Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Teknur

 Hazreti Musa'ya İman

    Hz. Musa da Hz. İbrahim gibi mananın birçok sırlarını aktarmıştır. Bu nedenle İslâmlar arasında ayrı bir yeri vardır. Onun sırlarına değinmeden önce iki önemli noktayı açıklığa kavuşturacağım:
    a. Kur'an emri gereği tüm peygamberlere eşit saygı göstermemiz ve onlardaki tecellileri şahıslarına değil Tanrı'ya has kabul etmemiz gereğidir.
    b. Peygamberlerin büyük çoğunluğunun israilden gelmesi gerçeğidir. İsrail kavmi kendi milliyetçi kadrosunu ve temelde inançlarını devamlı koruduğu için bilimde ve ekonomide çok başarılı olmuştur. Asr-ı Saadet'ten önce bu kavimden çok peygamber gelmiştir. Bunun yorumu şöyledir :
        1 — Peygamberler toplumun ihtiyaçları gereği gönderilir. Yahudiler, çok hareketli bir millettir. İsyanları peygamber sayısını artırmıştır.
        2 — Adem'den bu yana bir çok kavimler yeryüzüne dağılıp, uluslar, uygarlıklar kurmuşlar; Yahudiler hep merkezde kalmıştır.
        3 — Binlerce peygamber geldiği hadiselerden anlaşılmaktadır. Bunlardan yirmiye yakınının israilden gelmesi, öykülerin yakın dünyada sürmesi, onlardan çok peygamber geldiği intibaını uyandırmaktadır.
    Hazreti Musa'nın hikmetine ve öykülerine gelince;
    a) Hz. Musa, Firavun'un bütün ters çabalarına rağmen onun sarayında büyümüştür (Hz. Musa'nın doğacağı Firavun'a falcılarca bildirildi, o da tüm Yahudi çocuklarını kestirip ondan kurtulduğunu sandı).
    b) Hz. Musa fakir ve sömürülmüş güçleri, inkar ve zulmün bütün gücüne karşı korkusuzca savundu ve o güçlü Firavun'u yerle bir etti.
    c) Sahte ilmi (sihirbazların yılanlarını) gerçek ilim ile (Musa'nın asası) yenmesini bildi.
    d) Hz. Musa Hızır'la (mana) tanıştı ve manadan bize
    örnekler aktardı.
    e) Hz. Musa tüm mucizelerine rağmen kavminin tekrar azıp, altına taptığını gördüğünde, ilâhi sırrın tecellisini sezdi ve insanların; özellikle İsrail'in madde ihtirasını didik didik inceleyip bize aktardı.
    Şu halde Musa'nın öykülerinde temelde üç esrarı öğreniyoruz :
        1 — Mananın inceliklerini, tecellideki sonsuz kudreti,
        2 — Zulme ve inkâra karşı güçsüzleri savunmanın ve bu yolda mücadelenin kutsallığını ve zaferin kuvvette değil hakta olduğunu,
        3 — İnsanların özünde bulunan sapkınlığın ve yanılgının tükenmeyeceği (Bakara öyküsü) gerçeğini. Onu, iman ve yücelme eğitimiyle önleyebileceğimizi ve bir an bile haktan ayırmamanın gereğini.

Dr. Halûk NURBAKİ   


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın