Kur'an
şüphesiz tüm insanlara hitap eder. Ama önce efendimize. Çünkü Tanrı'yı
efendimizden iyi anlayan olmadığına göre; Kur'an öncelikle efendimize hitap
eder. Bu açıdan her âyet efendimize ait bir inceliği özünde tarif eder. Ancak,
biz ayrıntılarda bu öz manaları nakletmeyeceğiz.
Açık ve net olarak efendimizi bize anlatan âyetlerden
bazılarını özetleyeceğim :
1. Seni evrenlere ancak rahmet olarak gönderdik.
2. Ben ve meleklerim (Ben Allah iken) salavat
getiririz (O'nu sevgi ile yücelterek anarız). Ey insanlar siz de, O'nu sevgi ve
saygı ile anıp bana iletin ben peygamberime yansıtayım.
3. Sen ne güzel bir ahlâk üzerindesin.
4. Ey kat kat esrara bürünen kalk; insanları aydınlat.
(Müddessir suresi).
5. Biz sana kevseri (tüm varlıklar denizini) verdik.
6. Sen varlıklar için belde-i eminsin (güvence olan
iklimsin), teklik sırrına çoklukları sen iletirsin. Seni yaratılışın en güzel
katından yarattım (Tin suresi).
7. O bana, mırac'a gelirken tüm evrenleri ayaklarına
serdim. Hiç bir şeye bakmadan -ve eğilim göstermeden- yalnız bana döndü (Sure-i
Necm).
8. Senin gönlünü açdık, şanını yücelttik. (S.
İnşirah). (Senin gönlüne sonsuz mekanlar verdik ve güzelliğini seyrettik).
9. O mekanların bittiği, sınırların maverasında
Sidretü'l-Müntehâ'yı aştı. İki yay arasından daha yakın (Kaabe kavseyn) tekliğe
ayine oldu. (S. Necm).
10. Şüphesiz Rabbın sana verecek, sen de hosnudluğun
sonsuzuna ereceksin. (S. Duha). (Her an ayrı şeenle tecelli ederek buluşun
sonsuz zevkini alacaksın).
Evvelce değindiğim gibi Kur'an'ın her âyetinde bazan açıkça,
bazan gizli,, efendimize, O'nun yüce sırrına bir işaret vardır.
Bu nedenle bir âşıkın dediği gibi : Kur'an, efendimize
Allah'ın sevgi dolu bir övgüsüdür.
İnsanların efendimizi tam gerçeğiyle anlaması mümkün
değildir. Efendimiz çokluktaki varlıkların tümünü vahdete; tekliğe ileten bir
intikal merkezidir.
Bir anlamda ufuktaki en gaye kuldur; bir anlamda da kulluğun
bittiği, ilâhi tekliğin yansıdığı noktadır.
Kur'an Allah'ın ahadiyetini, kendi öz ve benzersiz tekliğini,
kesinlikle koruyan çizgileri çizmiş. Sonra teklikten çokluğa doğru intikalleri,
evrenlerin niteliklerini ve yoğunluklarını kat kat açmıştır. Ve insanı, Adem
örneği üzerinde sınırlamış, onu nefsi, gönlü (kalbi) ve ruhu ile tartışmasız
niteliği içinde çokluk alemindeki yerine koymuştur. Allah sıfatlarının; bir
anlamda çokluk yansımalarının sonucu; insan ve diğer varlıklar yaratılmıştır.
İnsan farklı olarak Allah güzelliğine ayna olmuştur. Ve kesinlikle Allah'a ait
bir parça değildir.
Ne var ki onda, çokluklar sisteminde kendinin çokluk
niteliklerini terketme (nefs arınması) sırrı vardır. Bu da ilahlaşma değil;
çoklukların kişisel varlıktan kurtulmasıdır. İşte bu yetenek doğrudan doğruya
efendimizin san'atıdır. Bundan sonraki bölümlerde bu sırrı açmaya çalışacağım.