimeler olsaydı anlamdan niyaz-ı
Muhammedî olduğunu çıkaramazdık.
Fatiha'nın, tüm bilinmezleri açan sûre (feth sözcüğünden),
şifa veren sûre ve Kur'an'ın anası, özü gibi isimler
alması taşıdığı bu niyaz-ı Muhammedi sırrındandır.
Fatiha bu sırrı ile okununca elbette efendimizin nuru tecelli
eder. Ölülere ulaşan bir rahmet-i ilâhidir.
Fatiha'yı okudukça ve tekrar tekrar gönülden okudukça
Efendimize doğru bir adım daha atmış, O'na yaklaşmış oluruz.
Ne mutlu onlara ki, Fatiha'yı okurken gönül ekranında
Efendimizi seyrederler.
Efendimize iman budur.
(5) Fatiha'nın Kırk
Yorumu, Dr. H. Nurbaki, Damla Yayınevi.
Dr. Halûk NURBAKİ
|