|
Kalbin Sesi - Teknur
Bilime İsyan Ateizm

Birinci
bahiste dile getirdiğimiz on gözlem; akıl sahipleri için, Allah varlığının nasıl
kaçınılmaz bir bilimsel yasa olduğunu apaçık göstermiştir.
Ne var ki Allah'ı inkar çılgınlığı gerçek bilimden habersiz zihinlerde hâlâ
yıkımını sürdürmektedir.
Bilimin altın devrini yaşadığı çağımızda Tanrı nasıl inkar edilir? Nemrud'un
cahil isyanı hâlâ nasıl yaşar? Bu sorunun cevabını beraber çözeceğiz :
Ondokuzuncu asrın başında başlayıp yirminci asrın ilk yarısına kadar süren
materyalist fırtına, peşinde ateizm belasını da sürüklemiştir. Başlangıçta masum
bir züppelik gibi gelişen inkarcılık, sonunda politika kazanına düşmüş veba gibi
salgınlar yaparak, masum milyonları zehirlemiştir.
İlkokul çağındaki çocuklara, insafsız maddeciler bu zehiri zorla içirmişler,
kütlelerin beyinlerini yıkamışlardır. Sonunda nefretler, kinler ve ızdırap dolu
bir dünya çıkmış ortaya. Uygarlığın tüm çabaları bu kan ve dehşet dolu kavgalara
set çekememiştir.
Bugün insanların büyük çoğunluğu maddeci felsefenin çöktüğünü, bilim karşısında
Allah'ı inkar etmenin bilime isyan demek olduğunu bilmemektedir. Zira
maddeciler, geniş halk kütlelerini bu isyana sürüklerken mücadelelerini bilim
adına yapıyormuşcasına yutturmuşlardır...
İşte, bu bahsi yazmaktan amacımız, ateistlerin bu şarlatan oyunlarını bozmak,
ortaya attıkları tüm yanlış iddiaları bilimsel yoldan yok etmektir.
Maddeci ve inkarcıların yüzyıldır köhnemiş sözlerini teker teker didikleyecek,
zihinlere soktukları inkar dikenlerini bir bir ayıklayacağım.
Bu çaba tüm bilim adamlarına düşen tarihi bir görevdir. Bilimin kutsallığı bizi
buna mecbur eder.
Allah'ı inkar edenler bilimi kekelemekten ellerini çekip, Ebucehil'in (cahiller
babası) saflarına dönmelidir.
Bilim kentinde Tanrı'yı inkara vize yoktur.
Ateist ve materyalistlerin inkar sloganları nedir? Daha önemlisi ustaca demogoji
ve hilelerini nasıl yürütürler, bunu iyi bilmek gerekir. Yoksa mesnetlerinin
çürüklüğüne rağmen günümüze dek borularını öttürmeleri imkansızdı.
Onlar ondokuzuncu yüzyılın cılız bilgilerini allayıp pullayarak değişmez bilim
yasaları biçiminde büyük insan topluluklarına yutturdular.
Biliyorlardı ki fizik ve biyolojideki gerçekleri insanların pek azı rnerak eder.
Birçokları söylenen ve yazılanın etkisinde kalır.
Bu metodlarına 2 örnek vereceğim :
a. Appandisit bağırsağı (Appandice. P.V.) geçen yüzyıldan bu yana görevsiz bir
organ, hatta evrimin bir artığı sanılırdı. Son yirmi yılda anlaşıldı ki; bu
bağırsak, tüm bağırsaklar arasında görevi en çok olandır ve evrim artığı da
değildir.
Ne çare ki insanlar konunun ilk bölümünü duymuş okumuş, üzerine nice masallar
uydurulmuştur. İkinci bölümünden kimin haberi ola...
b. British Museum'da bilimde piltdown insanı diye anılan bir baş iskeleti teşhir
edildi. Tam kırk yıl bu iskelet, maymunla insan arasındaki evrim örneği olarak
tanıtıldı. Üstüne konferanslar tertip edildi, kitaplar yazıldı. 500.000 yıl önce
yaşadığı anlatıldı. 1952'de iskeletin sahteliği bilim heyeti tarafından
açıklandı.
Olayın ilk bölümüyle milyonlarca insan ateizm yararına kandırıldı. Sonuçtan kaç
kişinin haberi oldu? Bu iki maddenin ayrıntılarına ilerde değineceğim.
Ateistlerin bir marifeti de fizik ve matematiğe sahip çıkma çabalarıdır. Ateizm
ve maddeciliğin karşısına çıkınca, sizi bu iki temel ilmi inkar ediyor sayarlar.
Fizik ve matematiğin en büyük ustaları : Einstein, Hilbert, Heiseriberg, Fermi,
Broglie, Dirac ve Jordan Allah'a ve madde ötesine inandıkları halde, sıradan bir
bilim adamı, ya da aydın, inkarı meziyet saydı. İnananları cehl ile kınadı. İlme
ihanetle suçladı.
Bugün maddeci ve ateistlerin sırça köşkü yukarıda saydığım bilim adamlarının da
dahiyane katkıları ile yıkılmıştır. Ne çare ki onun gölgesi ardında Nemrut ve
Firavun oyunları sürüp gitmektedir.
Ancak biz, zihinlerdeki o korkunç zehirleri temizlemek
için tek tek ateist düşünceleri eritip yok etmek zorundayız.
Materyalist ve ateistlerin 4 eskimiş mesnetleri vardır:
1. Evren maddeden ibarettir, madde ötesi varlık olamaz ve madde tesadüflerin bir
bileşkesidir.
2. Canlılar tek hücreden evrimle gelişmiştir, doğanın güçsüzleri ayıklaması bir
gelişme doğurmuştur.
3. İnsan maymundan gelişmiştir, ruh ve benzeri yetenekler yoktur.
4. Ölümle herşey biter, bir başka hayat yoktur.
Bu görüşlerin cevabını ayrıntıları incelerken vereceğiz.
Dr. Halûk NURBAKİ
|