|
Kalbin Sesi - Teknur
Efendimizin Bilimsel Mucizeleri

Efendimiz'in
İslâmiyeti yaymaya başladığı günlerde O'ndan mucize isteyenlere cevabı:
«Akıl sahipleri için, evren mucizedir. Aklı olmayanlara hiç
bir mucize etki etmez, sihir der te'vil ederler» buyurmuştur.
Kur'an Tanrı kitabıdır, elbette onun Tanrı kitabı olduğunu
kabul etmek, efendimize imanı kesinleştirir. Şüphesiz Kur'an'ın tümü bir
mucizedir.
Ben özellikle meraklı gençlere efendimizin bir kaç tıbbî
mucizesini nakledeceğim.
Tıbbî Emirleri :
Hayvanlardan insanlara muhtelif hastalıklar geçer. Bunlardan
iki öldürücü kist vardır. Biri trişinoz (domuzla geçer), ikincisi kist hidatik
(köpekle geçer). 15 asır önce böyle hastalıklar ve hayvanlarla ilgisi kesinlikle
bilinmiyordu.
Hikmetlerin incesine bakın ki, köpekten geçen kist onun
pisliği aracılığı ile geçer. Dilinde ve tüyünde yumurtası bulunur. Köpeğin
kaplara bulaşması ve onunla oynaşılması yasaklanmıştır. Trişinoz, domuz etinin
yenmesiyle geçer, onun yenmesi yasaklanmıştır.
Gerçi domuzun haram oluşu Kur'an emridir. Ancak bu bölümün
kaleme alınma nedeni zaten efendimizin peygamberliğine bilimsel delillerden ve
ondan gelen emirlerin Allah tarafından verilen emirler olduğu gerçeğidir.
Bu kadar ayrıntılı biyolojik bilginin karşısında hâlâ dudak
büken olursa bilim gelir, o dudağı koparır atar.
a. «Bir yerde kolera ve veba varsa oraya girmeyin,
orada iseniz çıkmayın.» 15 asır önce hastalıklar cinlere, sıcağa bağlanıyordu.
Halbuki efendimiz bu hadisle hem portörleri tanımlıyor, hem en modern karantina
yasasını getiriyordu.
Nitekim, efendimizin emirlerine saygılı olduğu yıllarda,
bütün Avrupa kolera ve vebadan kırılır, Asya kırılır, — iki grubun arasındaki —
İslâm topraklarında kolera ve veba nadir görülürdü.
b. Efendimiz cüzzamlılarla oturur sohbet eder hatta
yemek yerdi.
Böylece cüzzamın sirayetinin zor olduğunu anlatırdı. Bir
emirle de onun bulaşıcı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerektiğini bildirdi.
«Cüzzamlılardan arslandan kaçar gibi kaçınız.» Bu emirde
arslan kelimesinin sırrı sonra anlaşıldı. Cüzzamm en ilginç belirtilerinden
biri:
Facies lionalis : arslan çehredir.
15 asır boyunca Asya ve Avrupa'da cüzzamlılar akıl almaz
hakaret ve işkence gördüler, islâm toplumunda ise yakınlık şefkat ve şifahaneler.
Ancak 20. yüzyılın son yarısında dünya merhamet elini cüzzamlılara uzatabildi.
c. Veremliler eski yıllarda evlerin kuytu köşelerinde
ölüme terk edilirdi. İlk kez efendimiz ateş ve öksürükle uzayan hastalıklıları
dağdaki çobanların yanına verdi ve İslâm toplumu içinde hem sirayeti önledi, hem
de paravantaryum uygulamasını öğretti.
d. Arabistan'da sıcak nedeni ile göz iltihapları çok
yaygındı efendimizin iltihaplı göz hastalıkları için teklifi:
«Bir mantar alın onu küflendirin, sonra bir ince demiri
ateşde önce kızdırıp sonra soğutarak o küfe sürün ve gözlerinize sürme gibi
çekin.»
Evet antibiotik de efendimizden.
e. Hastalıklarla ilgili ilginç bir tavsiyesi,
yaşlılara «ara sıra aksırınız» emridir. (Son asırlarda enfiye tiryakiliği belki
de bu tavsiyeye uyma amacından doğmuştur).
Ünlü bir Fransız doktoru yüzyılımızda bu emirden elbette
habersiz, kronik hastalarını bir bagetle burnu tahriş ederek tedavi yolu seçti.
Bunun amacı bilimsel bir gerçeği dile getiriyordu. Bütün reflexler arasında
Hipotalamustan geçen tek reflex, aksırma refleksidir. Hlpotalamus ise hayatî
merkezlerin bulunduğu bir bölge olup uyarılması ciddi durgunlukları giderecek
niteliktedir.
f. Efendimizin gerçek ölümü tarifi çok ilginçtir:
«Canlılara hasta ve zor durumlannda su verin» diye emrettiklerinde, biri sordu :
«Ne kadar ağır hasta olsa da mı?»
Efendimizin cevabı:
«Karaciğerinde su kalan her mahluka su verin, yaşama şansı
vardır.»
O gün için bu tarifi anlamak mümkün değildi, modern su
iyonları araştırmaları, su iyonları organizasyonunun karaciğer aracılığı ile
yapıldığını ve son su molekülünün orada biteceğini, harikalar harikası bir
tesbitle doğruluyor.
g. Efendimizin 14 asır öncesi insanlara öğrettiği
temizliği, yıkanmayı, diş sağlığını, modern toplumlar bu asrın başında öğrendi.
Hâlâ dünyada yaşayan insanların üçte ikisinden fazlası yıkanmasını bilmiyor.
14 asır önce su ve sağlıkla ilgili temizlik yasalarının
gelişi başlı başına bir mucizedir. Bahsi bitirirken çoğumuzun bilmediği bir
hikmeti açıklamak istiyorum :
Abdest almak!
İnsanlar gerçi efendimizden 14 asır sonra yıkanmayı öğrendi,
fakat abdest almak yıkanmanın ötesinde bir sağlık esrarı taşıyor.
Bilindiği gibi her İslâmın gün aşırı veya her gün yıkanması,
el, yüz, burun, ağız, kol ve ayaklarını ise günde en az üç defa yıkaması
zorunludur, bunun dîni esasları Sonsuz Nur.'da 3 açıklanmıştır.
Önce suyun beden üzerine etkilerini, bilimsel olarak
inceleyelim :
a. Su özellikle büyük yüzeylerde deriye temas edince,
dolaşım sisteminde büyük bir uyarılma meydana getirir. Vücudun yüzeyinde,
damarın sinirlerindeki daralma ve genişleme (sıcaklık farkına göre) iç
organlardaki kanla, yüzeydeki kan arasında büyük çapta değişme sağlar. Başlı
başına bu olay bile paha biçilmez bir sağlık reçetesidir.
Kaldı ki bu uyarılmalar, sık sık tekrar ettiği takdirde
dolaşımın aksadığı noktalarda biriken toksinlerin kolay dağılmasını sağlar.
Kan hacmindeki bu hızlı sia değişmesi aynı zamanda damarlara
bir jimnastik niteliğindedir. Kan basıncında sabit yükselmeler, damar
cidarlarında bir anlamda esnekliğin kaybolmasıdır. Elbette kan basıncı
bozuklukları yalnız yıkanmakla giderilmez, ne var ki damarların genç yaşlarda bu
ekzersize katılmasının hayatî önemi büyüktür.
Bu değişmeler beyin dolaşımı açısından büsbütün önemi
haizdir. Dolaşımın çok sıhhatli olması gereği özellikle beyin dolaşımındadır.
Abdest alırken (günlük abdestler) özellikle beyin dolaşımı büyük hareket kazanır
(yüz, burun, ağız).
Bu cihetle efendimiz bir sohbetinde bu gerçeği açıklamış;
«Siz bunamazsınız; abdest alıyorsunuz» buyurmuştur.
Özellikle burun yıkamasının orta beyni tembih eniğine evvelce
temas etmiştim.
b. Suyun yıkanırken sağlığa kazandırdığı ikinci bir
yarar bitkisel sinir sistemi üzerindedir. Farklı ısıdaki suyun yaptığı
psikoterapi herkesçe bilinmektedir. Tıbbın tam içine girmemiş olmakla beraber,
vücudun bir biomanyetik alanı olduğu bilinmektedir. Sanılıyor ki yıkanma vücut
yüzeyinde biriken elektronik dengesizlikleri gidermektedir. Etkinlik mekanizması
hangi yoldan olursa olsun bitkisel sinir sistemindeki denge aksamalarını,
yıkanma, özellikle abdest alma şeklindeki devamlı uygulama kesinlikle
düzeltmektedir.
c. Suyun, daha doğrusu abdest alma şeklindeki
uygulamanın en ilginç yararı ise, korunma sistemi üzerinedir.
Bilindiği gibi beyaz kan dolaşımı çok ince damarlar aracılığı
ile vücudun her noktasında korunmayı temin eder (lenfatik dolaşım).- Bu dolaşım
kanser dahil tüm hastalıklardan korunmanın en ciddi sonucunu teşkil eder. Bu
sistemin sağlıklı çalışması da tıpkı normal dolaşımda saydığımız kurallara
bağlıdır. Abdest alma, tasavvurun ötesinde yararlıdır.
Abdest almanın şekli özellikle lenf dolaşımı için sanki özel
bir tariftir. Boynun ıslak elle silinmesinden, ağız ve burnun defalarca
yıkanmasından tutun da dolaşımın en uzak noktalardan tenbihi demek olan el ayak
yıkanmasına kadar her uygulama bu sistem için paha biçilmez yarar sağlar.
Ve bütün bu hikmetleri kapsayan büyük sağlık reçetesi, bir
ibadet ciddiyeti içinde, 15 asır önce elini bile yıkamaktan aciz insanoğluna
getiriliyor.
Yalnız bu mucize efendimizin peygamberliği için kaçınılmaz
bir ilmî mucize değil midir?
Abdest almanın bu maddesel yararları dışında elbette manaya
yansıyan nice sırları vardır. Bunlara başka bir kitabımızda değindik4, önemli
olan Allah'ın ibadete çağırdığı insanoğluna peşin ödediği sağlık bahsindeki
sırrın hikmetidir.
Kendini âlim sanıp, efendimizi yalnız dâhî kabul ederek
peygamberliğine inanmayanlar, defalarca abdest alarak beyinlerindeki anlayış
durgunluğunu gidermedikçe bu kadar acık gerçeği göremezler.
Dr. Halûk NURBAKİ
|