|
Kalbin Sesi - Teknur
Gönül-Aşk Ve An Güzelliği

Daha önceki bahislerde
Efendimizin, Tanrı güzelliğine nasıl bir ayine olduğunu tanımlamaya çalışmıştım. Enfüs ve âfak bahisleri kavramınca, insan kalbini anlamak kolaylaşır.
İnsanın özünde madde ile madde ötesi, kalbde ağızlasır. Bu adeta afakin; yani
yüzeysel ve şekilsel yapının; aslına; özüne; enfüsüne dönüş yeridir. Mekanların
mekansızlıklara açıldığı pencere.
İşte gönül penceresi iman sırrı ile bir kez açıldı mı. mekansızlıklarda ilk etki
aşktır. Çünkü mekansızlıklar Tanrı güzelliğinin yansıdığı sonsuz yüzeylerdir.
(Bu tezad 'zıdlık' değildir. Mekan sayılı yüzeylerin geometrik yeridir).
Daha önce izaha çalıştığım gibi. Tanrı güzelliği Efendimiz? aynasına
yansıdığından; gönül projektörü yönelince Efendimizden yansıyan çok özel bir
güzellik doğar. Bu, güzelin çok güzel olan bir anı gibidir. Bu ışına, bu seyre
an güzelliği denir. Zamanların erişemediği bu güzellik bir an parlamıştır. Bu
anın, tüm zaman boyunca sihri gönülden çıkmaz.
İşte İslâm yüceleri tarifi imkansız bu güzelliği seyretmiştir. Bir Yunus'un, bir
Mevlana'nın şiiri bu An Güzelliğinden dökülmüş, bir Fuzuli'nin aşkı tarifi bu
güzellikten yansımıştır.
Elbette, ömründe bir kez tatlı yememişe, balı anlatamazsınız.
Fakat o tatlıyı yememişler, çoğunlukta da olsa, bal vardır.
Gönül (enfüs sırrı) sevgi ve cazibeyi zorunlu bir coşkuyla emer, güzelliğin
sonsuz mekanlarına doğru açılır.
Ve sonra Tanrısal tecelliler (iletişim ve yansımalar) doğar.
Böylece ya ayrılıklar, firkat ve özlemler; ya seyretmenin, kavuşmanın, yok
olmanın coşkusu doğar.
Aşk, sevgi ve güzelliğin kuralları, maddeye hiç benzemez. Özellikle
okuyucularımdan bu noktanın inceliğine çok dikkat etmelerini rica ederim.
Aşkda özlem ve firkat mutsuzluk sanılır. Yanlış. O aşkın özel bir zevkidir.
Yine aşkda sevenle sevilen ayrılamaz. Hz. Mevlâna der ki:
Siz hep bülbülün aşk şarkısını dinler, onun iniltisine yanarsınız.
Pekiyi, gülün kadife teninden açılan goncası ve nazlı kokusu bir özlem şarkısı
değil midir?
Efendimizin sonsuz güzellik titreşiminde özel bir nokta, O'nun kulluk noktasında
yaşama sırrıdır. Allah'ın güzellik tecellisi ile oluş ve buluş son noktasına
ulaşmış, sonra kulluk noktasına dönüp onun yansımasını özlem ve hasretle
beklemiştir.
Ve de Uhud'daki tecelli, bu raksların bir özel mekanıdır.
Aşk, hasret ve güzellik sanılmasın ki; bir gül bahçesi masalıdır.
Hayatın her anında yaşayan bir san'attır aşk. Davranışların, vicdanın her
noktasında o yaşar, bu nedenle de, sevgisi olmayanın vicdanı olmaz.
Efendimiz getirdiği sevgi dalgaları ile insanlara bir vicdan bağışlamıştır.
Dr. Halûk NURBAKİ
|